Sanal dünyayı kim fethedecek?

Sanal dünyayı kim fethedecek?

ABD’de “sorunlu gençler”in askeri yöntemlerle adam edilmesini anlatan 2007 tarihli Ölüm Kampı (Boot Camp) adlı film bizim televizyonlarda da arada bir yayınlanır.

ABD’de “sorunlu gençler”in askeri yöntemlerle adam edilmesini anlatan 2007 tarihli Ölüm Kampı (Boot Camp) adlı film bizim televizyonlarda da arada bir yayınlanır. Film, ailelerin, baş belası olarak gördükleri çocuklarını gönderdikleri kampta yaşanan cehennem hayatını anlatır. Anglo Sakson dünyada “antisosyal davranışlar” gösteren gençlerin büyük bir sorun kaynağı olarak görüldüğünü biliriz de, duruma demokratik yollar dışında bulunan, kamp gibi çözümler, pek gün yüzüne çıkmamış bir durumu açığa çıkarır. Sözüm ona en özgürlükçü ülkelerin totaliter birer “otomatik portakal” ülkeleri olduğu gerçeğidir bu. Ve sanılır ki, böyle sosyal rehabilitasyon kampları sadece kara ütopya romanlarında ya da filmlerinde olur. Değilse; bir yerde faşizan yöntemlerle işleyen rehabilitasyon kampları kurulacaksa orası mutlaka bir üçüncü dünya ülkesi olmalıdır.Nitekim Çin’den gelen son haberlere göre İnternet bağımlısı gençler için açılan rehabilitasyon kamplarında meydana gelen ölümler, ülke Üçüncü Dünya kategorisinde sayıldığından, başka karanlık imgelerden oluşan bir tabloyu tamamlıyor ve ondan beklenir görülüyor. Çin gençliği arasında giderek artan İnternet bağımlılığının Çin işkencesi denilebilecek yöntemlerle tedavisinin ölümcül sonuçlarını basına yansıdığı kadarıyla biliyoruz. Ama bu kapalı kutuda gerçek rakamlara ulaşmak en azından şu sıra mümkün değil.Fakat Çinlilerin İnternet yüzünden Çin hükümeti ile yaşadığı sorunlar bununla bitmiyor. Hükümet, yurttaşlarının zararlı bilgiler edinmelerini önlemek için çeşitli sitelere girişleri yasakladığı gibi google ile, e-posta hizmeti veren gmail servisini çalışamaz duruma getirdi. Google şirketiyle Çin hükümeti arasındaki restleşmeler de basına yansıdı. Büyük bir reklam alan olarak Google durumdan rahatsız, burnundan kıl aldırmayan hükümetin ise facebook, twitter gibi sosyal paylaşım ağlarını da hedeflediği anlaşılıyor. Çin gençleri ise devlet eliyle yapılan hacker’lığa karşı, yasaklanan sitelere ulaşabilmek için sanal dünyada dolaylı yollar deneyerek dolanabilme özgürlüğünü elde etmeye çalışıyor.Çin’deki, şiddeti artmış İnternet savaşlarında ve bizde uzun zamandır YouTube erişiminin devlet eliyle yasaklanmasında görüldüğü gibi böyle şeyler evet, üçüncü dünya ülkelerinde olabiliyor. Tamam da, geçen haftalarda Google’un müzik paylaşımı yapan blogları, telif haklarını öne sürerek yasaklaması Üçüncü Dünya’da gerçekleşmedi. Google arama motorundan başlığına ulaştığınız bir makaleyi edinmek isterken kredi kartıyla bedelini ödeme talebinin karşınıza çıkması da bilginin özgürlük demek olduğuna inanılan demokratik Batı ülkelerinde gerçekleşiyor. Eposta yazışmalarınızın, hangi sitelere girip çıktığınızın takibi de oralarda yapılıyor, Mobese kayıtları da orada izleniyor, indirdiğiniz şarkıların hesabı da orada kesiliyor. Dünya büyük bir kampmış gibi, attığınız her adım gözetim altında olarak İnternet sayesinde rehabilite etmenin yolunu da önce Birinci, İkinci Dünya buldu.Demek ki, İnternetin özgürce kullanılabileceği, bilgiye kolaylıkla ulaşılabileceği bir dünya hiçbir yerde yok. Tersine, ulaşmak istediği bilgi için genellikle bir bedel ödemek zorunda İnternet kullanıcısı. Bu bedel bazen piyasa koşullarınca belirleniyor bazen de İnternette dolaşmak düpedüz mahremiyetin tehdit edildiği bir bağlama girmeyi kabul etmek anlamına geliyor. Fakat elbette İnternet ile ilgili maceramız totaliter hevesler yüzünden oluşmuş kara tablodan ibaret değil. Bugün Türkiye’de isteyen herkes, devlet yasağına rağmen YouTube’a erişmenin bir yolunu buldu. Devletin çeşitli kurumlarının İnternetten yayınladığı bir emuhtıraya karşı aynı sanal zeminde, paylaşım sitelerinde anında ortaya çıkan refleks ve İnternet aracılığıyla kuruluveren örgütlenmeler de gerçek hayattaki mücadeleye benzer bir mücadelenin İnternet üzerinde de sürdüğünü gösteriyor.Ölüm Kampı’na tıkılan gençler kamp içindeki mücadeleleri sonucunda o faşizan dünyayı yerle bir etmişlerdi. Çinli gençler rehabilitasyon odalarında Çin işkencesine maruz kalmalarına rağmen hükümetin İnternete çektiği perdeyi hack’lamaktan vazgeçmiyor. Ne de olsa totaliterizme karşı verilen mücadele bir sınıf mücadelesi; ister Batı’da ister Doğu’da olsun İnternet bu mücadelenin elverişli zeminlerinden biri. Sınıfsız imtiyazsız bir sanal dünyadan söz edilemez. Oradaki ve gerçek hayattaki sınıf mücadelesini kim kazanırsa sanal dünya onun olacak artık.
Nuray Sancar
www.evrensel.net