27 Şubat 2010 05:00

HAYAT YAZILARI

Hani küçük çocuklara bir şey tembihlersiniz büyüklerine söylememesi için. O da anne babasını görür görmez yetiştirir.

Paylaş

Hani küçük çocuklara bir şey tembihlersiniz büyüklerine söylememesi için. O da anne babasını görür görmez yetiştirir. Yalan söylediğini söyleyiş biçiminden anlarsınız.
Türkiye, yalan üzerine kurulu yönetim geleneğine yeni bir halka daha ekledi. Bir haftadır yargı bağımsızlığı konusunu tartışıyoruz. İki eski kuvvet komutanı, bir türlü emniyetten çıkarılıp savcılığa götürülemiyor. Nihayet Köşk’te yapılan üçlü zirveden sonra ifadesi alınan iki komutan, tutuklama talebi olmadığı için serbest bırakılıyor.
Sonra siz, vatandaşın bağımsız yargı edebiyatına inanmasını isteyeceksiniz. Türkiye’de her şeyin pazarlık usulü gittiğini açıkça gösteren bu süreçten sonra, yaşananların tesadüf olduğuna inanmamızı kim bekleyebilir?
Daha önce bu filmi iki kez daha seyrettiğimizi ben hatırlıyorum. Birincisi Şemdinli sonrasında ki, sonucunu hepimiz biliyoruz. İkincisi, yine etkin isimlerin adının geçtiği bir Ergenekon dalgasından sonra yapılan ziyaretlerle iş tatlıya bağlanmıştı. Ergenekon davası gibi tutuklu yargılanan Kürt siyasetçilerin davasında da açıkça bir pazarlık yapılmak isteniyor.
Siyasette elbette müzakere olur. Ama bu iş için yargı ve adalet silahını kullanmaya kalkarsanız, iş başka bir noktaya varır. Bu tercih, bir kez alışkanlık haline gelmeye başladı mı, artık kimin kime karşı kullanacağını da kestiremezsiniz.
Bütün bunların üzerine çıkıp gözümüzün içine baka baka resmi açıklamalar yapılması ise işin bir başka utanç boyutu. Kurumlar arası uyum, hukuka saygı gibi ifadeler, bu nedenle toplum hafızasında yalama yapmıştır.
Bu nedenle, güvenin en az olduğu kurumlar sıralamasında, siyaset başı çekmektedir.
Bürokrasiye olan güven sarsıldığında bunun bir müeyyidesi yoktur. Ancak siyasete olan güven sarsıldığında, bunun hesabı sandıkta sorulur. Halkın soracağı hesabı her zaman ihmal edilebilir görmek, Türkiye siyasetçisinin bildik tercihi olmuştur. Askeri ikna etmeyi halkı ikna etmekten daha önemli gören zihin dünyası aşılmadan, sahici bir sivilleşme asla gerçekleşemez.
Siyaseti şamar oğlanına çeviren, yine bizzat siyasetçilerin kendisidir. Bunu bir kez daha tecrübe etmiş olduk.
Ayhan Bilgen
ÖNCEKİ HABER

DİYARBAKIR’DAN ‘AÇILIM’ NOTLARI 1

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İsraf düzenini tasarruf düzenine dönüştüreceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa