27 Şubat 2010 05:00

YENİ DÜNYA

Küresel krizle birlikte ekonomi çevrelerinde egemen sınıfın iktisat politikalarında bir kayma yaşanacağına dair beklentiler de canlanmıştı.

Paylaş

Küresel krizle birlikte ekonomi çevrelerinde egemen sınıfın iktisat politikalarında bir kayma yaşanacağına dair beklentiler de canlanmıştı. Özellikle Krugman, Akerlof, Schiller gibi kendini Keynezyen olarak tanımlayan iktisatçılar, 1929 krizi ile paralellikler kurarak devletin ekonomiye daha müdahil olduğu, gelir dağılımının düzeltilerek geniş kitlelerin tüketimin gücünün büyümeyi destekleyecek seviyelere çekildiği, devletin sosyal niteliklerinin ön plana çıkarıldığı bir evrim sürecinin kaçınılmaz olduğunu öngörmüşlerdi. Sınıfsal dengelerden bağımsız, yalnızca ekonomik değişkenler üzerinden bir siyasal dönüşüm beklentisinin, diğer bir deyişle “ekonomik determinizmin” ne denli sorunlu olduğunu bir kez daha yaşadık ve öğrendik.
1929 krizi ve Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan “sosyal devlet” uygulaması, hiçbir zaman kapitalist sınıfın bir tercihi olarak ortaya çıkmamıştı. Keynezyenlerin büyük önem atfettiği “New Deal”, ABD Başkanı Roosevelt’in bir icadı olmaktan ziyade, içerideki muhalefeti yatıştırmak amacıyla verilmiş bir tavizdi. Ekim Devrimi sonrası uluslararası alanda güçlenen işçi hareketi, Amerikan siyasetinde de ağırlık kazanmış, sosyalist adayların seçimlerde aldıkları oylar tarihsel olarak en yüksek seviyelere ulaşmıştı. 1929 krizi, işçi sınıfı örgütlülüğünün üst seviyelerde olduğu, işçi direnişlerinin giderek politikleştiği bir dönemde vurmuştur ABD ekonomisini. 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sında da durum çok farklı değildi. Birçok ülkede komünist partilerin faşizme karşı kararlı direnişi bu partilere dönük sempatiyi beslemiş, sosyalist ve kapitalist iki kampa bölünen kıtada karşılıklı propaganda savaşı egemen sınıfı büyük tavizlere zorlamıştı.
2008 krizi ise ekonomik dinamikleri 1929 krizi ile benzeşmekle birlikte, siyasi dengeler açısından işçi sınıfının örgütlülük düzeyinin en alt seviyede olduğu bir dönemde yakaladı işçi sınıfını. Bu durumu tümüyle sendikacıların basiretsizliğine indirgemek de elbette bizi yanıltacaktır. Gerçek şu ki, 1990’lardan itibaren küresel ölçekte yaygınlaşan esnek üretim süreci, sendikaların altını oymakta ve oymaya devam edecek. Bugün ÇUŞ’lerin (Çok Uluslu Şirketler) önemli bir bölümü üretimi 3. Dünya’daki taşeronlarına kaydırmış durumda. Sendikalaşma yönündeki en ufak gelişme dahi üretimin yedekte tutulan diğer taşeronlara kaydırılmasına yetiyor. Yakın zamana değin taşeronların uyguladığı çalışma koşulları hakkında hiçbir sorumluluk kabul etmeyen bu şirketler, uluslararası hareketin ifşa kampanyaları sonrasında kısmen de olsa geri adım atmış, kimi standartlar getirmeye zorlanmış durumda. Bu standartların çoğu zaman göstermelik kaldığını da belirtmeliyiz elbet. Bir diğer dikkat çekici nokta ise şirketleri tavize zorlayan unsur olarak, özellikle erken kapitalistleşmiş ekonomilerdeki emekçi sınıfların “tüketimden gelen gücünün” ön plana çıkarılması. Üretim kesiminde zayıflayan örgütlülük karşısında etkinlik derecesi daha düşük olsa da, farklı araçlar devreye sokularak kazanımlar korunmaya çalışılıyor. Diğer yandan, özelleştirme dalgası ile birlikte sendikaların yegane dayanak noktası olan kamu işletmeleri de tasfiye edilmekte.
Mevcut üretim modeli sendikal örgütlülüğün yükseltilmesini, hatta korunmasını giderek zorlaştırıyor. Dolayısıyla da emekçilerin mahalle örgütleri, kadın örgütleri, gençlik örgütleri gibi alternatif alanlarda örgütlemesini ve dışarıdan üretim sürecine müdahaleyi zorunlu kılıyor.
Hükümetin ay sonuna kadar süre tanıdığı TEKEL işçilerini desteklemek amacıyla 3 ay sonra genel iş bırakmayı gündeme getiren, işi meşaleli yürüyüşlerle geçiştirmeye çalışan konfederasyonların aczini, sendikal bürokrasinin vurdumduymazlığını biraz da bu perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Ve elbette işçi sınıfının partisine, bu boşluğu doldurmak için her zamankinden fazla görev düşüyor.
MURAT BİRDAL
ÖNCEKİ HABER

Türk Metal’e öfke

SONRAKİ HABER

Tahir Elçi cinayetinde yeni suç duyurusu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa