27 Şubat 2010 05:00

‘Yanık Ülke’asıl şimdi yandı!

Manisa’nın Kula İlçesi “Yanık Ülke” olarak da bilinir. Anadolu’nun en son sönen (Günümüzden 10-12 bin yıl önce) , bir diğer deyişle “en genç” volkanları Kula’nın sınırları içerisindedir.

Paylaş

Manisa’nın Kula İlçesi “Yanık Ülke” olarak da bilinir. Anadolu’nun en son sönen (Günümüzden 10-12 bin yıl önce) , bir diğer deyişle “en genç” volkanları Kula’nın sınırları içerisindedir. İlçe, ayrıca tarihi dokusunu önemli ölçüde koruyan evleri, Nevşehir Kapadokya’dakilere benzer Peri Bacaları ile de ünlüdür. Yanık Ülke’de tam da ünlü Divlit Yanardağı’nın yakınlarına yapılacak olan bir tesis burasını bir başka açıdan daha ünlendirecek gibi! Ya da Yanık Ülke asıl şimdi yanacak!
İzmir-Ankara Karayolunun Divlit Yanardağı yakınlarında Esenyazı köyüne 1 kilometre uzaklıkta Tehlikeli Atık Bertaraf Tesislerinin yapımı hızla sürmekte. Çok yakında yöre halkının “Verimli tarım arazisi” dediği bölgede tehlikeli atık bertaraf üniteleri ve depolama alanları yer alacak. Aralarında İzmir, Aydın, Muğla, Denizli gibi illerin de bulunduğu 11 ilin tehlikeli atıkları ve tıbbi atıkları bu tesislerde bertaraf edilecek. Ancak tesisin ortaya çıkaracağı riskler ve geride kalan atık konusu yöre halkının uykularını kaçırmaya yetiyor.
HER YIL YÜZ BİNLERCE TON ATIK GELECEK
Geçtiğimiz günlerde Tehlikeli Atık Bertaraf Tesislerinin yanı başında bulunan beldelerde yapılan halk toplantılarında bu tesislerin insan sağlığına ve canlı yaşamına olduğu kadar yöredeki tarım ve turizme etkileri de tartışıldı. Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa ve Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Ertuğrul Barka’nın konuşmacı olduğu toplantılarda, EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Samet Baskak da yer aldı.
İlk toplantı Kula’nın Sandal Beldesi’nde bir kahvede gerçekleştirildi. Hayat Televizyonu Çepeçevre Yaşam programının da çekim yaptığı etkinliğe belde sakinlerinin ilgisi yoğundu. Burada konuşan Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Ertuğrul Barka gelişmiş ülkelerin artık kendi ülkelerinde çevreyi kirleten, canlı yaşamını tehdit eden endüstriyel faaliyet yapmadıklarını belirterek, bu faaliyetlerin bizim gibi gelişmekte olan, bağımlı ülkelere kaydırıldığını dile getirdi. Bölgeye kurulacak atık bertaraf tesislerinin 238 hektarlık bir alanda, 350 bin ton/yıl kapasite ile çalışmasının planlandığı bilgisini veren Barka, “Bu 10 tonluk kamyonlarla 35 bin kamyonun atık taşıması anlamına geliyor” dedi. Atıkların yakılması sırasında ortaya çıkacak dioksin ve furan gazlarının son derece zehirli olduğunu kaydeden Barka, “Bu gazların zararsız hale getirilmesi için atıkların 1600 derecede, en az 3 saat boyunca yakılması gerekli. Bu kadar büyük bir enerjiyi bu şirketlerin göze alması mümkün değil” diye konuştu. Atık bertaraf şirketinin yüzde 70’inin İtalyan sermayeli Çimentaş şirketi tarafından alındığına dikkat çeken Barka, yakın bir gelecekte bölgeye bir çimento fabrikası yapılmasının da büyük bir olasılık olduğunu söyledi. Barka, atık bertaraf tesislerinin tarım alanlarını elverişsiz hale getireceğini, doğayı mahvedeceğini belirterek mutlaka engel olunması gerektiğine dikkat çekti.
‘ÇOCUKLARINIZIN KANSER OLDUĞUNU GÖRECEKSİNİZ’
Bu tür tesislerin dünyada ilk olmadığını aktaran Prof. Dr. Ali Osman Karababa dünyanın birçok yerindeki benzer tesislerde yapılan bilimsel araştırmalarda ortayla çıkan bilgileri aktardı. İspanya ve Japonya’da benzer tesislerin yakınlarında yaşayan insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda yağ dokularında dioksin bulunduğunu belirten Karababa, dioksinin az miktarının bile kanser yapmaya yettiğini kaydetti. Tehlikeli atıkların yakılarak yok edileceği gibi bir savın olduğunu, oysa bu yakma sırasında çıkan gazların yarattığı tehlikenin hesaba katılmadığını belirten Karababa, “Bu yakma olayını şu an en önemli bertaraf tesisi olan İZAYDAŞ’a gidip gözlerimle gördüm. Oradaki mühendislere de sordum. Bana yakma sırasında çıkan gazların parçalandığı bir teknolojinin şu anki koşullarda olanaksız olduğunu söylediler” dedi.
Karababa, toplantıya katılanların önüne kara bir tablo çizdi; “Geleceğiniz ipotek altında. Bilimsel veriler bu ve benzeri tesisin kanserleri, bebek düşüklerini, anomali doğumları arttırdığını ortaya koyuyor. Size buralarda çalışma vaat ediliyor. Tercih sizin, ‘Ya para kazanmayı seçecek ve çocuklarınızın kanser olduğunu göreceksiniz ya da buna karşı çıkacaksınız.”
Aynı içerikli toplantı öğleden sonra tesislerin yakınında bulunan Gökçeören beldesinde de gerçekleştirildi. Konuşulanları dikkatle ve endişeyle dinleyen yöre halkı bu tesisleri önlemek için ne yapılması gerektiği konusunda sorular yöneltti. Yörede yaşayan insanlar acil olarak çeşitli köy ve beldelerden kişilerin katılımı ile bir komite kurulması konusunda görüş birliğine varırken, hukuki ve fiili mücadelenin bir an önce başlatılması gerektiğini dile getirdiler.
Özer Akdemir
ÖNCEKİ HABER

‘TEKEL ruhu sağlıklı’

SONRAKİ HABER

Traktörüyle su kanalına düşen çiftçi hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa