BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • “Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları istifa edecekmiş, ama Cemil Çiçek önlemiş!”,


    “Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları istifa edecekmiş, ama Cemil Çiçek önlemiş!”, “AKP’nin kapatılması için Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçmiş, geçecekmiş, hazırlıklar yapılıyormuş!..” gibi “normal” bir ülkede ortalığı karıştıracak söylentiler, şimdi “normal” bir kahve tartışmasını aşmıyor. Dahası; gazeteler bunları, “deniyor” ve “söyleniyor” diye, sanki ciddi haber kaynaklarına dayandırıyorlarmış gibi yazıyorlar. Kamuoyu da bunları konuşuyor, ama bunların gerçekle bağlantılı olmaktan çok, kamuoyunu yönlendirmek için malum propaganda merkezleri tarafından “yakıştırılarak uydurulmuş” olduğunu “herkes” biliyor.
    Bunu en iyi bilen AKP’nin önde gelenleri, komutanlara meydan okur gibi, kulislerde; “İstifa edeceklermiş, ama sonra vazgeçmişler. Etsinler!” diye gerim gerim gerinirken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “Balyoz Operasyonu”nu eleştirip, aynı tartışmalardan “erken seçim” istemeye varıyor. “Erken seçim” isteyenler Bahçeli’den ibaret de değil. CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal da her vesileyle “erken seçim” diyor.
    Diyorlar da; “Bugün seçim olsa?” diye yapılan anketlerde, onların kazanacağını gösteren hiçbir belirti yok.
    Konuşulanlara bakılınca, muhalefet “erken seçim” dedikçe, AKP tersini söylüyor gibi görünüyor. Başbakan ve AKP önde gelenleri, her vesileyle “Erken seçim yok. Biz zamanı dolmadan kaçan hükümet değiliz. Seçim zamanında olacak!” diye yeniden yeniden vurgu yapıyorlar. Ama bunu derken bile “erken seçim seçeneğini” gündemde tutuyorlar.
    Ancak şu bir gerçek ki; iki taraf da “politika” yapıyor. Çünkü herkes biliyor ki; MHP ve CHP erken seçimden bir şey elde edemez ve “erken seçim” derken AKP’nin erken seçime gitmesini önlemek için, bir “baskın erken seçim” korkusuyla bunu söylüyorlar. Hani mezarlıktan geçerken korkudan türkü söyleyen adam gibi!..
    AKP ise onca “seçim yok” demesine karşın, bir “erken seçim”i her an kullanmak üzere “yan cebinde” tutuyor. Ama işine gelirse!.. Bütün bu “Anayasa değişikliği hazırlıkları”, “Olmazsa referanduma gideriz” gibi tehditlerle birleşen girişimlerinin tıkanması durumunda, bunu, kendileri için en uygun durumda bir erken seçimle aşmak isteyebilirler. “27 Nisan e-muhtırası”yla karşılaştıkları durumda olduğu gibi... Örneğin AKP’ye açılacak bir kapatma davası, hem erken seçim hem de AKP’nin “beklenenden yüksek oy almasının” vesilesi yapılabilir. Çünkü bugün sürüklendiği badireden AKP’yi kurtaracak tek şey; asker, yargı gibi politikaya müdahalesi halkın da pek hoşuna gitmeyen cenahlardan gelecek AKP karşıtı müdahalelerdir ve AKP’nin en sevdiği müdahaleler bunlardır. Dolayısıyla AKP ve Erdoğan’ın böyle bir fırsatı kaçırması beklenmemelidir. Nitekim AKP önde gelenleri, böyle bir müdahale durumunda “derhal erken seçime” gideceklerini de söylüyorlar.
    “Erken seçim” istemeyenler arasında, TÜSİAD ve “piyasalar” da var. TÜSİAD açıkça bunu söylüyor ve erken bir seçimde, hükümetin “popülist politikalar uygulamasından” çekiniyor. “Piyasalar” denilen odağın sözcüleri de benzer gerekçelerle “erken seçim” istemiyor.
    Elbette demokrasi güçleri için önemli olan, seçimin erken ya da zamanında olması değil; seçimin, hangi taleplerin yaygınlaştırılmasının ve hangi güçlerin birleşmesinin ve ülke yönetimine müdahale edecek bir güç odağı oluşturulmasının bir vesilesi olacağıdır.
    Bu yüzden de Kürt sorununun demokratik çözümü ve inanç özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması; adil, demokratik bir seçim için seçim ve siyasi partiler yasasının değiştirilmesi, demokratik bir anayasa, emekçilerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması (sendikal örgütlülük, memurlara siyaset serbestisi ve grevli sendika hakkı, işçilerin sendikalaşmasının önündeki engellerin kaldırılması, grev sınırlandırmalarına son verilmesi), seçim platformunun bir yanını oluşturmak durumundadır.
    Elbette bu siyasi talepler; zamlara, yoksulluğa, işsizliğe karşı mücadele ile birleşen bir zemin üstünde yükseldiğinde, seçim, emek ve demokrasi güçlerinin birleşmesinin, sermaye güçlerinin karşısına bir güç olarak çıkmasının da vesilesi olabilecektir.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.