HUKUMETE RAHAT YOK

HUKUMETE RAHAT YOK

İki buçuk aydır Ankara’da direnişte olan TEKEL işçileri, dün Ankara’daki eylemlerine son verdiler.


İki buçuk aydır Ankara’da direnişte olan TEKEL işçileri, dün Ankara’daki eylemlerine son verdiler. Tek Gıda-İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel, bundan sonra TEKEL işçilerinin 4-c’ye bağlı sözleşmeli statüsünde değil, işçi statüsünde güvenceli olarak istihdam edilmeleri için mücadele yürüteceklerini söyledi.
Dün basının karşısına geçen Tek Gıda İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, TEKEL işçilerinin çadırlarını kaldırarak, eyleme 15-20 gün ara vereceklerini bildirdi. Türkel, 1 Nisan’da bin işçi ile Türk-İş Genel Merkezi’ne gelerek, yeni eylem planlarını açıklayacaklarını duyurdu.
4-C KALKANA KADAR...
Eylemlerinin seyrini anlatan Mustafa Türkel, hükümete seslendi: “1 Nisan’da bin TEKEL işçisiyle Ankara’da olacağız, bir gece kalacağız burada. Hazırladığımız eylem takvimini de açıklayacağız. İktidar partisine sesleniyoruz: Bu sürece iyi hazırlansınlar. Bu sorun çözülmeden nerede olursa olsun ellerimiz yakalarında olacak. 4-c gibi bir ucube ortadan kalkmadan mücadelemizi bırakmayacağız. Hükümete bu anlamda diyoruz ki, 1 aylık süreyi iyi kullanın. İktidar partisi mensupları sokakta rahatça gezemeyecek. Bu sorun çözülmeden Başbakan ve bakanların gittiği her miting ve toplantıda, her yerde TEKEL işçisi olacak. 4-c gibi bir ucube çalışma hayatından kalkmadığı sürece, biz bu mücadeleyi bırakmayacağız. Bu fırsatı iyi değerlendirin ve Türkiye’yi hukuksuzluktan kurtarın lütfen. Bu ülkede iyi ki hukuk var dedirtecek kararları alan yargıya şükranlarımızı iletiyorum.”
SIRASI GELENLER UYANSIN
Türk-İş, DİSK, KESK ve Kamu-Sen’in ellerinden geldiğince kendilerine katkıda bulunmaya çalıştığını, bu dört konfederasyonun, emek ve işçi sınıfı mücadelesinde çok önemli bir mücadele örneği gösterdiğini söyleyen Türkel, verilen mücadelenin önemini şöyle anlattı: “4 Şubat eylemi, Türkiye’de ilk defa işçilerin kendi menfaatleri dışında ortaya koydukları bir eylem olması açısından çok önemli. Ancak bu defa kendileri dışında bir işçi grubunun mücadelesine destek olmuşlardır. Biliyoruz ki, sıra liman işletmelerine, şeker fabrikalarına da gelecek. Sendikacıların bunun farkında olmaları gerekiyor. Bu mücadele içerisinde zaman zaman yalnız kaldık. Eğer Ankara’daki o yoksul insanlar, Türkiye’nin dört bir yanından bize destek olan içiler olmasaydı biz bu eylemde bu kararlılığı gösteremezdik.”
SENDİKALARA SERT ELEŞTİRİ!
Türkel, ‘dayanışma grevi’ ya da ‘bir eylem’, adına ne denirse densin 6 konfederasyonun aldığı ve hayata geçirdiği 4 Şubat kararının başka bir boyutuna dikkat çekti: “Türkiye’de bunu konuşmak artık Anayasa’ya göre suç değildir. Bunlarla ilgili karar vermek de suç değildir. Artık grev kelimesinden korkmayalım. Daha imzası kurumadan bazı konfederasyonların nasıl çark ettiğini biliyoruz. Onları biz tarihe bırakıyoruz. Günü geldiğine işçi dünyası onları değerlendirecektir. Öyle sendikalar var ki, şubelerine talimat vererek ‘Bu iş bizim işimiz değildir’ gibi mesajlar vermiştir. Birkaç sendikamız hariç maalesef sendika başkanlarımız sınıfta kalmıştır. ‘Bu mücadele salt TEKEL işçisinin mücadelesidir’ diye gören sendika başkanları olduğunu gördük. Bu bizi incitmiştir. Bu arkadaşlarımızı da tarihe havale diyoruz. Biz kaybedersek diğer işçiler de kaybeder.”
Türkel, eleştirilerinin ardından, söz konusu sendikalara sendikal bürokrasiden kurtulma çağrısı yaptı. (Ankara/EVRENSEL)
www.evrensel.net