Bu utanç kimin?

Bu utanç kimin?

“BENİM elektrik dağıtımda bir arkadaşım var. O şunu anlattı. Elektriğini kesmeğe gittiğimiz bir hanede bir kadın yatma karşılığında borcun silinmesini istiyor.


“BENİM elektrik dağıtımda bir arkadaşım var. O şunu anlattı. Elektriğini kesmeğe gittiğimiz bir hanede bir kadın yatma karşılığında borcun silinmesini istiyor. İşte Türkiye’nin manzarası bu. Utanç duyuyorum. Peki ama bu utanç kimin?” Bu, “Asgari ücretle çalışanların hayli fazla olduğu, işsizliğin kabusa döndüğü, esnafların icra kıskacı yaşadığı bir semtte yaşam nasıl devam eder?” sorusuna aldığımız yanıt.
Sık sık gelen intihar haberleri kimileri için yaşamın devam etmediğinin göstergesi... Kimilerinin hayatı mahalle muhtarlığı önünde birkaç ekmek ve bir torba kömür alabilmek için kuyrukta geçiyor.
Kahvelerde veresiye çay yazdıranların çoğaldığı, bir yılda sadece bir kez et yiyebilenlerin fazlalaştığı, Kartal’ın Soğanlık semtinde mahalle aralarında, kahvelerde, caddelerde emekçilere gelen zamların yükselen enflasyonun yaşamlarını nasıl etkilediğini sorduk. İşçi pazarlarındaki işçilerle, ev temizliğine giden ev emekçisi kadınlarla yaşamı sürdürebilmelerinin formülüne dair lafladık.
BİR EKMEKLE GEÇEN GÜN
Siirtlilerin yaşadığı bölgede görüştüğümüz her emekçi, yürek burkan ve acımasız hayat hikayeleri anlattı.
Ev temizliğine giden Sultan Acar, yarı Türkçe yarı Kürtçe söze gözleri dolarak başlıyor. “Bizim iyi kötü biraz arazilerimiz vardı. ‘Terör’ dediler, bölücülük dediler bizi buraya sürgün ettiler. Ev temizliğine gidiyorum. Başka mahallelerde 80-90 TL iken bize 30-40 TL veriyorlar. 6-7 saat sürekli temizlik yapıyorum. Sosyal güvencem yok. Horlanıyorum. 7 çocuğum var. Küçükler hariç hepsi işsiz. Aldığım parayı ev kirasına ve yola veriyorum. Lisede okuyan iki çocuğumu okuldan aldım. Gücüm yetmedi. Kızlarım yaşıtlarının içine çıkamıyor. Üstü başı yok. Otobüs, minibüs ücretlerinden dolayı işe bile gidemediğim günler var. Sadece ekmekle idare ettiğimiz çok günlerimiz var. Akrabalar memleketten erzak yollamasa acımızdan ölürüz. İnan ölürüz.”
Aylardır işsiz olan komşusu Hanife Çalışkan, Elektrik, kömür, telefon, yol, su parası gibi masraflara para yetiştiremediklerini belirterek, “Büyük oğlum memur olmasa biz acımızdan ölürüz” diyor.
Mahalle pazarında atık meyve ve sebzeleri toplayıp karınlarını doyurduklarını söylüyor. “Çürük marul, ıspanak, pırasayı toplayıp yiyen komşularım var. Yoksulluktan dolayı Soğanlık’ta fuhuş arttı. Genç kızlarımız elden gidiyor. Ahlak kalmadı” diyerek öfkesini dile getiriyor.
HEMŞEHRİ KAHVESİNDEN KAÇIŞ
İnşaatlarda gündelikçi olarak çalışan İşçi, Ramazan Atkı, zamlar ve hayat pahalılığının kendilerinin yaşamını zindana çevirdiğini söyleyerek “İnan insanlığımdan utanıyorum. Hemşehri kahvesine gidemiyorum. 70 TL çay borcum var. Arada bir iş çıkıyor. Ancak ev kirası ile faturalarımı ödüyorum. Oğlum burs almasa okuyamaz. Para gönderemedim diye çocuk bunalıma girdi.İkinci öğretim olduğu için harç parası fazla. Yazın çocuk çalışmasa okuyamaz. Kira ve bakkal borcundan dolayı fuhuş batağına bulaşan aileler var. Yada uyuşturucu pazarlıyorlar. Veya hırsızlık şebekesinin daimi kadrosu oluyorlar.”
Çözümün yollarını şöyle sıralıyor: “Koyun gibi olursak bizi güden çok olur. En başta sendikalar, sol partiler birleşsin zamlara karşı mücadele etsin. Afrika’da, Sudan’da bile millet ayaklanıyor. İnan televizyonda izlemiştim. Brezilya’da pazarda alışveriş yapanların çantaları gasbediliyordu. Aynısı Soğanlık pazarında da oldu. Tek yol var. O da bu düzenin değişmesidir”.
TÜRKİYE MANZARASI
Tahir Şakir Yenice ise şunları söylüyor: Zamlara karşı mücadele başlatmanın çok önemli olduğunu belirterek “Emekten yana siyasi partiler sadece seçim için bir araya gelmemeli. Sadece TEKEL işçileri için bir araya gelmemeli zamlara karşı da birleşmeli ve mücadele etmelidirler. Yöre dernekleri, muhtarlıklarla işbirliği yapmalıdırlar. Görün bak halk onların peşinden gider. Elektrik, Doğalgaz, Su, kira parasını ödeyemeyince fuhuş batağına düşen var. Benim elektrik dağıtımda bir arkadaşım var. O şunu söyledi. Elektriğini kesmeğe gittiğimiz bir hanede bir kadın yatma karşılığında borcun silinmesini istiyor. Kadın buna mecbur kaldığını kızının da bu işi yaptığını söylüyor. İşte Türkiye’nin manzarası bu. Afrika, Hindistan, Pakistan gibi olacağız. Utanç duyuyorum” (İstanbul/EVRENSEL)

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Pazarcılık yapan ve soğan satarak geçimini sağlamaya çalışan Turan Yıldırım, memleketi güllük gülistanlık gösteren TÜSİAD patronlarına öfkesini dile getirerek “ Kendilerine dokununca hemen hükümetten tedbir almasını isteyen patronlar, fakirler için ne yapıyor. Onların kömürüne,şekerine, çayına, telefonuna, sigarasına zam yapıyorlar. Bu ülkede adalet olabilir mi? Tabii ki olmaz. AKP fakir fukara düşmanı. Kesinlikle zengin dostu. Zamlara karşı halk olarak ayaklanmamız lazım başka yol yok.” dedi.
Zamları ve hayat pahalılığını, yoksulluğu yaratanların zenginler olduğunu, son 7-8 yılda da zenginleri daha zengin yapanın da AKP hükümetinin olduğunu vurgulayan İşsiz Ömer Aydın, “Koçlar, Sabancılar, Kara Mehmetler istesin hükümet onların dediğini yapar. İğneden ipliğe her gün zam yapılıyor. Dolmuşa biniyorsun ertesi gün başka bir tarife ödüyorsun. Ekmek öyle, sebze öğle. Biber 5 milyon olur mu hiç. Kartala in gel 3.5 TL, el insaf. Kimse evden bile çıkmıyor. Arkadaşım ev kirası ödemedi evine icra geldi her şeyini alıp götürdü. Ben kredi kartı borcundan dolayı hapis cezası ile yargılanıyorum. Borcumu ödeyemezsem en az üç ay ve 1 yıl kesintisiz hapis yatacağım. Böyle adalet böyle ülke olmaz olsun. Kiralar 450-500 milyondan aşağı değil. Bir asgari ücret kadar. Nasıl yaşayalım. Bize düpedüz yaşamayın diyorlar. Tek yol mücadeledir. Ama doğrusu, bunu bize gösteren biri olmalı. Sendikalar tek başına olmaz. İç savaş çıkar 7-8 yıl içinde. İnsanlar aç kalınca her şey yapar” diyor.
Haşim Demir
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.