04 Mart 2010 05:00

ÖZGÜRLÜKLER

Türkiye’yi gerçekten bağımsız ve gerçekten demokratik bir ülke haline getirme; sınıfsız ve sömürüsüz bir Türkiye ve dünya hedefine ulaşma yolunda emek harcayanları tenzih ederim.

Paylaş

Türkiye’yi gerçekten bağımsız ve gerçekten demokratik bir ülke haline getirme; sınıfsız ve sömürüsüz bir Türkiye ve dünya hedefine ulaşma yolunda emek harcayanları tenzih ederim. Bazı kesimler bir teraneyi her dönem dile getiriyorlar: “Bu dönemde ceza yasası değişmesin, bu dönemde anayasa değişmesin…”Niye? “İktidarda ANAP var, iktidarda AKP var!”
Bu bilindik söylemi ilk 1989 yılında duymuştum. O dönemde ANAP iktidardaydı ve yeni bir ceza kanunu çalışması sonuçlanmak üzereydi. Solda kabul edilen bazı çevrelerden ve bazı barolardan bu yönde söylemler işitiliyordu. ”Bu dönemde ceza kanunu değişmesin!” Niye? ”İktidarda ANAP var.”
2008 yılında yeni demokratik anayasa tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde, soldan bazı sesler de duyulmaya başlandı. Hiç de yabancısı olmadığımız seslerdi bu sesler. ”Bu dönemde anayasa değişmesin. ”Niye?” İktidarda AKP var.”
Soru şu: Ne zaman değişsin, kim değiştirsin? Mesela ordunun sesi, sözcüsü siyasi partiler iktidar olduğunda mı değişsin? Mesela, güya demokrat ve liberal, ama hep darbecilerle uzlaşmış, bir süreliğine şapkasını alıp gitmiş, militarizmin egemenliğine itiraz etmemiş partiler döneminde mi değişsin? Ya da gerçekten özgürlükçü solun iktidar olmasını mı beklemeli halk? O zamana kadar esarete evet mi demeli? Niye?
“Bu dönemde değişiklik yapılmasın”, yaygın bir söylem haline gelmeye başlıyor. AKP iki yıllık bir ertelemeden sonra, anayasa değişikliklerini o da sınırlı bir şekilde gündemine aldı ya, CHP Başkanı, daha içeriği belli olmadan konunun hükümete evet-hayır platformuna dönüştürüleceğinin sinyalini verdi. Halkın hakları ve özgürlüklerinin önemi yok, Türkiye’nin anayasal reformlara yönelmesinin önemi yok. Bu tür yaklaşım sahipleri açısından sorun partiler arasında güç mücadelesinden-gösterisinden öte bir anlam taşımıyor. Halka özgürlük vaadinde bulunmuyor. Ama güvenlik ve yargı bürokrasisine (militarizme ve totalitarizme) statükonun değişmeyeceği taahhüdünde bulunuluyor.
“Bu dönemde Anayasa’da değişiklik yapılmasın” demek, militer-totaliter sistem devam etsin demek.
Halbuki yapılmasını isteyeceğimiz şey, yeni demokratik sivil anayasayı haklar ve özgürlükler bakımından en ileri ölçüde talep etmektir: Bütünüyle yeni ve demokratik anayasa istemek. Bu mümkün olmadığında mümkün olduğu ölçüde geniş bir alanda değişiklikleri talep etmek. Gerçekten insan hakları ve özgürlükleri gerçekleştirmeye elverişli, devlet birey ilişkisinde bireyin özgürlük alanını devletin ilgi ve yetki alanı karşısında genişletmek ve güvenceye almak. Hareket noktası bu olmalı.
“Bu dönemde değişiklik yapılmasın” demek, tartışma ve etkileme süreçlerinden çekilmek demek. Pasif konumda olmak demek.
Halbuki 82 Anayasası pek çok hükümet tarafından tam 12 kez değişikliğe tabi tutuldu. Toplamda 50’nin üzerindeki maddede değişiklikler yapıldı. Değişikliklerde imzası olan partiler, ANAP, Doğru Yol Partisi, Demokratik Sol parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. 26 ve 28. maddelerdeki dil yasaklarının kalkması, gözaltı sürelerinin dört güne indirilmesi, ölüm cezasının kaldırılması kötü mü oldu?
OHAL’i, DGM’yi AKP kaldırdı diye değişime sırt mı çevrilmeli, ya da 1 Mayıs’ın Emek ve Dayanışma Günü ilan edilmesi ve resmi tatil olması, Nazım’a vatandaşlığın iadesi, ya da 24 saat TRT Şeş’te Kürtçe yayın yapılması, tarihte ilk defa Cem törenlerinin TRT’den naklen yayınlanması AKP iktidarında gerçekleşti diye dövünmeli ve bunlar “olmamıştır” mı demeliyiz?
İnsan hakları standartları yükselsin diye çalışmak lazım. Mücadele etmek…Demokratik reformların tek bir dinamiği yok. Hükümetlerden ibaret bir dinamik anlayışı demokratikleşmeyi inşa edemez.Demokratik kamuoyunun emeği, katkısı ve katılımı dinamikler arasındadır ve tali bir yerde değildir.
Şimdi değişiklik talebini yükseltme zamanıdır. “Döneme” değil, içeriğe bakma zamanıdır. Şimdi daha fazla gecikmeden geleceği okuma ve yakalama zamanıdır.Bu dönemde de gelecek dönemlerde de değişim şarttır, kaçınılmazdır. Şimdi değişim, hemen…
HÜSNÜ ÖNDÜL
ÖNCEKİ HABER

1800’lü yıllar gibi...

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa