04 Mart 2010 00:00

1800’lü yıllar gibi...

Küçük sanayi sitelerinde işçilere her türlü kuralsız çalışma dayatılıyor.

Paylaş

Küçük sanayi sitelerinde işçilere her türlü kuralsız çalışma dayatılıyor. Torna, tesviye, kaporta, döküm, kalıp, makine, oto boyama, yedek parça imalatı gibi işlerin yapıldığı bu sitelerde, ağırlıklı olarak 15-23 yaş arası genç işçiler çalışıyor. İşçilere sigortasız ve düşük ücretle uzun çalışma dayatılıyor. Tuvalete izinle giden her hareketleri kameralarla izlenen işçilerin üzerinde ustabaşı ve müdür baskısı hiç eksik olmuyor. İflas eden ve kapanmak zorunda kalan işyerlerinin çoğalmasıyla artış gösteren işten atma ve ücretsiz izinler, genç işçilerin ruh sağlığını da bozuyor. İşsizlik tehdidi nedeniyle ses çıkartamayan işçilerin yaşadıkları 1800’lü yıllardaki koşullara benziyor.
Kurfalı Kastelli, Çavuşoğlu, Kartal Köprüsü mevkiinde bulunan Akçaoğlu sanayi sitelerinde krizin sonuçlarını çalışan işçilerle konuştuk.
KRİZ KABUS OLDU
Çavuşoğlu Sanayi Sitesi’nde onlarca işyeri kapanmış, yüzlerce işçinin işine son verilmiş. Halen çalışan işyerleri ise az işçiyle çok iş yapmaya çalışıyor.
İlk olarak Kardeşler Yatçılık Şirketi’nde çalışan Davut Geyik ile görüşüyoruz. İşyerinde 6 yıldır çalışan Geyik, patronların krizi fırsata çevirdiğini belirterek “Asgari ücrete çalışıyoruz. En fazla mesai ve diğer gelirlerle 700 lira alıyoruz. Sigortam var. En azından bu var. Ama aldığımız ücret hayat pahalılığı karşısında eriyip gidiyor. Sendika yok. İşsiz kalmayayım diye hak da talep etmiyorsun. İşsizlik bizim en büyük belamız” diye konuştu.
Sitede nakliyeci olarak işe başlayan Halis Tekin de krizin bahane edildiğini, kuralsız çalışmanın ve düşük ücretin dayatıldığını vurguladı. Tekin şunları anlattı: “100 lira yemek ücretiyle birlikte ancak 700 lira alıyorum. 40 kişi çalışıyoruz. 24 saat çalıştığımız zamanlar oluyor. İnsanlar iş olsun da ne olursa olsun diyor. Ücrete, sigortaya, servise bakmıyor artık. Elin mahkum. Parasız, pulsuz kalmaktansa iyi kötü işin var diyerek her şeye razı oluyoruz. Ama olan bize oluyor.”
İŞ GÜVENLİĞİ HİÇE SAYILIYOR
Bir zamanlar 1000-1500 işçinin çalıştığı Akçaoğlu Sanayi Sitesi’nde; işyerlerinin kapanması nedeniyle şu an 250 işçi kalmış. Torna, tesviye, alüminyum döküm ve demir kalıp atölyelerinin ağırlıkta olduğu sanayide işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri yok. Ne koruyucu maske, ne de eldiven verilmeyen işçiler gazlar ve kimyasal bileşiklerden dolayı ciddi akciğer hastalıklarıyla boğuşuyor. 20 yıldır bu sitede çalışan Ali Gür Cemal’in aldığı ücret her şeyi açıklamaya yeter: Fiş parası da dahil toplam 800 lira. Cemal, çalışma şartlarını şöyle anlattı: “Sigorta var ama bir işe yaramıyor. Bayram harçlıklarımızı patronlar kaldırdı. İş saatleri patrona göre değişiyor. 10 kişinin yaptığı işi 2-3 kişi yapıyor. Sağlık koşulları kötü bu işyerlerinin.”
Metin Alan isimli işçi ise alüminyum dökümünde çalışıyor. Koruyucu maske ve eldiven kullanılmadığı için meslek hastalığına yakalandığını söyleyen Alan, devam etti: “Gencecik arkadaşlarımız yarım insan olarak bu siteden ayrıldılar. Patronların umurunda değil sen hasta olmuşsun. Onlar için mal yetiştirmek ve siparişleri zamanında teslim etmek önemli. İnsanlar sigortalı mı değil mi onu bile bilmiyorlar. Parmağı kopan, ağır yanıklar olanlar bile tedavi masraflarının yarısını kendileri karşılıyor. Patron işine gelmedi mi istediği işçiyi işten atıyor. İş kanunu ve yasalar patronlar için var.” (İstanbul/EVRENSEL)

İŞ KAZASI CAN ALDI
KARTEPE’de kurulu bulunan Mitaş Galvaniz Fabrikası’nda meydana gelen iş kazasında Umut Eroğlu (31) adlı işçi yaşamını yitirdi. Fabrikanın tavanını forklift yardımı ile boyarken bir anda tavan ile forklift arasına sıkışan Eroğlu, olay yerinde hayatını kaybetti. Evli ve 1 çocuk babası olan Umut Eroğlu’nun cenazesi, memleketi Tokat’a gönderildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. (KOCAELİ)

İŞÇİLER BİRLİK OLMADIKÇA...
Yakacık merkez ana cadde üzerinde ve Total benzin istasyonu civarında irili ufaklı tekstil atölyesi ve fabrikası, metal boru, makine aksamı yapan bir çok işyeri var. Krizin etkilerinin derinden hissedildiği Kastelli Sanayi Sitesi’nde bir çok işyeri kapanırken, bir çoğu da işçileri sıkça belirsiz süreler ücretsiz izne çıkarıyor. Patron çağırınca işe başlayan, işler bitince de hiçbir hak talebi olmadan da işten çıkarılan işçilerin en büyük kabusu işsiz kalmak. 10’a yakın işyeri dolaşıyoruz. Görüştüğümüz işçilerden Muzaffer Taşkın’ın anlattıkları oldukça çarpıcı. İşçilerin işe başlamadan önce hiçbir talepte bulunmayacaklarına dair dilekçe imzalamaya zorlandığını anlatan Taşkın, şöyle devam etti: “Fason üretim yapan işyerleri özellikle tekstil atölyeleri işçilerin onuruyla oynuyor. Gel git yapıyorlar. Ne yemek ne yol ne de servis hakkı var. Olan da yarım yamalak. Metal yedek parça, yan sanayi ürünü üretenlerde ise sömürü iki misli. Sabah 8’den akşam 12’ye kadar aralıksız çalışma var. Demek ki patronlara kriz yok. Verdikleri yemeği köpek bile yemez. Yıllardır çalışan işçilerin tazminatları bile verilmiyor. Avukat tuttun ne ala. Gerisi Allah kerim misali oluyor.”
Nurten Yeşilbayır adlı işçi ise metal parça üretme atölyesinde karın tokluğuna, sırf ailesine bir katkı olsun diye çalıştığını belirtti. İki yıl işsiz kaldığını psikolojisinin bozulma noktasına geldiğini anlatan Yeşilbayır, “Kirin, pasın içinde ellerimiz parçalanıyor. Zımpara ve metal fırça tozlarından gözlerimiz bozuluyor. Ağrıdan yatamıyoruz. Doktora gitmek ve hasta olmak rapor almak yok. İşimizi kaybetmeyelim diye her hakarete ve küfre maruz kalıyoruz. İş olsun da ne olursa olsun diyor budaki genç işçiler. Birlik olup sendikalı olmadıkça bu zulmü göreceğiz” diye konuştu.
Haşim Demir
ÖNCEKİ HABER

TEKEL işçileri mücadelede kararlı

SONRAKİ HABER

Mobilya fabrikasında çalışan İşçi Erol Karaş’ın sol kolu makineye sıkıştı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa