Ataol Behramoğlu’na mektup

Ataol Behramoğlu’na mektup

Kardeşim Ataol,


Kardeşim Ataol,
Sana ne kadar uzun süre yazmadım. Mektuplar eskimedi de, biz mi kocadık dersin. Kuşağımızın birbirini övmekten, yüceltmekten kaçınan alçak gönüllü tavrının da payı var kuşkusuz bunda. Senin dizelerini o kadar iyi biliyorum ki, onlarda yer alan yaşam izlerinden söz etmek, kendimi övmek gibi geldi bir an. Çevirdiğin şiirlerden yola çıkacağım, bu yüzden. Bu çeviri şiirlere verdiğin emek kendi şiirlerine verdiğinden az değil ki.
Kardeş Türküler’e yazdığın önsözde “söz işçiliğine, sözün şiir dediğimiz o büyüleyici etkileme gücüne emek vermiş, o büyüyü yüreğinde duymuş her söz emekçisi, bir ötekiyle, bütün ötekilerle kardeştir” diyorsun. Bizim kardeşliğimiz de önce buradan sonra “Daha güzel bir dünyaya inanmaktan”. Bilmem neden seni hep “Sabiha” şiiriyle hatırlıyorum. Acılarımızı dişlerimizi sıkarak söylememeye çalıştığımız gençlik dizelerinden. Duygusal olmayı kendimize yasaklamıştık. “Bir gün mutlaka” başaracaktık daha güzel günlere giden yolu açmayı, nice acıya mal olursa olsun. Acılar önemli değildi. Gözlerimizden sızan yaşların dizelerimizdeki izlerini bile reddeder gibiydik.
Ama nice acı yüklendi yüreğimize… (Yurdumuza demek daha doğru belki) bunca yıl sonra sana yazarken, mektuplarımızda şiirden sere serpe söz edebildiğimiz o daracık ferah dönemi anımsıyorum. Kardeş Türküler’deki şiirleri yaşamının yansımalarına göre seçmişsin sanki
“Şiirler yazıyorum ve dinliyorum sesini/Cıvıldayan kızımın, avluda” senden kırk yıl önce Macaristan’da doğmuş Gyula İllyes’in şiiri olduğu kadar senin de gerçeğin. Barış koşuyor, şarkı söylüyor sanki, yabancı gökler altında bir avluda.
Yabancı gökler altında size yaşatılan yılların bedelini kimse ödeyemez ki. Bir de bizim burada boğazımıza dizilen lokmalar var, bedeli ödetilemeyecek, dilimizi duymanın lokmaları bazen, bazen en umulmaz ayrıntıyı özleyeceğinizi bilmenin lokmaları.
Sevgili Ataol, yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizi ne kadar güzel anlattın. Sevdayı da. Seni hep delikanlı sayacak okurların. Sesin ne kadar bilge olursa olsun. Bu her şeyden coşkulanan yüreğinin şiirine vuran yansısından olmalı. Ne kadar sevinç varsa yaşamak özleminden. Hayatın insana sunulmuş bir armağan olduğunu bilsen de onurun adına o armağandan caymaya hazır oluşundan.
Senin bütün gençlere seslendiğine inandığım bir şiirin var, bu şiirin “kızım” vurgusuyla bitmesi bence çok önemli. Hep oğullara öğüt verildi edebiyatta sanki. Senin şiirindeki sesleniş ise yalnız kendi kızın yüzünden değil, tüm insanlığın kızlarına insanlık adına seslenir gibi.
“Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım/Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil
Zulmün önünde dimdik tut onurunu/Sevginin önünde eğil kızım”.
Kardeş şairlerin arasındaki mesafe ne olursa olsun birbirlerinden asla uzak değildirler, sevgili kardeşim. Birbirlerine bu kadar uzak ve bu kadar yakın nice şairi yan yana getirdin, bunu yapan tek şair değilsin elbet. Ama kardeşliği ilk kez sen dile getirmiş gibisin. Kardeş Türküler’e verdiğin emek kendi şiirine verdiğin emek kadar önemlidir bilesin.Bence kutsaldır da, barış adına.
Seni kucaklıyorum kardeşim, sevgiyle.
Sennur Sezer
www.evrensel.net