05 Mart 2010 00:00

DURUM

TEKEL işçileri, 78 günlük başarılı eylemlerinin ardından çadırlarını sökerek Ankara’daki eylemlerine ara verdiler.

Paylaş

TEKEL işçileri, 78 günlük başarılı eylemlerinin ardından çadırlarını sökerek Ankara’daki eylemlerine ara verdiler. TEKEL işçileri, eylemlerinin bölgelerde değişik biçimlerde devam edeceğini, 1 Nisan’da Ankara’da olacaklarını da kararlı bir tutumla dile getirdiler. Danıştay kararı, işçilerin zorlaması ile alınmış bir karar ve işçiler için kesin çözümü ifade etmiyor. 4-c’nin kaldırılması ve kamuda çalışan emekçilerin başı üzerinde sallanan bir kılıç olmaktan çıkarılması için işçi ve emekçilerin yaygın ve kararlı bir mücadele yürütmesi gerekiyor.
TEKEL işçilerinin eylemi kuşkusuz pek çok yönü ile gazetemizde değerlendirildi ve değerlendirilmeye de devam edecek. Bu değerlendirmeler, işçi sınıfının mücadelesinin gelişmesine, sorunlarını aşmasına katkıda bulunacak. Biz burada TEKEL işçilerinin eyleminin bir başka yönüne dikkat çekmek istiyoruz. Dikkat çekmek istediğimiz yön, bu eylemin tüm halk için taşıdığı anlamdır. TEKEL işçilerinin mücadelesinin tüm halka verdiği en önemli mesaj nedir, sorusuna nasıl bir yanıt verilebilir?
Bu soruya verilebilecek tek yanıt; ekonomik, sosyal, siyasal haklarının kazanılmasının ve korunmasının tek yolunun kitlelerin mücadelesinden geçtiğidir. TEKEL işçileri, tüm halkın gözü önünde kararlı bir mücadele yürüttüler ve diğer sınıf kardeşleri onlarla dayanışmanın güzel örneklerini verdiler. Bu kararlı mücadelenin ardından hükümet, 4-c statüsünde bazı “iyileştirmeler” yapmak zorunda kalırken, mücadelenin yarattığı etki, Danıştay’ı 4-c’ye geçiş için “süre tanımanın hukuka uygun olmadığı” yönünde bir karar almaya zorladı.
Bütün bunlar, işçilerin kararlı mücadelesinin başarısıdır ve mücadelenin sürmesi gerektiğinin de kanıtıdır. Bu mücadeleden işçilerin öğrendiği kadar bütün bir halk da öğrendi. Demek ki sermayenin, onun hükümetlerinin saldırısı karşısında susmamak, bu saldırıları sineye çekmemek gerekiyormuş. Zamlara katlanmak, işsizliğe razı olmak, yoksulluğu yaşamak, düşük ücret dayatmasını kabullenmek, politik özgürlüklerin engellenmesine boyun eğmek vb. kader değilmiş. Mücadele etmek, birleşmek, birleştikçe bu mücadeleyi büyütmek olanaklıymış; saldırılar durdurulabilir, püskürtülebilirmiş!
Bu ders, TEKEL işçilerinin ve onlarla dayanışma içindeki işçi ve emekçilerin tüm halka verdiği en önemli derstir. Şu basit ve yalın slogan, tüm bu dersi özetler gibidir: “Birleşe birleşe kazanacağız...” Evet, kazanmanın yolu birleşmekten ve mücadele etmekten geçiyor. Şimdi çıkarılan bu dersin, işçi sınıfı ve emekçi kitleler tarafından iyice özümsenmesi, halk kitlelerine yaygınlaştırılması; bütün bu kesimlerin harekete geçirilmesi için çaba gösterilmesi gerekiyor.
Bugün halkın geniş kesimleri, egemen sınıflar ve onların hükümetlerinin, kendi yaşamları, gelecekleri ve kaderleri üzerine ne gibi oyunlar oynadığını tartışmaya, dünden daha açık hale gelmişlerdir. Kuşkusuz bunda TEKEL işçilerinin kararlı ve kahramanca eylemlerinin tayin edici bir rolü bulunmaktadır. Bugün sadece fabrika ve işyerlerinde değil, emekçi semtlerindeki her evde, her kahvehanede, halkın bir arada bulunduğu her yerde haklar için mücadele etmenin anlamı ve önemi rahatlıkla tartışılabilir durumdadır. Bu tartışmanın olaylar ve gelişmeler arasında bağlantılar kurmada, her şeyi tartışabilmede ucunun açık olduğu ise tahmin edilebilir bir şeydir.
Emekçi halkın olaylardan ve gelişmelerden öğrendiği, dersler çıkardığı bazı kritik zaman dilimleri bulunmaktadır. TEKEL işçilerinin eylemi de işte bu zaman dilimlerinden birini oluşturmaktadır. Halkın olaylara bakışı, değerlendirişi, onlardan sonuçlar çıkarması ve bilincini ilerletmesi, böylesi dönemlerin iyi değerlendirilmesi ile olanaklıdır. Görülmektedir ki; karşı cephe, büyük basın ve TV’lerin yardımı ile şimdiden sorunları ve gelişmeleri unutturmak üzere kolları sıvamıştır.
Oysa emekçi halkın unutmaya ve unutturulmaya değil, hatırlamaya, üzerinde düşünmeye, dersler çıkarmaya, kendi yaşamını daha iyi anlamaya ve bu yaşamdan çıkan sorunların nedenlerini açıkça görmeye ihtiyacı bulunuyor. Peki ama bütün bunların gerçekleşebilmesi için gerekli olan nedir? Herhalde gerekli olan, tüm imkan ve olanakları kullanarak emekçi halkın içinde yaygın, istikrarlı, işlerin ne yöne doğru gelişebileceğini öngören, bunu gerçekleştirmek üzere güçlerini harekete geçiren yetenekli bir çalışmayı gerçekleştirmektir. Sorunun düğüm noktası burasıdır ve kuşkusuz bu düğümü çözecek güçler de vardır.
Ahmet Yaşaroğlu
ÖNCEKİ HABER

MERCEK

SONRAKİ HABER

Barışa renk kat: Elazığ'da mahalleli duvarlara barışı çizdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa