05 Mart 2010 00:00

GERÇEK

Her gerçek işçi mücadelesi gibi TEKEL mücadelesi de sınıfın mücadele potansiyelini, dinamizmini ortaya koyarken, sendikaların önemini olduğu kadar zaaflarını da gözler önüne serdi.

Paylaş

Her gerçek işçi mücadelesi gibi TEKEL mücadelesi de sınıfın mücadele potansiyelini, dinamizmini ortaya koyarken, sendikaların önemini olduğu kadar zaaflarını da gözler önüne serdi.
78 gün süren TEKEL işçilerinin mücadelesine bugünden bakıldığında, bu mücadelenin yaptığı en ileri işin “sendikal konfederasyonları bir araya getirmesi ve bir mücadele platformunun ortaya çıkmasını sağlaması” olduğunu söyleyebiliriz. Bu kazanımın boyutlarını, bu köşede çarşamba günü değerlendirmeye çalıştık. “Meşaleli eylemlerden genel eylemlere (genel greve) kadar değişik eylem kararları alınan ve bu kararların gereği gibi uygulanmadığı bu sürecin en önemli zaafı nedir?” dense, buna duraksamadan; “Sendikaların kendilerinden beklenen rolü oynamamasıdır” diyebiliriz.
Evet, TEKEL işçilerinin mücadelesinin yarattığı baskı, altı konfederasyonu bir araya getirmiş; ama hükümetin artan baskısı karşısında, bu konfederasyonlardan Memur-Sen ve Hak-İş, birlikten kopmuştur. Türk-İş, DİSK, KESK ve Kamu-Sen’in oluşturduğu birlik, çok önemli kararlar almış; örnek denilecek mücadele programları uygulayacağını kamuoyuna açıklamıştır. Ama iş bu kararların uygulanmasına gelince; en ileri gidildiğinde bile konfederasyonlara bağlı sendikaların, sadece en ileride olan kesimleri katarken, iş bırakmalar, genel eylemlere katılım (birkaç sendikanın kararları ciddi uygulamaları dışında) “uygulanır gibi yapılmakla” sınırlı kalınmıştır.
Bu 78 gün içinde şu açıkça görülmüştür ki; sendikalar, şubeler, işyerlerindeki temsilciler, içten çağrılar yaptığında, eylemlere katılım da son derece kitlesel ve disiplinli bir biçimde olmuştur. Bu da çoğu zaman sendikacıların, “Canım biz çağırıyoruz da işçiler şöyle diyor böyle diyor” şeklindeki açıklamalarının geçersiz olduğunu göstermiştir.
Bu yüzden de Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel’in sendikacılara sitem etmesi, onları eleştirmesi haksız sayılmaz.
Üstelik sorun sadece sendikaların üst yönetimlerinde de değildir. Ankara’daki sendika şubelerinin ve diğer illerde de az sayıda sendika şubesinin (platformun) gayretleri bir yana bırakılırsa, sendika şubelerinin kararların uygulanmasına katılımı ve bahaneleri, en az merkezleri kadar kötüdür. Üstelik İstanbul başta olmak üzere pek çok önemli il ve bölgedeki şubeler ve şubelerin, temsilcilerin yer aldığı platformlar, bu 78 gün boyunca işlevsiz kalmış; daha önce yaptıkları gibi merkezler üstünde bir baskı oluşturmamışlardır. Olup bitenin dışında kalma da; ya “merkezden eylem için yazı gelmemesi”ne ya da “işyerindeki sorunların varlığı”na bağlanmıştır.
Elbette ki sendikaların çok daha derin sorunları vardır. Sendikalarda örgütlü işçi sayısının azlığı ve bu üyelerin de gerçek bir örgütlülükten uzak olması, sadece üyelerinin çıkarını savunan sendikacılık anlayışının egemen anlayış olması, sendikaların işçi yığınları ve kamuoyunda itibarının pek olmaması gibi pek çok ve derin sorunlar vardır. Bunlara konfederasyonlar, sendikalar ve sendikacılar arasındaki rekabet; hükümete yakın sendikacılık yapma anlayışının etkinliği de eklenebilir.
Evet, sendikal hareketin sorunları derindir. Ama bunların aşılması da bir anda olmayacaktır. Bu yüzden de TEKEL mücadelesinin ortaya çıkardığı ve bugün ileri işçi kesimleri ve sınıftan yana sendikacıların harekete geçmesiyle aşılabilecek sorunlar için hemen harekete geçmek, son derece önemlidir.
Ve bu sorunların aşılmasında başlangıç noktası; mücadelenin ortaya çıkardığı imkanlar üstünden hareketle, önümüzdeki dönemde, 26 Mayıs’taki genel eyleme kadarki süreçte, işyerlerinde “TEKEL işçileriyle dayanışma” komitelerini “işyeri mücadele komitelerine” dönüştürmek, yerel platformların örgütlenmesi ve bu örgütlenmenin işyerlerindeki dayanakları olarak “işyeri mücadele komiteleri”nin teşvik edilmesi belirleyici olacaktır. Bunların devamı olarak; sendika üst yöneticilerinin, mücadeleden yana sendikacıların bir araya gelerek bir üst odak oluşturması, öteki sendikal konfederasyonları daha ileriden davranmaya teşvik eden bir yol izlenmesi, sendikal hareketin en azından pratik zaaflarının aşılmasında son derece önemli olacaktır.
“Ne olacak bu sendikaların hali” sorusuna daha genel ve daha derin bir yanıt verilmesi için “başlangıç soruları”nın yanıtları bunlardır. Ve önümüzdeki dönemin mücadelesi, bu yanıtların hayata geçirilmesi mücadelesi olduğu ölçüde sorunun aşılması doğrultusunda da adımlar atılacaktır.
İ. Sabri Durmaz
ÖNCEKİ HABER

‘Telafi’ uyugulaması sonlandı sıra tüm kuralsızlıklarda

SONRAKİ HABER

Bangladeş'teki yangın 50 bin kişiyi evsiz bıraktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa