06 Mart 2010 00:00

KUŞATILAN ÇEVREMİZ

Yılmışsındır, yorulmuşsundur, nefesin yetmemiştir, olur bunlar. Belki bir şekilde uzaktasındır buralardan; ya kendin gitmişsindir, ya da birileri göndermiştir seni bulunduğun yerlere.

Paylaş

Yılmışsındır, yorulmuşsundur, nefesin yetmemiştir, olur bunlar. Belki bir şekilde uzaktasındır buralardan; ya kendin gitmişsindir, ya da birileri göndermiştir seni bulunduğun yerlere. Tebdil-i mekân her zaman hayretmez, adamı yorar ve yıpratır, onu da biliriz. İnsanoğlu etten kemiktendir deyip geçeriz bu durumlarda, hepsi o kadardır ve üzerine gitmeyiz.
Yorgun adamın kafası karışıktır, zihninde yaşamından film şeritleri dolanır durur. Aslında dinlenmeye çekildiğin zaman yapacağın ilk iş önce kafayı soğutmak olmalıdır, günümüzün teknolojik dilinde buna “reset” etmek diyorlar. Yorulmuş kafanı hâlâ bir şeylere yorman ise senin kendi tercihindir ve bizi fazla ilgilendirmiyor. Bizim ilgimiz, yorgunluğun yarattığı o kafa karışıklığının etrafa yansımaları üzerinedir. Hatırlarsın, geçmişte sık kullanılan bir terim vardı; bir konu başkasına anlatıldıktan sonra “kafan açık mı” sorusu gelirdi peşinden, o soru yıllar boyu beni hep rahatsız etmiştir, yine ediyor. Ama şimdi kafamız gerçekten açıldı, saç baş kalmadı çünkü.
Yorgunluk ve yılgınlık halin çevrene zaten bir olumsuzluk veriyor, moda deyimle insanlar senden elektrik alamıyor. Yorgun ve durgun haldeyken yaydığın negatif etkileşim dalgasının farkında mısın bilemiyoruz, ama bu dalga başkalarını da yoruyor. Yanımızda yöremizde inandığı kavramlar üzerine koşuşturan ve yorulmayı bilmeyen gençlerimiz onca işin yanında bir de senin dalgana siper olmak zorunda kalıyor, buna emek harcıyor. Yaşamında hırsızlık yapmadığını biliyoruz; ama şu anda senin yılgınlığın, gençlerin emeğini işte böyle çalıyor.
Yılgın ve yorgunsan eğer, gerçek ortam yerine tercihin sanal ortamdan yana oluyor. Gerçek ortam meydanlar ve sokaklardır ve sen de bilirsin ki sokaklar yorgun adam istemez. Sokaklar dardır, engebelidir, çamurludur, zordur orda yürümek. Sanal ortam ise rahattır, yorgun bedenlerin sığınma evidir. Sığındığın sanal ortamda tek dostun önündeki bilgisayarındır, ama o da sonuçta kul yapımıdır, o bile arada bir sana bozuk çalar ve “reset” ister. Senin sanal ortam tutkun ve o ortamda yazıp çizerek etrafa yaydığın olumsuz etkileşim onu bile tıkayıp yıldırmıştır, düşün artık.
Tekniği ve teknolojiyi üreten emekçiler, ürettiklerinin kendi mücadelelerine zarar veren bir araç olarak kullanılmasını elbette istemezler. Ama senin yorgun bedenin o aracı kullanarak etrafa yalan yanlış bilgi saçıyor ve ortalığı bulandırıyor. Yılgınlığın üretimi fason teorilerinin üzerine, biraz da geçmişinden döktüğün sostur esas ortalığı bulandıran, bunu gençler biliyor ama yüzüne de vurmuyor.
Çekildiğin köşene eğer dövüşerek çekilmişsen, izin zaten geride kalmıştır, geriden gelenler o izi yakalar ve takip eder. Yorgun da olsan, yılgın da olsan ortalığı o bildik sosa bulamadığın sürece kimse bir şey demez sana; gençlerimiz yorgunluğa da saygı duymasını bilirler, yiğidin hakkını yiğide verirler, bundan emin ol.
Hayat bütün şiddetiyle akıp gidiyor ve bu akımın bedenleri yorması son derece doğal. Burada çok özenli ve dikkatli olmak gerek, çünkü sürecin en kritik noktasına geldin demektir. Yorulup yıpranan, bedenin değil de zihninse eğer, sorun işte tam da burada başlıyor, çünkü zihninin artık yorulduğunu bir tek sen anlayamıyorsun.
ERTUĞRUL ÜNLÜTÜRK
ÖNCEKİ HABER

‘Ülkeyi kalkındıran TEKEL’dir TARİŞ’tir’

SONRAKİ HABER

Vatandaşa 6.5 TL'den satılan nohut firmalara 2.3 TL'den satıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa