08 Mart 2010 00:00

BAŞYAZI

Bugün 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Dahası bugün, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün uluslararası bir gün olarak ilan edilmesinin 100. yıl dönümü.

Paylaş

Bugün 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Dahası bugün, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün uluslararası bir gün olarak ilan edilmesinin 100. yıl dönümü. Bu yüzden bu yıl; 2010 yılı, aynı zamanda Dünya Emekçi Kadınlar Yılı olarak da kutlanıyor. Bu kutlama nedeniyle de kadınların talepleri ve yaşadıkları sorunlarla ilgi eylem ve etkinlikler, bütün bir yıla yayılmış bulunuyor. Aynı zamanda bu, özellikle 8 Mart kutlamalarına da yansımış, bu etkinliklerin önceki yıllara göre daha yoğun ve etkili bir biçimde gerçekleşmesi olarak da kendini ortaya koyuyor.
Türkiye’de de bir yandan Kürt kadınlar, öte yandan TEKEL işçilerinin mücadelesinde etkin tutumlarıyla öne çıkan kadın TEKEL işçilerinin tutumunda öne çıkan kadınların mücadeleci tutumu, 2010 yılına damgasını vuracak gibi görünüyor.
Gelenek, görenek, kapitalist cins ayrımcısı uygulamalar ya da taciz-tecavüz gibi yaygın suç biçimleri altında, her yolla süren saldırılar; “Cennet anaların ayaklarının altındadır” diyerek gizlenmeye çalışılarak, her gün daha da dehşet verici örnekleriyle sürmektedir. Ama aynı zamanda bu karanlıkta, mücadele içindeki kadınların eylemleri ve sözleri, bir ışık huzmesi, bir umut ışığı olarak daha etkileyici bir biçimde parıldamaktadır.
Kürt kadınların ulusal uyanış içindeki rolleri arttıkça, kadınların gelenek ve göreneğin baskısına karşı mücadelesi güçlenmektedir.
Ya da “Ben çocuklarımın geleceğini düşündüğüm için direnişteyim”, “Biz kadınlar çok kapalı yetiştik. Kadın olarak yüksek sesle bile konuşamazdık. Şimdi burada bağıra bağıra slogan atıyoruz” diyen TEKEL’in kadın işçileri, sözleri ve mücadelede tuttukları yerle, kadın mücadelesini ve her tür yolla baskılanan kadının, erkekle az çok eşit bir statüye nasıl kavuşacağını gösteriyorlardı.
Eğer TEKEL işçisi erkekler Ankara’daki mücadele içinde olamasalardı, kadınların kendileriyle birlikte çadırlarda gecelemesini, polisle cebelleşmesini, taleplerini haykırmasını, “kadınların zıvanadan çıkmış hali” olarak görüp, “Kadınlar gidip ev işlerine baksın” diye onları direniş yerinden uzaklaştırırlardı!
Yani mücadele sadece kadınlara özgüven kazdırmıyor, aynı zamanda erkekleri de eğitiyor ve kadının önündeki, pratikteki en büyük engeli de ortadan kaldırıyor.
Bu en yakın örnek bile; sadece işçilerin genel olarak emek mücadelesinin sorunları hakkında bilinçlenmesini değil, aynı zamanda kadınların, kurtuluşlarının yolunun nereden geçtiğini fark etmelerini sağlayan uyanışı da kışkırtmıştır.
Demek ki mücadele alanı, kapitalist toplumda, kadınla erkeğin eşitlendiği bir alan olduğu gibi, kadınların kurtuluş mücadelesinin yolunun da fark edildiği bir okuldur.
Evet, diyebiliriz ki; 15 Aralık 2009’da Ankara’ya gelen TEKEL işçisi ile 2 Mart 2010’da evine dönen TEKEL işçisi “aynı işçi değil”dir. Ama aynı zamanda 2010’da eve dönen TEKEL işçisi kadın da artık 15 Aralık 2009’da Ankara’ya gelen kadın işçi değildir. Sadece o da değil; TEKEL işçilerinin mücadelesiyle şu ya da bu ölçüde ilgilenen Türkiye’nin “ileri kadınları” da artık aynı kadınlar değildir. Çünkü onlar da kadınların kurtuluşu için, milyonlarca kadının hangi mücadele içinden geçerek eğitilebileceklerini görmek hususunda daha ileri bir mücadele hattına gelmişlerdir.
Tabii burada bu gerçeği görmek konusunda en duyarlı olması gerekenler, sendikalar; özellikle de sendikaların kadınlarla ilgili bürolarında vb. görev alan kadınlardır. Ve eğer bugün milyonlarca genç kadın işçinin de çalıştığı işletmeler (iş ve hizmet birimleri) örgütlenecekse, kadınları mücadeleye çekmek son derece önemlidir. Bunun yolu da; sendikaların, bu işletmelerde ve genel olarak sendikal mücadelede kadınların özel taleplerine özel bir önem vermelerinden geçmektedir. Çünkü kadınlar, bu mücadele içine girdikçe, kadın olmaktan gelen ezilmişliklerinin ve iki kat sömürülmelerinin nedenleri konusunda da gerçek fikirlere varmanın imkanını elde edeceklerdir.
Bu düşüncelerle Evrensel çalışanları olarak, kurtuluş ihtiyacını hisseden tüm kadınların bu önemli gününü kutluyor; 2010’da bize düşen sorumluluğu yerine getirmek için var gücümüzle çalışacağımızı buradan ilan ediyoruz.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

AKP bildiğini okuyor

SONRAKİ HABER

TR-İnter Tekstil işçilerinin direnişi Çiğli’ye taşınıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa