08 Mart 2010 00:00

Bir adım atalım

365 günün sonunda yine 8 Mart geldiğinde kadın sorunu aklımıza geliveriyor.

Paylaş

365 günün sonunda yine 8 Mart geldiğinde kadın sorunu aklımıza geliveriyor. Oysa toplumun yarısından fazlasını oluşturan bir kesim ya da daha çok mağdur edilen, ucuz iş gücü olarak çalıştırılan, ötekileşen, dayak yiyen, şiddet gören, yoksullukla pençelesen, sağlık sorunlarıyla boğuşan, sağlıksız koşullarda çalıştırılan, sigortasız, ev işçisi, politikadan uzak (Ataerkil toplumda siyaset yalnız erkeğin), çevre baskısı, toplum baskısı vb… Oysa sorun büyük peki 8 Mart’tan önce ve sonra ne yapıyoruz?
Kadının olmadığı mücadelenin başarısız olduğunu bir kez daha TEKEL işçisi kadınlar bize öğretti. Apolitik olan türbanlı ve çoğu AKP’ye oy vermiş kadın emekçiler. Bugün Ankara sokaklarında soğuk ve ailelerinden uzak erkek işçi kardeşleriyle çadırlarda direniyor. Belki ilk kez polisle tanışıyor ya da coplanıyor, dayak yiyor her çeşit zorluklara rağmen 4-c’ye direnirken örgütlü gücün güçlüğünü öğrenip mücadeleye devam ediyor. Evet gene 8 Mart üstelik 100. yılında dokuma işçisi kadının o onurlu mücadelesini sokaklarda anmak için olacağız. Bu yılı Türkiye’de direnen TEKEL kadın emekçisine adayarak kadın mücadelesini yükseltme zamanı.
Öte yandan Kürt kadını olmak diliyle kültürüyle kimliğiyle yaşama özlemi. Ağlarken Kürtçe ağıtlar yakarken etrafına bakmazsızın ağlamak, çocuklarına kendi diliyle eğitim görürken yardımcı olmak, töre cinayeti namus kavramı olmadığı bir ortamda yaşamak, özgür bir kadın olmayı en büyük arzu olarak düşünen Kürt kadınımız. Bütün bunlar yaşanırken barış çığlıklarıyla alanlarda yürüyen beyaz tülbentli barış analarımız.
Başı kesilen, kimsesiz mezarlığına atılan kadınlarımız. Kocası tarafından kafası, kulağı kesilen ,dışarı atılan, oğlu tarafından katledilen kadınlarımız. Birde devlet baskısı, taciz, tecavüz bütün bunlar kader mi? Ya da sorunu görememek mi? Can alıcı bu sorun yaşanırken sadece 8 Martlar değil, 365 günün her saatinde sorunu ele almak ve emekçilerin sorunu haline getirmek değil mi 8 Mart mücadelesi.
Öyleyse;
l Kadın ve erkek eşitliğini sağlayan anayasa değişikliği,
l Tüm parti kadrolarında kadın ve erkek eşitliğini sağlamayı zorunlu hale getirmek,
l Ev kadınlarını işsizlik sigortası kapsamına almak,
l Kreşler,
l Seçimlerde (Yerel ya da genel) kadın adaylarına ağırlık vermek,
l Sendika ve yöresel derneklerde kadın arkadaşların yönetime taşınması,
l Töre ve namus kavramının (Kelime itibariyle) yasaklanması.
Böylelikle dört duvar arasına sıkışmış, şiddete maruz kalmış, emeği sömürülen, dili ve kültürü yasaklanan, elinden eğitimi alınan tüm emekçi kadınlar için bir adım atmış olmaz mıyız?
Kadın, erkek birliği, iş, ekmek, özgürlük mücadelemizin başarılı olduğu özgür günlere.
Dünya Emekçi Kadın Günümüzü selamlıyorum!
Derman Tarancı (Van)
ÖNCEKİ HABER

Umut yakın ama acıtıcı olmasın

SONRAKİ HABER

Binali Yıldırım, ‘İstanbul’ diye İzmir’in verilerini anlattı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa