09 Mart 2010 05:00

Sendikacılar göreve!

Sendikasız işçilerin sayısı, sendikalı işçilerin kat be kat üzerinde. Patronlar sendikasız işçileri kölece çalıştırıyor, hiçbir hak tanımıyor.

Paylaş

Sendikasız işçilerin sayısı, sendikalı işçilerin kat be kat üzerinde. Patronlar sendikasız işçileri kölece çalıştırıyor, hiçbir hak tanımıyor. Sendikalı işçileri ise örgütsüz işçileri ve işsizleri göstererek baskılıyor.
İşçiyi, işçiye kırdıran patronlar kârlarına kâr katıyor. İşçiler arası rekabeti ortadan kaldırmanın yolu ise örgütsüz işçilerin de sendikalı olması. Bunun için işçiler arasındaki güvensizliğin ve sendikalar olan güvensizliğin ortadan kaldırılması gerekiyor. Kıraç, Esenyurt ve Haramidere’de görüştüğümüz işçiler, sendikalara sendikacılara yönelik eleştirilerini sıralayarak işçilerin birliğinin sağlanması için sendikacıları göreve çağırıyorlar.
Çoğunlukla asgari ücret seviyesinde ve ağır koşullarda çalışan bu işçiler arasında birbirine güvensizlik de çok fazla. Bir araya gelmek, sendikalı olmak ve hak aramak fikri çok uzak geliyor.
Haramidere’de kablo fabrikasında Eren Atasoy, herkesin şikayet ettiğini ancak patronun karşısına çıkınca sessiz kaldıklarını söyledi.
HİÇ SENDİKACI GÖRMEMİŞ
“Bunun için burada bir şey olmaz” diyen Atasoy’un sendikalaşma fikrine uzak olmasının başlıca nedeni hayatında hiç sendikacı görmemiş olması. “Bu işler nasıl olur bilmiyorum hem bilgim hem deneyimim yok öyle olunca maceraya atılmam tabii ki” diyen Atasoy’un sendikalaşmaya ilişkin bilgileri kendisine anlatılan olumsuz deneyimlerden oluşuyor: “2000 yılında, ben fabrikada değilken arkadaşlar sendikalaşmak istemişler. Üye olanlar işten atılmış. Şimdilerde sendikaya kızıyorlar bizi sattı sahip çıkmadı diye. Onun için hiç kimse sendikalı olmak istemiyor.”
TELAFİ ÇALIŞMASI!
Matbaa İşçisi Mustafa Durukan 27 yaşında. Haramidere’de bulunan fabrikada iki yıldır zam verilmediğini söyleyen Durukan, çalışma koşullarının da ağırlaştığını söyledi. Hastalık izni olanlara telafi çalışması yaptırıldığını anlatan Durukan “Telafi çalışmasında işçilere tuvalet temizlettiriliyor ya da bekçilik yaptırılıyor” diye konuştu.
Şimdiye kadar hiç sendikacı görmediğini söyleyen Durukan, “birlik ve sendika” tartışması olduğunda da herkesin “Patronun ajanları var” dediğini söyledi. Aslında patrona bilgi veren 5-6 kişi olduğunu ve onları herkesin tanıdığını kaydeden Durukan, işçilerin sendikalaşma fikrinden uzak durma nedenini ise şöyle anlattı: “Bir ara fabrikada sadece tartışması olmuş ve hepsi kapı önüne konmuş.”
BİZ DE İSTİYORUZ AMA!
Uğur Aladağ tekstil fabrikasında çalışıyor. 10 yıllık işçi olan Aladağ, 27 yaşında. O da hayatında hiç sendikacı görmemiş. “Nasıl üye olunur ne yapılır bilmiyorum. Sendika işçinin haklarını korur diye biliyorum ama işçinin yanına gelmeyen sendika nasıl koruyacak hakkını?” diye soran Aladağ, şöyle devam etti: “Paramızı alamayınca tepkimizi gösterdiğimiz oldu. Ama işçide birlik yok, bir şey yapalım diyorsun herkes bir yere çekiyor. Korkuluyor anlayacağın. Sendikalar da sözde işçinin temsilcisi ama yüzlerini gören yok. Bir de daha önce sendikaya gitmiş arkadaşlar var. Onlar da işten atılmışlar. Bu da var şimdi. Gitsen ne olacak sana sahip çıkılmadıktan sonra.” Aladağ, her itiraz ettiğinde patrondan “İşinize gelmiyorsa çalışmayın” sözünü duyduğu için sorunlara çözümü fabrika değiştirmekte bulmuş.
Yeni evlendiğini ve geçim derdi nedeniyle maceraya girmek istemediğini dile getiren Aladağ, “Evet çalışma koşullarımın iyi olmasını isterim. Ücretimiz artsın, hakkımız verilsin. Birlik olsa herkes, bunlar olur tabii... Birlik olsun işçiler isterim ama nerde... Herkes ekmek derdine düşmüş. Ben çok atıldım işten, bir de sendikalı olunca atılsam ne olur? Ama kime güveneceksin hayat şartları zorlaşıyor. Bilsem sahip çıkılır...” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)



ESKİ İŞÇİLER DENEYİMLERİNİ AKTARMIYOR
Eski MAN işçisi olan Kemal Görmüş, sendikalı bir işçi olarak mücadele içinde yer almış. “89 yılında bir eylem yapıldı ve yüzde 300 zam aldık” diyen Görmüş, genç işçilerin ise sendika nedir bilmediklerini kaydetti. Görmüş, bunu Kıraç’ta 9.5 yıl çalıştığı ve 200 kişiyle birlikte kriz gerekçesiyle işten atıldığı Makel’de de yaşamış.
Sendikanın olmadığı Makel’de asgari ücretle çalıştıklarını dile getiren Görmüş, yıldan yıla haklarının geriye gittiğini dile getirdi: “Yılda üç kez ücretimizin yarısı tutarında ikramiye alıyorduk. Bunu önce maaşa yansıttılar sonra da yılda 2 kez yapılan zammı 1’e indirerek kaldırdılar. Bu 2005 yılında oldu. O zaman toplandık ve işi durdurduk. Patron geldi ‘İşine gelen çalışır’ dedi. Sonra herkes dağıldı ve işbaşı yaptı.” Yaşı biraz büyük olanların sendika hakkında bilgisinin olduğunu anlatan Görmüş, bu işçilerin de “Başarılamaz” diye düşündüğünü aktardı.
Sendikalaşma için konuştuklarını ama kimsenin cesaret edemediğini dile getiren Görmüş, bu süre içinde bir sendikacının bile yanlarına gelmemesinden yakındı. Sendikaların üzerine düşeni yapmadığına dikkat çeken Görmüş, örgütsüz işçilerin ücret meselesi üzerinden ayağa kalkacağı görüşünde.

ESKİ İŞÇİLER DENEYİMLERİNİ AKTARMIYOR
Eski MAN işçisi olan Kemal Görmüş, sendikalı bir işçi olarak mücadele içinde yer almış. “89 yılında bir eylem yapıldı ve yüzde 300 zam aldık” diyen Görmüş, genç işçilerin ise sendika nedir bilmediklerini kaydetti. Görmüş, bunu Kıraç’ta 9.5 yıl çalıştığı ve 200 kişiyle birlikte kriz gerekçesiyle işten atıldığı Makel’de de yaşamış.
Sendikanın olmadığı Makel’de asgari ücretle çalıştıklarını dile getiren Görmüş, yıldan yıla haklarının geriye gittiğini dile getirdi: “Yılda üç kez ücretimizin yarısı tutarında ikramiye alıyorduk. Bunu önce maaşa yansıttılar sonra da yılda 2 kez yapılan zammı 1’e indirerek kaldırdılar. Bu 2005 yılında oldu. O zaman toplandık ve işi durdurduk. Patron geldi ‘İşine gelen çalışır’ dedi. Sonra herkes dağıldı ve işbaşı yaptı.” Yaşı biraz büyük olanların sendika hakkında bilgisinin olduğunu anlatan Görmüş, bu işçilerin de “Başarılamaz” diye düşündüğünü aktardı.
Sendikalaşma için konuştuklarını ama kimsenin cesaret edemediğini dile getiren Görmüş, bu süre içinde bir sendikacının bile yanlarına gelmemesinden yakındı. Sendikaların üzerine düşeni yapmadığına dikkat çeken Görmüş, örgütsüz işçilerin ücret meselesi üzerinden ayağa kalkacağı görüşünde.

SENDİKALAR İŞÇİLERİN ÇALIŞMASIYLA BİRLEŞMELİ

TEKEL işçileri iki ayı aşkın süredir hakları için Ankara’da direndi. Bu süre içinde işçileri ve sendikaların TEKEL işçilerine desteği de arttı. Ancak işçiler arasında destek vermeyenler de var. Ve bu kesimin tamamına yakınını sendikasız çalışan işçiler oluşturuyor. Esenyurt’ta örgütsüz işçilerin katılımıyla kurulan İşçi Komitesi de bu nedenle önüne iki hedef koşmuş. Birincisi işçilere TEKEL direnişini ve sendikalaştıkları için işten atılan Esenyurt Belediyesi işçilerinin direnişini anlatmak, ikincisi de kendi hakları için birlik olmalarını sağlamak. Komite üyesi işçiler yaptıkları açıklamada çalışmalar sonucu pek çok işçinin fikirlerinin değiştiğini gördüklerini söylediler. TEKEL direnişine karşı çıkarken 1 liranı paylaş kampanyasına katılanlar olduğuna dikkat çeken işçiler, bu çalışmaların daha planlı olması, örgütsüz işçilerin örgütlenme mücadelesi içinde yer alması için sendikaların, örgütlü işlerlerindeki temsilcilerin ve işçilerin de bu çalışmanın içerisinde yer almasının önemli olduğuna dikkat çekti.
Bu amaçla 14 Mart’ta bir toplantı yapılacağını duyuran işçiler, toplantının çağrıcıları arasında Haber-İş 1 No’lu Şube, Belediye-İŞ 2 No’lu Şube ve DİSK, Gıda/İş Sendikası’nın olduğunu bildirdiler. toplantıyla birlikte bölgede bir sendikal hareket başlatmak istediklerini bildiren işçiler, sendikaların da bu işin içine girmesi halinde bir çok işyerinde sendikalaşma çalışmalarının başlatılacağını kaydettiler.

PATRONA DAHA ÇOK GÜVENİYOR
Sendikalara olan güvensizliğin bir nedeni de sendikalı olup da olumsuz deneyim yaşanan yerler. Esenyurt’ta bulunan, Türk Metal’in örgütlü olduğu Mercedes ve Arçelik bunlar arasında.
Daha önce Beko ve Grundig adlarıyla üretim yapan Arçelik’te uzun yıllar işçiler taşeronlaştırma ile parçalandı. Taşeronlaştırma ile hakları gasbedilen işçilerin yanı sıra işçi kıyımlarıyla kadrolu işçilerin de ücretleri düşürüldü. Sendikacıların bu uygulamalar karşısında sessiz kaldığını söyleyen Arçelik işçisi, bu nedenle fabrikada taşeronun ortadan kaldırılmasını da Arçelik yönetimine bağladıklarını anlattı: “İşçiler sendika var ya da yok değil, Beko kötü yönetti Arçelik iyi yönetiyor diye konuşuyor. Ve bu nedenle işçiler onca hak gaspına karşın sendikadan çok Arçelik’e güveniyor.”
Aynı sendikanın örgütlü olduğu Mercedes Benz’de de benzer durum var. Mercerdes’te çalışan bir işçi de “1998 yılında iyi bir sözleşme yaptılar. O zaman sendika üyesi olmak istedik. Ama sonraki yıllarda yaşananları görünce artık sendikalı olmak istemiyorum” dedi.
Sinan Ceviz - Muzaffer Özkurt
ÖNCEKİ HABER

Sinter davası uzatılıyor

SONRAKİ HABER

Antep'te işe alınmadığı için kendini yakan yurttaş hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa