09 Mart 2010 05:00

Sinter davası uzatılıyor

BİRLEŞİK Metal-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan ve bir yılı aşkın süredir direnişte olan Sinter Metal işçilerini mahkemeler de güldürmüyor.

Paylaş

BİRLEŞİK Metal-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan ve bir yılı aşkın süredir direnişte olan Sinter Metal işçilerini mahkemeler de güldürmüyor.
2009 yılı ocak ayında açtıkları işe iade davasının sonuçlanmadığı gibi sürekli ertelenmesi de işçilerin sinirlerini iyice geriyor.
Son olarak geçtiğimiz günlerde görülen duruşma ağustos ayına ertelendi. Yani 14 aydır devam eden dava 5 ay daha ertelendi. Yasalara göre iki ayda bitmesi gereken işe iade davası nasıl oluyor da bu kadar uzun sürüyor? Yasaları uygulamakla yükümlü olanların, yasa koyucularının yasaları uygulamamalarının nedeni ne? Birleşik Metal-İş Sendikası’nın Avukatlarından Onur Deniz Şen, Sinter Metal işçilerinin işe iade davasıyla ilgili yaşananları gazetemize değerlendirdi.
ÜYE OLMAYANLAR...
Sinter Metal Fabrikası’nın patronu işçilerin sendikaya üye olduğunu duyunca bütün işçileri 2008 aralık ayında işten attı. Daha sonra sendikaya üye olmadıkları anlaşılan işçiler işe geri alındı. Bu arada Çalışma Bakanlığı’nın müfettişleri de fabrikada incelemeler yaparak, işten atmaların nedenini tespit etti.
Sendika üyesi olan 290 işçi ocak ayında Üsküdar 3. İş Mahkemesi’ne işe iade davası açtı. Üsküdar 3. İş Mahkemesi’nin yeni kurulduğunu söyleyen Şen, mahkemede geçmiş yıllara ait dosya olmadığı için duruşmaların kısa sürecini tahmin ettiklerini ifade etti.
YASALAR 2 AY DİYOR...
Yasalar göre işe iade davalarının 2 ay içinde sonuçlanması gerektiği, bir ay Yargıtay bir ayda kararların yazılması sürecinin olduğunu belirten Şen, “Yani toplamda 4 ay gibi bir sürede dava sürecinin bitmesi gerekiyor. Çünkü yine yasada işçi “Boşta geçen dört ayın ücretini alır” diyor. Bunla ilgili Anayasa mahkemesine bir iş mahkemesi hakimi başvuru yaptı. Bu davaların 4 ayda bitmediğini, bu sürenin tamamının verilmesini istedik. Anayasa Mahkemesi bu talebi reddetti. Gerekçe olarak da “Mahkemelerdeki yoğunluğun işverenlere yükletilemeyeceğini”gösterdi “ diye konuştu.
Davada delillerin büyük çoğunluğunun hazır olduğunu, fabrikada toplu çıkışların yapıldığı zaman incelemeye gelen müfettişlerin raporlarından hakimin araştırılmasını isteyebileceği hususların birçoğu raporun içinde olduğunu belirten Şen, raporda işten atılma nedeninin de “sendikal örgütlenme” olduğunun açık bir biçimde yer aldığını söyledi.
Bakanlık müfettişlerinin yaptığı incelemenin aksi ispat edilene kadar kesin delil olarak kabul edildiğini ifade eden Şen, “Aslına bakarsanız bunun aksini ispat etmek için işverenin herhangi bir girişimi de yok. Her dosyadan 8-10 tanık gösteriyor ama bunları mahkemeye getirmiyor. Deliller bu kadar açıkken sürecin bu kadar uzamaması gerekiyor. Bu şekildeki birkaç davada ilk duruşmada karar veren hakimler var ancak bizim davamıza bakan hakim davalının süreci uzatmak için yaptığı bütün itirazları kabul etti. Kabul etmese dava büyük ihtimalle sonuçlanmış olurdu. Kişisel kanaatini bu yönde kullanmayabilirdi” diye konuştu.
ORTAK TANIK OLMUŞ
Yapılan son duruşmada 6 tanığın dinlendiğini, iki tanığın dinlenmesi için duruşmanın ağustos ayına ertelendiğini aktaran Şen, gelende işe iade davalarında 1-2 tanık gösterildiğini ve tanıkların hepsini dinleme gibi bir zorunluluğun olmadığını belirterek, “İki tanığın dinlenmesi için 5 ay sonraya gün verilmesi düşündürücü. Kaldı ki şahitlerden birisi aslında taraf. Çünkü işverenin ortaklarından birisi ve şahit olarak dinlenmesi hukuken mümkün değil” dedi.
“İşverenin süreci uzatmak için “hakimi ret” talebinde bulundu. Ret kararını kendisi kabul etmeyerek, dava ile birlikte temyiz nedeni olarak ileri sürülmesini sağlayabilecekken, ret talebini değerlendirmek üzere dosyaları Üsküdar 1. ve 2. İş Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkemeler ret kararının haksız ve davayı uzatmak amacı ile yapıldığı kanısı ile her dosyadan 500 TL idari para cezasına hükmetti. Bu kararlar davalı tarafınca temyiz edildi ve süreç 6 ay daha uzamış oldu. Bu durum, “Cezasını öderim ama davayı da uzatırım” şeklinde hukukun ruhuna aykırı bir uygulama olarak yerleşmez umarım” diye konuştu.
Şen, “Ağustosta ne olacak bilmiyoruz. Her türlü sürprize açık bir dava. Aynı mahkemede başka işyerlerinde çalışmış ve işten çıkartılmış işçiler için çok sonra açtığımız davalar var ve sonuçlandı. Sinter’le ilgili böyle bir durum var. Davalı tarafın haksız talepleri ile uzayan bir süreç var” dedi.
Anayasa değişiklikleriyle ilgili tartışmaları da değerlendiren Şen, mevcut yasalarda işçilerle ilgili hükümlerin olduğunu ancak uygulanmadığını söyledi. Şen, “Sistem yavaş işliyor, değişmesi gereken budur. Yoksa Anayasa’da sendikal özgürlükler vardır, işe iade davaları için verilen bir süre vardır ama bu davalar yasalara uygun sürede bitemiyor” dedi.
(İstanbul/EVRENSEL)

MÜCADELE TAZMİNAT ALDIRDI

Şen, dava sürecinde yaşadıkları oldukça komik bir olayı bizimle paylaştı: “Toplu işten atmadan 3 ay önce kendi kendine işi bırakan bir işçi, adına açılan bir dava yok, sendikaya üye değil. Aynı zamanda müvekkilimiz de değil. Sadece işyerinde çalışan arkadaşlarıyla göründüğü için bizi ‘azletmiş’. ‘Gel sana tazminatlarını ödeyelim’ demişler. Ben bu işçiyi aradım sen benim müvekkilim değilsin neden beni azlettin diye sorduğumda ‘Beni çağırdılar, davandan vazgeç, avukatını azlet, gel paranı al’ dediler. Bende gittim sizi azlettim tazminatımı aldım’ dedi.
Sinter mücadelesinin böyle trajikomik gelişmeleri de olduğunu söyleyen avukat Onur Deniz Şen, mücadelenin, bu işçi için bir getirisi olduğunun kesin olduğunu dile getirdi.
“Sıra müvekkillerimizde” diyen Avukat Şen, Anayasa tartışmalıra da değindi.
Gökhan Durmuş
ÖNCEKİ HABER

Çiğli’de patronlar krize sarıldı

SONRAKİ HABER

CHP'li Mehmet Bekaroğlu: Demirtaş’ı serbest bırakın, çözüm süreci tekrar başlasın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa