09 Mart 2010 05:00

Yurtdışına TV dizisi satacağız derken…

TİCARET Bakanı Zafer Çağlayan’ın, TV dizilerinin ülkemizde üretilen ürünler ve ihracatçı şirketler için dramatik akışa...

Paylaş

TİCARET Bakanı Zafer Çağlayan’ın, TV dizilerinin ülkemizde üretilen ürünler ve ihracatçı şirketler için dramatik akışa “ürün/logo yerleştirerek” bir reklam mecrası olarak kullanılması fikrine, Sinema Emekçileri Sendikası’ndan tepki geldi. Herkes seviniyor gibi görünse de, aslında yurtdışına 2-3 bin liraya kilo ile satılan bu dizilerden sadece TV kanallarının para kazandığını açıklayan sendika, maddi ve manevi haklarını TV kanallarına zorunlu olarak devretmiş taşeron yapımcıların ve diğer yaratıcıların bu satışlardan aslında beş kuruş kazanamadığını hatırlattı. Sendika, “Bu gelişme içinde vahim olan, dizi satışlarında TV kanallarımızın uluslararası telif hakları yasalarını ihlali etmesi, son gelişmelerle devletin de bu ihlale ortak olmasıdır. Çünkü 90-110 dakika uzunluğuna çıkan dizilerimiz, satıldığı ülkelerde ikiye bölünmektedir. Manevi haklarını devretmek zorunda kalmış bile olsalar, aslında bölümlerin yaratıcılarından (yazar, yönetmen, besteci) izin almadan bunu yapmak, manevi haklar açısından bir suçtur” açıklamasında bulundu.
DİZİLER AĞIR ŞARTLARDA ÇEKİLİYOR
TV dizilerinin yurtdışına satışından memnunluk duymadıklarını; çünkü bu dizilerin, adeta “orman kanunları”nın egemen olduğu, günde 16-18 saate varan, sigortasız ve sosyal güvencesiz, ağır çalışma koşulları altında üretildiğini, bu insanlık ve hukuk dışı koşullar altında üretilen dizilerin satışının ne yazık ki içlerini acıttığını söyleyen Sine-Sen, şöyle devam ediyor: “TV dizilerinin yurtdışına yapılan satışlarında sayın bakan ve yapımcıların yıllardır es geçtiği bir diğer yakıcı sorun ise ‘telif hakları’ sorunudur. Bilindiği gibi, uluslararası alanda ülke olarak hâlâ yamalı bohça benzeri bir telif hakları yasası ile durumu idare ettiğimiz için uluslararası kuruluşlar ve AB tarafından sürekli uyarılıyoruz. Hükümet ve RTÜK ise var olan yasaları uygulama konusunda dahi TV kanallarımıza pek söz geçiremiyor.”
Tüm dünyada eserin gerçek sahibinin onu yaratan olduğunu hatırlatan sendika, “Maddi haklar devredilebilir ama manevi haklar devredilemez. Fakat ülkemizde, yasaya konan bir cümle yüzünden sinema/dizi filmlerinin ‘manevi’ hakları da devredilebilmektedir. Eser sahipleri, TV kanalları ve onların dayatmalarına karşı koyamayan taşeron yapımcılar karşısında çaresiz kalmaktadır. İş bulamama korkusu yüzünden baskı altında kalan eser sahibinin, daha sonra yapabileceği itiraz hakkı da olamamaktadır” diyor.
Bu gidişe bir an önce “dur” demek gerektiğini belirten Sine-Sen, devletin doğru dürüst bir telif hakları yasası çıkarması, TV kanallarının bu tür yasadışı satışları yapmaması gerektiğini; aksi takdirde, açılacak bir dava ile hem dış alımcıların hem TV kanalları ve TV dizisi yapımcılarının, dolaylı olarak da devletin başını kötü biçimde ağrıtacağını ifade etti. (MEDYA SERVİSİ)


ÖNCEKİ HABER

GERÇEĞİN GÖZÜYLE

SONRAKİ HABER

İran: Müzakere değil, direniş ve mücadele şartları var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa