10 Mart 2010 05:00

Depremzedeler, yardım bekliyor

Depremzedeler, yaralarının sarılmasını beklerken, şimdiye kadar gerekli önlemler alınmadığı için yetkililere tepkililer.

Paylaş

Elazığ’da meydana gelen 6.0 şiddetindeki depremde yakınlarını kaybeden ve evleri yerle bir olan aileler, geceyi çadırda geçirdi. 1970’li yıllarda 2 kez, 2003’de de yaşanan Bingöl depreminde evleri zarar gören köylüler, yaraların sarılacağına inanmıyor. Önlem alınmadığı için 51 kişinin yaşamını yitirdiğini belirten depremzedeler, bir şeyin değişeceğine inanmıyor.
Elazığ’da meydana gelen 6.0 şiddetindeki depremde Karakoçan ve Kovancılar ilçelerine bağlı Okçular (Oxciyan), Yukarı Kanatlı (Nasıran), Demirci (Tekê), Tabanözü (Pûşkûla), Kayalık (Kêlik) ile Göçmezler (Seferan) köyleri büyük zarar gördü. 51 kişi yaşamını yitirirken, 75 kişi yaralandı. Maddi zararın büyük olduğu köylerde sağ kurtulanlar ise, geceyi kar üstünde geçirmek zorunda kaldı. 1 dakika içinde kimi annesini, kimi eşini, kimisi de babasını depremde kaybederken, her birinin ardında trajik bir dram kaldı. Depremde can ve mal kaybının tek sorumlusunun devlet yetkilileri olduğunu belirten Kayalık (Kêlik) Köyü Sakinlerinden Abdullah Bulut, köyler arasında bile ayırımcılığın yapıldığını söyledi.
ASKER DEĞİL YARDIM İSTİYORLAR
Depremin yerle bir ettiği köylerine askerlerin yığınak yaptığını ifade eden Bulut, “Sanki deprem değil de savaş olmuşçasına asker yığınağı yapıldı. Bizim koruma gibi bir derdimiz yok. Bu kadar askerin köy etrafını çembere alması yaralarımızı sarmaz. Eksi 10 derecede kar üstünde sabahlayacağız. Ne bir çadır ne bir önlem alacaksınız sonra da bir sürü laf edeceksiniz. Bu yaklaşım karşısında her şey olunur. Yazıklar olsun böyle bir devlete. 5 köy yerle bir olacak sadece karakolun olduğu köyde basın karşısında yardım ediyoruz görüntüsünü vererek kendinizi işin içinden sıyıracaksınız” dedi. Depremde ailesinden 3 kişinin yaşamını yitirdiğini dile getiren Bulut, yaşanan ihmalkarlığı şöyle dile getirdi: “Yaşadığımız bölge deprem bölgesi olduğu bilinmesine rağmen devlet yetkilileri önlem almadı. Şimdi ailemden 3 kişi yaşamını yitirdi. Bu saatten sonra yeni ev yapsalar bile yaralarımız sarılmayacak çünkü burada evlerle birlikte aileler de yıkıldı. Eğer bu kadar bizi düşünüyorlarsa neden bu kayıplar olmadan önce yapmadılar.”
DEFALARCA DEPREM OLDU
Deprem sonrasında şehirlerde bulunan akrabalarına sığınmak zorunda kalacaklarını söyleyen Abdulkadir Gün ise, kış koşulları nedeniyle yaşlı, çocuk ve kadınların soğuğa dayanamayacaklarını belirtti. Yaşadıkları zorluğu anlatan Gün, “Ancak helikopterle bize atılan birkaç Çadır ile 1500 rakımlık dağın zirvesinde kalmak imkansız. Çocuk, yaşlı ve kadınlar hassastır. Bunlar da soğuktan ölecekler. Mecburen kente göç edeceğiz. Zaten devletten hiçbir beklentimiz şimdiye kadar olmadı, bu saatten sonra olmayacaktır. Çünkü bu bölgede defalarca deprem oluyor, köylüler kerpiç evlerde yaşıyor ve tüm evler önceki depremlerde hasar almıştı. Ancak önlem alınmadığı için 51 canı toprağa verdik” diye konuştu.
TORUNLARINA AĞIT YAKTI
Türkiye’nin her yerini karış karış gezdiğini iddia eden Başbakan’ın bölgenin mevcut fay hattı olduğundan haberdar olup olmadığını merak ettiğini söyleyen Gün, şunları belirtti: “Hiç kimse doğal bir felakettir deyip geçiştirmesin, aslında bizi dağın başında yaşayan bir nevi yaratık olarak gördükleri için hiçbir önlem alınmadı. Bunda bizzat hükümetin kendisi sorumludur.” Aynı evde 2 torununu ve gelinini kaybeden 80 yaşındaki Selma Çiçek adlı yaşlı kadın, sabahın ilk ışıklarıyla gecenin zifiri karanlığına kadar evinin enkazı üzerinde kaybettiği gelinine ve torunlarına yürek burkan ağıtlar yaktı. Tüm tesellilere rağmen feryadı dinmeyen Çiçek, çaresizlikten yakındı.
GEÇİM KAYNAĞI GİTTİ
Depremin olduğu köylerde tek geçim kaynağının hayvancılık olduğunu söyleyen Tabanözü (Pûşkûla) Köyü Sakini Mehmet Ali Sisi, enkaz altında kalan binin üzerinde büyük baş hayvanların olduğunu söyledi. Sisi, “50 büyük baş hayvanım enkaz altında kaldı. Hasar tespit komisyonunu beklenmemiz istendi ancak sağ olan tüm hayvanlar öldü hasar tespit komisyonu da gelmedi. Kesinlikle can kaybı daha önceliklidir, fakat her şeyini depremde kaybeden vatandaşların zararları, yaşanan diğer depremlerde ki gibi bu kez de karşılanmazsa köylülerin ocağı sönecektir.” Sisi, çok sayıda hayvan leşinin ortalıkta olduğunu hatırlatarak, bunların kaldırılmaması durumunda salgın hastalıkların başlayacağına dikkat çekerek, önlem alınmasını istedi. (ElazığDİHA)

ARTÇILAR SÜRÜYOR
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nden alınan bilgiye göre, depremin oluştuğu fay hattında dünde saat 09.21 sıralarında 4.2 şiddetinde artçı sarsıntı kaydedildi. Yetkililer, aynı bölgede depremin meydana geldiği saatten itibaren bu sabaha kadar 800 artçı sarsıntı hissedildiğini bildirdi.
Elazığ Valisi Muammer Erol, depremin ardından 14 ekibin hasar tespit çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Vali Erol, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, Başbakanlık Afet ve Acil Yönetimi Başkanı Mehmet Ersoy ve AKP Elazığ milletvekilleri ile Okçular köyünde incelemelerde bulundu. Başbakanlık Acil Destek Fonundan 500 bin liranın il özel idaresi hesabına yatırıldığını da belirten Erol, “Bu paralar afetzede vatandaşların ihtiyaçlarına göre ayni ve nakdi olarak dağıtılacak” dedi. (HABER MERKEZİ)

EMEP: FELAKETİN SORUMLUSU SİSTEM
Emek Partisi (EMEP), Elazığ’daki depremle ilgili yaptığı açıklamada, yaşanan deprem felaketinin sorumlusunun sistem ve hükümet olduğunu belirtti.
Depremle yaşanan felaketin tüm halkı yasa boğduğu belirtilen açıklamada, yapılan uyarılara karşın hiçbir önlem alınmadığına dikkat çekildi. Gerekli önemleri ve sorumlulukları yerine getirmeyen hükümetin, politikalarının faturasını yine halka ödettiği belirtilen açıklamada, hükümetin, depremle ilgili bilim insanlarının yaptığı açıklamalara kulağını tıkadığı belirtilerek, “Deprem, kadın çocuk 51 yurttaşımızın ölümüne, onlarca yurttaşımızın da yaralanmasına neden olmuştur” denildi.
Hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileyen EMEP, hükümeti gerekli adımları atmaya çağırdı. “Gerekli önlemleri almak, gerekli yatırımları yapmak, yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamak için hiçbir şey yapmayan hükümet, yaşanan tüm felaketlerin sorumlusudur” denilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Yaşanan felaketleri ve onca kaybı ‘taktiri ilahi’, ‘kaçınılmaz kaderimiz’ gibi akıl almaz açıklamalarla izah eden; grizu patlamalarını ‘Bu sektörlerde böyle kazalar oluyor’ diyerek açıklayan zihniyetin, Elazığ’da yaşanan felaketi kerpiç evlere yıkmasında şaşılacak bir yan yoktur.”
Başbakan Erdoğan’ın, yokluk ve yoksulluk içinde yaşayan yurttaşları suçladığına dikkat çekilen açıklamada, hükümetin, sorunları çözmek yerine halkı suçlamasının kabul edilemez olduğu belirtildi. Başbakan’ın, kerpiç evler emekçi ailelere mezar olduktan sonra TOKİ’ye talimat vermekle övündüğü belirtilerek, “Depremden bile rant elde etmenin yollarını aramak yerine, yurttaşların can güvenliğini her şeyin önünde tutan bir yaklaşım için hızla adım atılmalıdır” denildi. (İSTANBUL)

YAPI DENETİMİ TÜM ÜLKEDE UYGULANMALI
İnşaat Mühendisleri Odası, Kuzey Anadolu fay hattında bulunan Elazığ’ın yapı denetimi dışında tutulmasını eleştirerek siyasi iktidara “Yapı denetimi neden tüm ülkede uygulanmıyor” sorusunu sordu. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), Elazığ’da meydana gelen depremle ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Depremin, vahim tabloyu tekrar görünür hale getirdiğini belirten İMO, iktidara güvenli olmayan ve küçük bir yer sarsıntısında bile yerle bir olan yapı stoku ile ilgili şimdiye kadar ne yaptığını sordu. Elazığ’daki depremde ilk belirlemelere göre hayatını kaybeden 41 vatandaşın yakınlarına baş sağlığı ve yaralananlara acil şifalar dileyen İMO, 1999 depremlerinden ders alınmadığını belirtti. AKP iktidarının, yaşanması olası acıların baş aktörü olmaktan kendisini kurtaramayacağını belirten İMO, yasal düzenlemelerin yenilenmesi ve bu konuda parçacıl bir anlayıştan vazgeçilmesi gerektiğini de vurguladı. ANKARA

MMO: DUYARLILIK ÇAĞRISI
TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı İlter Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, Haiti, Şili ve en son Elazığ’da meydana gelen depremlerin olası İstanbul depremini yeniden akla getirdiğini belirtti. 1999 depreminin üzerinden geçen 11 yılda kentte hazırlık amacıyla neredeyse hiçbir şey yapılmadığını belirten Çelik, “Kentsel yaşamda rant kaygısının, can kaygısının önüne geçtiğini” söyledi. İlter Çelik, olası deprem konusunda üzerlerine düşen görevleri yerine getireceklerini belirterek, “Aynı iradeyi kamu otoritesinden, yerel ve merkezi hükümetten de bekliyoruz. Ancak bu konuda iyimser olmak için herhangi bir çaba olmadığı da ortadadır. Bu nedenle kamuoyunu, gerekli duyarlılığı yaratma konusunda harekete geçmeye, İstanbul’u bekleyen felakete karşı örgütlenmeye çağırıyoruz” dedi.
İSTANBUL

Ferhat Arslan
ÖNCEKİ HABER

Çemen işçilerinden kararlılık yürüyüşü

SONRAKİ HABER

Antep'te işe alınmadığı için kendini yakan yurttaş hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa