GERÇEK

GERÇEK

  • Dün gazetemizde yayımlanan Sinan Ceviz ve Muzaffer Özkurt’un Kıraç, Esenyurt, Haramidere’deki sendikasız ...


    Dün gazetemizde yayımlanan Sinan Ceviz ve Muzaffer Özkurt’un Kıraç, Esenyurt, Haramidere’deki sendikasız işyerlerinde çalışan işçilerin örgütlenmesiyle ilgili yaptıkları haber, Türkiye’de sendikasız, sigortasız, hiçbir hak-hukuk gözetilmeden kölece koşullarda çalışmaya zorlanan milyonlarca işçinin duygu ve düşüncesini yansıtmaktadır.
    Haberde, az çok örgütlenme ihtiyacı hisseden işçilerin sendikalı olmak istediklerine, ama sendikalara güvenmediklerine; çoğunun da sendikanın ne iş yaptığı, neye yarayacağı konusunda bir fikre sahip olmadığına vurgu yapılmaktadır. Bu anlayışın temelinde işçilerin birlik bütünlük içinde olmamalarının yattığına dikkat çekilen haberden; patronların ve adamlarının, işçilerin bu zaaflarını kullanarak, sendikalaşma hakkında olumsuz fikirler yayılmasına çalıştıkları da anlaşılmaktadır. Hatta sendikalı; Arçelik ve Mercedes gibi uzunca zamandan beri Türk Metal’de örgütlü işyerlerinde bile, olup biteni işçilerin, patronun iyiliği ya da kötülüğü ile açıkladıkları; sendikanın, işçilerin yaşamında olumlu anlamda etkin bir yere sahip olmadığı, haberin dikkat çektiği bir diğer özelliktir.
    Kuşkusuz ki bu saptamaların her biri önemlidir. Ancak bir sıralama yaparsak, bölgedeki en önemli sorunun; işçilerin, sendikanın görevi, işçinin sendikalaşmasının önemi konusundaki bilgisinin tamamen kulaktan dolma; sadece yenilgiye uğramış, “sendikanın sahip çıkmadığı” ya da patronun adamlarının ağzından duyduklarının gerçek olduğunu sanmalarına dayanıyor olması olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin işçilerin önemli bir bölümü, sendikalı olurlarsa ne kazanacaklarını bilmedikleri gibi, sendikanın kendilerini satacağı fikrini peşinen kabul etmektedirler.
    Bu durum, sendikaların görevi bakımından; işçinin sendikalaşırsa asgari neler kazanabileceğinden sendikalaşmanın önemi ve işçinin yasalardaki hakları gibi konumlarda geniş bilgilendirme kampanyasının zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu elbette, öyle basit bir iki kapalı salon toplantısıyla aşılacak bir sorun değildir. Tersine; bu görev, her sanayi bölgesi ya da OSB’de çok yönlü ve en geniş genç işçi kesimlerine yönelik bir afiş, gazete, TV, yayın, kolay anlaşılır broşürler vb. kullanılarak da yapılacak kesintisiz bir çalışmayı gerektirir.
    Bütün bunlardan da öte; haberde, “Sendikalaşma iyidir”, “Keşke olsa” diyen işçiler için bile sendika tamamen dışlarında, “gelip kendilerini kurtaracak ya da satacak bir şey” olarak görülmektedir.
    Yani işçiler, sendikayı kendi mücadeleleriyle kurabileceklerini, dolayısıyla “satma, satın alma” işinin ya da çok yakındıkları birlik sorununun da bu mücadele içinde olacağını fark etmemektedirler.
    Toplam açısından bakıldığında, sorunun temeli de burada görülmektedir. Yani işçilerin sendikayı; sendikacıların başında olduğunda kendi dışlarında oluşmuş ve gelip kendilerini üye yapıp (örgütleyen değil üye yapan patron karşısında savunan, kerameti kendinden menkul bir örgüt, bir kurum, daha doğrusu kendi dışında; örneğin bir avukatlık bürosu...) kurtaracak bir kurum gibi görmektedirler.
    Bu aslında, sadece örgütsüz ve genç işçiler arasında yayılan bir düşünce değil, yıllardır sendikalı olan işyerlerinde de egemen bir görüştür.
    Kuşkusuz ortaya çıkan tablo, yukarıda işaret edilmeye çalışıldığı gibi, sendikalara çok önemli sorumluluklar yüklemektedir.
    Ancak bugün sendikaların durumu göz önüne alındığında, bu kaygıyı güden çok az sendika ve sendikacı bulunduğunu da biliyoruz. Bu yüzden de haberden anlaşıldığına göre bölgedeki işçiler, bunu bildiklerinden, bir İşçi Komitesi oluşturmuşlardır.
    Sendikasız ama sendikalaşmanın öneminin farkında olan işçilerin oluşturduğu bu komitenin, bu doğrultuda kimi girişimler yaptığı ve yapacağı da yine haberden anlaşılmaktadır.
    Ancak şu da bir gerçek ki, bölgedeki tüm örgütlü ve örgütsüz işçiler arasında sendika-mücadele fikrinin yenilenmesi ve işçi sınıfının sınıf olarak örgütlenme perspektifiyle birleşen “örgütlü”-örgütsüz tüm işçilerin gerçek bir işçi örgütlülüğü için seferber edildiği bir mücadele stratejisi etrafında birleşilmesi, belirleyici önemde olacaktır.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net