GÖZLEM

GÖZLEM

  • Sendika, kelime kökeni olarak Fransızcada ‘hakkını koruyan kimse’ anlamına gelen ‘sendiqué’ (sendik) sözcüğünden türemiş.


    Sendika, kelime kökeni olarak Fransızcada ‘hakkını koruyan kimse’ anlamına gelen ‘sendiqué’ (sendik) sözcüğünden türemiş. Anlamı ise ‘hakkını korumak isteyenlerin bir araya geldiği, birleştiği yer’ demek. Emekçilerin kendi aralarındaki rekabete son vererek birleşmeleri ve ortak sınıf çıkarları doğrultusunda hareket etmeye başlamaları, işçi sınıfının mücadelesini sermaye karşısında çok daha güçlü ve daha caydırıcı hale getiren en önemli faktör.
    Sendikaların, işçilerin haklarını kazanması, kazanılan hakları koruması ve geliştirmesi gereken örgütler olması ve bütün bunları ancak emekçileri birleştirdiğinde gerçekleştirebilmesi, kaçınılmaz olarak işçilerin birliği ve mücadelesi karşısında engel olan her şeyle mücadele edilmesini gerektiriyor. Dikkat edilirse, sermayenin ve işçi sınıfının temsilcileri, son yıllarda kendi cephelerinden sürekli birlik çağrıları yapıyorlar. Özellikle sınıf çelişkilerinin derinleştiği ve karşılıklı saflaşmanın yoğunlaştığı dönemlerde, her zamankinden daha çok birlik ve beraberlik mesajları veriliyor.
    Birlik olmak, birleşmek, birbirine karşıt çıkarlara sahip olan sınıflar için karşı tarafa göre ‘daha güçlü olmak’ açısından benzer anlamlar taşısa da, işçi sınıfının birlik olmaktan anladığı ve onu diğer sınıflardan ayıran en önemli nokta, ‘gerçek dayanışma’dır. Dayanışmayı, bilinen anlamıyla birlik olmaktan farklı yapan, bir araya gelip yan yana durulmasından çok daha ötesini, haklarını korumak isteyenlerin kendi içinde kenetlenip birlikte mücadele etmesini ifade ediyor. Emekçiler, ancak ve ancak örgütlüyken güçlü olduklarından, onlar için birleşmek, öncelikle sınıfın kendi iç dayanışmasını sağlaması ve örgütlü mücadelesini güçlendirmesi demek.
    Herhangi bir alanda yürütülen mücadelenin, sadece sınıfın o an için saldırıya uğrayan kesimleriyle sınırlı kaldığı, diğer kesimler tarafından yeterince desteklenmediği sürece eksik olacağı, bilinen bir gerçek. İşçi sınıfının mücadelesi, ortak sınıf çıkarları etrafında birleşmiş bir sınıfın mücadelesi olarak ifade edilirken, bu temel gerçekle sık sık karşımıza çıkıyor. Bu yüzden temel olarak dayanışma fikrine dayanmayan, sınıfın geri kalanı tarafından desteklenmeyen herhangi bir mücadelenin (eylemin, grevin ya da direnişin), sermayenin birleşmiş güçleri karşısında başarılı olma şansı hiç yok.
    Sermayenin, emekçilerin bugüne kadar kazanılmış bütün haklarını hedefe koyması ve bu hedeflere ulaşmak için adım adım ilerlemesinde kendi içinde (hükümeti ve patronlarıyla) birleşmiş olmasının etkisi kuşkusuz çok büyük. Bu şekilde kendi sınıf çıkarlarını, sanki tüm toplumun çıkarıymış gibi yansıtma becerisini de gösterdiğinden, toplumun geniş kesimlerini yaptıklarının doğru olduğuna inandırması da zor olmuyor.
    İşçi sınıfının içinde, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tek tek saldırının ucu kendilerine dokunduğunda ya da sıra kendisine geldikçe tepki gösterenler çıkacaktır kuşkusuz. Ancak Ankara’daki 78 günlük TEKEL direnişinin ardından bu durumun aynen sürmesi, emek hareketi açısından hiç de iç açıcı sonuçlar ortaya çıkarmayacaktır. Hangi alanda ve ne büyüklükte olursa olsun, sınıfın genel mücadelesi ile (ve özellikle siyasal mücadele ile) birleşmeden yürütülecek herhangi bir mücadele ya da direniş, o an için önemli sonuçlar ortaya çıkarsa da, mücadelenin orta ve uzun vadede bütünlüklü bir şekilde yürütülmesi için yeterli olmayacak.
    İşçi sınıfının, sermayenin saldırılarını durdurabilmesi, haklarını koruyabilmesi için her şeyden çok mücadele birliğini sağlamaya ve geliştirmeye ihtiyacı olduğu hep söylenir. İşçi sınıfının her bir üyesi, mücadelenin başarısı için bireysel kurtuluş arayışları yerine sınıf dayanışmasını geçirmedikçe; tek tek kendi kurtuluşlarının, tüm sınıfın, toplumun kurtuluşuna bağlı olduğunu kavrayamadıkça, gerçek anlamda kazanması mümkün değildir.
    ERKAN AYDOĞANOĞLU
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.