12 Mart 2010 05:00

TEKEL’in açtığı yoldan yürünmeli

ANKARA’ya giderken engellemelerle karşılaştılar. Dayak yediler, biber gazı ve coptan nasiplerini aldılar.

Paylaş

ANKARA’ya giderken engellemelerle karşılaştılar. Dayak yediler, biber gazı ve coptan nasiplerini aldılar. Ama geri adım atmadılar 78 gün boyunca Ankara’nın göbeğine çadır kurdular. Önemli bir kesim biter diye beklerken onlar her geçen gün direnişlerini büyüttüler binlerce, on binlerce işçiye umut ve pusula oldular.
Metin Aslan binlerce TEKEL işçisinden biri. Aslan aynı zamanda Ataşehir Pirsultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı. Yıllardır Kartal Cevizli TEKEL’de çalışan ve 2004 yılında sürgün olanlardan biri.
VAATLER YALAN ÇIKTI
“TEKEL’de olan hükümetin özelleştirme politikasına karşı bir mücadeleydi” diyen Aslan içki ve sigara fabrikalarının özelleştirilmesi döneminde “İşçileri mağdur etmeyeceğiz” dendiğini fakat gelinen noktada bunun büyük yalan olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Özelleştirilen yerlerin büyük sermaye sahiplerine peşkeş çekildiğini anlatan Özcan, daha önce özelleştirilen fabrikaların yerlerine şimdi villaların ve eğlence merkezlerinin kurulduğunu dile getirdi. İlk özelleştirme furyası başladığında yapılan eylemler yeterli olmadığı için bugüne gelindiğine dikkat çeken Aslan, TEKEL işçilerinin her şeyi daha net gördüğünü kaydetti.
Ankara’ya gidişlerinin polis engeli nedeniyle çok güç olduğunu söyleyen Aslan, direniş boyunca üç kez gözaltına alınmış.
İŞÇİLERİN İNİSİYATİFİ
TEKEL direnişinin işçinin inisiyatifi olduğunu belirten Aslan, bu inisiyatifin verdiği özgüvenle Ankara’nın göbeğine hakları için mücadeleye giriştiklerini ifade etti. Birbirine güvenen ve kenetlenmiş insan topluluğunun neleri başarabildiğini gördüklerini söyleyen Aslan, bu süreç içinde oynanan bütün oyunların boşa çıkarıldığını, aşağıdan zorlamanın konfederasyonları da birleştirdiğini dile getirdi. Direnişin Ankara’da olan olmayan binlerce işçi için okul olduğunu ifade eden Aslan, “Bir çok TEKEL işçisi bunca yıldır göremediğini 78 günde öğrendi” dedi.
“TEKEL’de Türkiye vardı” diye sözlerine devam eden Aslan, değişik yörelerden gelen işçilerin farklılıklarını bir yana bırakarak birbirlerine kenetlendiğini, direnişi her geçen gün büyütenin de bu olduğunu söyledi. “Basit bir direniş değildi bizim direnişimiz. Kürdüyle Türküyle büyük bir aile olduk. Asıl açılım buradaydı” diyen Aslan, direnişin hükümetin emek ve demokrasi düşmanı politikalarına karşı bir mücadeleye dönüştüğünü vurguladı.
SENDİKALAR SAMİMİ OLMALI
Aslan direniş boyunca konfederasyonların bir araya gelmesinin önemli olduğunu, fakat konfederasyonların gerektiği gibi bir çalışma sürdürmediklerini söyledi. Alınan her kararın TEKEL işçilerinin ve kendileriyle dayanışma içinde olan diğer sınıf kardeşlerinin baskısıyla alındığına dikkat çeken Aslan, tabanda örgütlenmenin ve buradan yukarıya yapılan baskının önemine işaret etti.
Kriz süreciyle yüz binlerce işçinin işinden edildiğini, bir o kadar işçinin işten atılma korkusu yaşadığını belirterek şöyle devam etti: “Hükümet her geçen gün emeğe daha da düşman oluyor. TEKEL direnişi, öncesinde ve sonrasında yaşanan direnişler, giderek yaygınlaşan hoşnutsuzluk mücadeleye daha yatkın bir işçi potansiyeli oluşturuyor. Şimdiye kadar verilen tüm mücadeleler sendikacılara önemli görevler yüklüyor. Bundan sonra saldırılar karşısında geriye düşme lüksleri yok. Bunun için de sendikacıları daha samimi ve cesur davranmalı.”
Danıştay’ın 4-c’ye başvuru süresini uzatan kararının önemli olduğunu ancak rehavete kapılmamak gerektiğini kaydeden Aslan, 1 Nisan’dan itibaren tekrar Ankara’da olacaklarını söyledi. Bunun için şimdiden il, il toplantılar yaptıklarını anlatan Aslan, bu konuda daha zorlayıcı olacaklarını bildirdi.
DAHA GÜÇLÜ VE DAHA KARARLI
Konfederasyonların aldığı karar doğrultusunda 1 günlük genel grev yapılacak olmasının önemli olduğunu kaydeden Aslan, bu kararın 26 Mayıs gibi ileri bir tarihe alınmasını ise eleştirdi. 1 Mayıs’ın da yaklaştığını anlatan Aslan, fabrikalarda ve yerellerde eylem ve kutlamaların yapılması ve 26 Mayıs’ın genel eylem olması için örgütsüz işyerlerinde de çalışılması gerektiğini ifade etti. Bu sürecin işçi toplantıları, söyleşi ve panellerle tamamlanması halinde hükümetin korku rüyaları görmeye başlayacağını dile getiren Aslan, “İşçiler bu sürece hazır ama sendikaların hazır olup olmadığı konusunda tereddütlerim var” dedi. Sendikaları samimi olmaya çağıran Aslan, bu tür eylem ve etkinliklerin işçilerin sendikacılara karşı olan güvensizliğini ortadan kaldırabileceğini söyledi. Aslan, Türkiye’de sendikacılık anlayışının yeniden tartışmaya açılması gerektiğini bildirdi. (İstanbul/EVRENSEL)
İnan Dursun - İmran Aydın
ÖNCEKİ HABER

Devlette taşeron sayısı 300 bini geçti

SONRAKİ HABER

AKP’nin adayı Yıldırım'ın İBB’nin imza törenine katılmasına tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa