12 Mart 2010 05:00

İşsizler iş bakkallar müşteri bekliyor!

İŞSİZLİK gün geçtikçe artıyor, işsizler ordusu büyüyor, ekonomi küçülüyor, esnaf bitiyor! Sokaktan bu sesler yükseliyor; esnafı, işsizi, emeklisi, genci aynı şeyi söylüyor.

Paylaş

İŞSİZLİK gün geçtikçe artıyor, işsizler ordusu büyüyor, ekonomi küçülüyor, esnaf bitiyor! Sokaktan bu sesler yükseliyor; esnafı, işsizi, emeklisi, genci aynı şeyi söylüyor. 12 yıllık bakkal da aynı, yeni işyeri açan da…Eskinin küçük şimdinin küçücük esnafı dertli hem de çok dertli. Ayakta durmaya çalışan esnaflar içinse, Başbakan noktayı koyuyor; “Bakkal bitmiştir süpermarket olarak devam etsinler” diyor. Bakalım her gün ya ekmek almaya ya sigara almaya uğradığımız, veresiyemiz varsa önünden geçmemeye özen gösterdiğimiz bakkallar bu duruma ne diyor? Peki ya müşterileri olan, veresiye defterinin kayıtlıları sizler…
BİTMEDİK GELSİNLER ORTAK OLALIM!..
İsmail Kılıç, Bakkal... Kılıç Bakkal Sahibi, tam 12 yıldır esnaflık yapıyor. Tezgahın başında duran 3 tane kocaman veresiye defterini gösterip 40 milyar alacağı olduğunu ve çoğunu alamadığını söyleyen Kılıç başlıyor anlatmaya; “Veresiye defterlerinin arasında boğulduğumuz yetmiyor gibi bir de büyük marketler üzerimize geliyor ben Avrupa’da da yaşadım orda büyük marketler akşamları erken kapatıyorlar pazarları açmıyorlar böylece çark bir şekilde dönüyor. Ama burada öyle değil, gece-gündüz çalışıyor marketler”.
Başbakan’ın, “Küçük bakkal dükkanları birleşsin süpermarket veya market halinde bunu aşmanın çabası içinde olsunlar” açıklamasına da değinen Kılıç, “ Bu süpermarketlerin sadece merkezi yerler değil her yerde expres şubeleri var, bunlar en ücra köşelerde bile mevcut. Bu da bizim belimizi iyice büküyor. Hem kimle nasıl birleşelim? Eğer Kipa, Pehlivanoğlu istiyorsa birleşmek ben kabul ediyorum onlarla ortak olurum!” diyerek açıklamanın ne kadar gerçek dışı olduğunu vurguluyor. Kılıç sözlerini şöyle sürdürüyor, “Bir ailenin benden bir ayda yaptığı alışveriş ücreti ortalama 400 TL ile 600 TL arası değişiyor bu adam yazdırmayıp ne yapacak aldığı maaş ne ki bana ne versin borçları birikiyor birikiyor sonra da bir gece yarısı eşyalarını da toplayıp kaçıyor. Belediyelerden de dertliyiz. Geçenlerde zabıtalar deterjan tezgahımı ve gevrek tezgahımı kaldırdı. Çok sıkıştırıyorlar o yasak bu yasak diye peki ne satacağız biz?”.
KAHVEHANELER BOMBOŞ
Veresiye defterlerinin vazgeçilmezi olan işsizlere sormaya devam edelim diyoruz ve en yakın kahvehaneden içeri giriyoruz. Ama işsizler ordusu artık kahvehaneleri de dolduramıyor! İki çay parası olmadığından kahvehaneler bomboş. İşsizler iş, bakkallar müşteri, kahvehanelerde ki istekalar da taşları dizecek insanları bekliyor.
BOZYAKA DA DERTLİ
Bozyaka İzmir’in Karabağlar ilçesinin en büyük semti. 1980’lere kadar tarla, bahçe, tarım arazisi olan 80 sonrası şehirlere göçlerle büyüyen, betonlaşarak gelişen, boş bir arsanın, yeşil alanın bulunmadığı bir yer. İnsanların parklarda oturabileceği çocukların oyun sahalarının olmadığı bir yerleşim yeri. Daha ziyade doğu ve güneydoğudan göç edenlerin oturduğu bir emekçi semti Bozyaka. Reşat Nuri Güntekin’in yaşadığı evin bulunduğu romanlarını yazdığı semt aynı zamanda.
Semtte dolaşırken uğradığımız esnafa haliniz nasıl diye sorduk. Dertlerini anlattılar. Market Sahibi Bülent Güzel; “15 yıldır buradayım. Şimdilerde veresiyeler dönmez oldu. Hükümet yetkililerin açıklamalarına inanmıyorum. Ekonomiyi tozpembe gösteriyorlar. Gelsinler gerçekleri görsünler. Devlet, büyüklerden yana bizim gibi küçüklere ölün diyor. Ayakta kalma şansımız yok.” diyor.
Berber Bülent Atak, “Var olan kriz herkes gibi bizi de etkiledi. Dükkan kirasını vergileri ödeyemiyorum. Maliyeciler durmadan gelip bizi sıkıştırıyor. 20 yıldır burada esnafım, işlerin bu kadar düşük olduğunu görmedim.Gençler geliyor; kimisi mühendis, kimisi KPSS mağduru, işsiz… Oturup çay içiyoruz, dertleşiyoruz. Aslında herkesin sorunu aynı. Daha iyi yaşamak” diyerek bitiriyor sözlerini...
94 yılından beri marangoz olduğunu söyleyen Marangoz Ali Kalyun, “Maliyeciler durmadan vergi istiyor, haciz getireceğiz diyor ama hiç iş yapıyor musunuz diye soran yok. Akşama kadar bulmaca çözüyorum inan ki” sözleriyle anlatıyor dertlerini.
Beyaz eşya satışı yapan 1962’den beri bu işi yapan Cüneyt Ergen, “Dünyanın en pahalı benzini biz de. Bu ekonomiye yansıyor tabi. Maliyetlerin üstüne koyuyorlar. Müşteriler konusunda daha titiz ve seçici olmak zorundayız. Ödemeyi sağlam yapanları ve kredi kartını tercih ediyoruz. Kriz etkisini sürdürmeye devam edecek bence ama bizim daha az etkilendiğimizi düşünüyorum” diyor. (İzmir/EVRENSEL)

‘İŞSİZLER ORDUSUNUN EN ASİL ÜYESİYİM’

Veresiye defterlerinin vazgeçilmezi olan işsizlerden biri de Murat Kaya 30 yaşında ve iki çocuk babası. “Ben işsizler ordusunun en asil üyesiyim” diye alaylı bir şekilde söze başlayan Kaya, “ Tam 8 aydır işsizim. Ara sıra iş çıkıyor inşaat işi şoförlük ne olursa yapıyoruz. 10 yıldır bu mahallede oturuyorum 10 yıldır aynı bakkaldan alışveriş yapıyorum veresiyesiz günümüz geçmiyor. Düzenli işimiz olmadığından bir işe giriyoruz tam düze çıkarken iş bitiyor ya da işten çıkarıyorlar yine aynı sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyoruz işsizlik insanın iyice belini büküyor. Artık kahveye de fazla takılamıyoruz rahatlıkla oyun oynayamıyoruz, akşama kadar evde bilgisayarın başında zaman öldürüyoruz. Artık sürekli çalışacağım bir iş istiyorum” diyor.
SATTIĞIMIZ EKMEKTEN YİYEBİLECEK MİYİZ?Sercan Ağral, Bakkal... Ağral, henüz bakkalı devir alalı bir ay olmasına karşın şimdiden sıkıntılı. Ağral, “Ben uzaktan bu işi şöyle görüyordum alırsın ürünlerini dizersin tezgahına gelir müşteri yaparsın satışını kendi işinin patronu olursun sıcak paran döner mis gibi iş diyordum. Ancak işin içine girince hiç de öyle olmadığını anladım. Bu bakkalı devralmadan önce PVC doğrama işi yapıyordum elde avuçta ne var ne yok buraya yatırdık. Şu an nakitimiz kalmadı henüz bir ay olmasına karşın veresiye defteri hayli kabardı. Sattığımız ekmekten yiyemez hale geldik nakit para olmadığı için yeni mal da alamıyoruz, peşin parası olan büyük marketlere gidiyor veresiyeye bize geliyor” diyen Ağral yaşımız genç esnaflığı öğrenelim dedik, iş sahibi olalım dedik ama şimdi alacaklı verecekli arasında git gel yapıyoruz. 1 ay olmuş bu işe başlayalı örneğin bir müşteri geliyor ekmekten sigaraya her şeyi yazdırıyor maaşımı 3 ay sonra alacağım diyor beklemekten başka çaremiz kalmıyor” diye anlatıyor. Son çare olarak dükkana post makinesi koyduklarını söyleyen Ağral, “ Dükkana belki o zaman insanlar karttan çektirir bizde gider bankadan paramızı alırız sıcak para döner diyoruz ama bakalım kredi kartı borçluları da bir hayli arttı, milletin hesabında bakiye var mıdır hiç bilemiyorum” diyerek sözlerini tamamlıyor.
Suat Eroğlu
ÖNCEKİ HABER

EMEP’ten TARİŞ işçilerine ziyaret

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa