Dur demeliyiz, çok geç olmadan...

Dur demeliyiz, çok geç olmadan...

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği 3. Bileşenler Kurultayı’nın sonuç bildirgesini açıkladı.


Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği 3. Bileşenler Kurultayı’nın sonuç bildirgesini açıkladı. Yeni yürütme kurulu üyelerinin de katıldığı basın toplantısında yaşamın sürdürülebilirliği için çevresel yıkımlara yol açan politikalara bir an önce dur demek gerektiğine vurgu yapıldı.
İzmir Tabip Odası’nda gerçekleştirilen basın toplantısında sonuç bildirgesini EGEÇEP’in yeni dönem sözcüsü Muammer Sakaryalı okudu. Kurultaya TBMM’den Madencilik Sorunlarını Araştırma komisyonu üyesi üç milletvekilinin de katıldığını hatırlatan Sakaryalı, milletvekillerinden kuralsız madencilikten etkilenen yurttaşların çığlıklarını meclise taşımalarının beklendiğini söyledi.
YAŞAM ALANLARINA MÜDAHALE
Turgutlu Çaldağı’nda işletilmek istenen nikel madeni, Efemçukuru, Bergama, Kışladağ ve Kozak Yaylası’ndaki altın şirketlerinin çalışmalarının buralarda yaşayan yurttaşların yaşam alanlarına doğrudan bir müdahale anlamına geldiğinin altını çizen Sakaryalı, “Yaşam alanlarını kirleten, doğadaki canlı yaşamına olumsuz etkileri bilimsel verilerle ortaya konan, tarihsel ve doğal kültürel değerlerimizi yok oluşun eşiğine götüren bu faaliyetler siyasi tercihlerin ürünüdür. Bu kadar kuralsız bir madenciliğin, çalışma yaşamının ve hukuk sisteminin olduğu ülkemizde sürdürülebilirlik kavramının kullanılabileceği tek yer bu olumsuzluklara karşı verilen “Yaşamın sürdürülebilirliği” mücadelesidir” diye konuştu.
ŞİRKET W CUMHURİYETLERİ!
Sakaryalı, kurultayın ikinci günü gerçekleştirilen “Medenciliğgini yaşam alanlarına etkileri” konulu panelde kuralsız madenciliğin ülkemizde yol açtığı sorunların, buna karşı verilen hukuki mücadelenin, hükümetlerin nasıl şirket sözcüleri gibi davrandığının, çıkarılan ve çıkarılmak istenen yasaların yol açacağı talan ve yıkımın boyutları ortaya konduğunu söyledi.
DURDURMANIN TEK YOLU BİRLEŞMEK
Sakaryalı şöyle konuştu: “Toplam çalıştıkları sürede ürettikleri değer, Kozak Yaylasının bir yıllık gelirine bile denk gelmeyen, Bergama’nın verimli ovalarında zehirli pasa dağları oluşturan, Kışladağ’da, Efemçukuru’nda tel örgülerle çevirdikleri alanları adeta birer “Şirket Cumhuriyeti” haline getiren madencilere “DUR” demek yaşamsal önemde! Yurttaşın içme suyu, köylünün ürünü, halkın sağlığı, ülkenin bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, bilimin onuru bu “DUR” demekten geçmektedir. Niğde Ulukışla’da sesi çıkmayan Toros Kurbağası’nın ve Ulubey İnay köyünde doğduktan birkaç saat sonra sessizce ölen kuzuların sesi de, sorumluluğu da, vicdanı da bizlerin, sizlerin, ülkesini gerçekten seven herkesin omuzlarındadır. “DUR” demenin tek yolu ise gücümüzü birleştirmek ve örgütlü mücadele etmektir.” (İzmir/EVRENSEL)
www.evrensel.net