Birbirimizi dinlemeye geldik...

Birbirimizi dinlemeye geldik...

BOĞAZİÇİ Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi öğrencilerinin girişimiyle bu yıl ilk defa gerçekleştirilen Diyalog Sempozyumu...


BOĞAZİÇİ Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi öğrencilerinin girişimiyle bu yıl ilk defa gerçekleştirilen Diyalog Sempozyumu, gençlerin birbirini anlama özlemiyle başladı.
Üç gün sürecek etkinliğin açılışında konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Kürt sorununu politika dışına çıkarak, bu insanlık trajedisine kulak vererek konuşabilmek gerektiğini söyledi. ‘Reşadiye’deki yedi askerin ailesinin acısı ile Cudi’nin eteklerinde cenazeleri tekmelenen gençlerin ailesinin acısı arasında ayrım yapılamaz’ diyen Baydemir, barışın kazanacağını ve gençliğin umut ışığı olduğunu söyledi. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Metin Adıyaman ise etkinliğin birbirini dinleme ve diyalog kurmak için örnek olması dileğinde bulundu. Sempozyumu organize eden gençlerden Boğaziçi Üniversitesi Öğrencisi Yağmur Mutluay ise bu süreçte kendilerine olan güvenlerinin arttığını belirterek, ‘Bu sempozyum aklımıza ve dilimize yerleşmiş engellerle savaşarak yeni buluşmalara vesile olsun” dedi. 30 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisinin Diyarbakır’a giderek Diyarbakır’daki üniversite öğrencileriyle buluştuğu sempozyumun ilk etkinliği ‘Haklar, Özgürlükler, Demokrasi ve İktisadi Kalkınma’ paneli oldu. Panelde konuşan D.Ü. Fen Edebiyat Fakültesi’nden Abdürrahim Özmen, “Hiçbir kimliğin bir diğerinden daha üstün olamayacağını kabul etmemiz gerek” dedi. Wageningen Üniversitesi Sosyla Bilimler Araştırma Merkezi’nden Joost Jongerden ise Jondergen, yerleşim yerlerine Kürtçe isimler verilmeye başlanmasının tarihsel önem arz ettiğini belirtti. Kürt sorunu ve demokrasi, açılım ve tutuklama furyası konu başlıklarına da değinen Jondergen Kürt sorununun tarihin her döneminde güncel olduğunu ancak bugün ‘sorunun olup olmadığı değil nasıl çözüleceği ve muhataplarının kim olduğu tartışılıyor’ dedi. Kalkınma Uzmanı Nurcan Baysal ise bölgedeki kalkınma projelerini değerlendirdiği konuşmasında bölge illerinde yoğun olarak yaşanan işsizlik, eğitimsizlik ve yoksulluk noktasında buraya aktarılan sermayenin ancak yöre halkıyla yapılan planlanmalarla işlevli kılınabileceğini belirtti.
TEKEL’İN AÇTIĞI YOL
Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Tarih Enstitüsü’nden Muzaffer Kaya, AKP ile bürokrasi ve ordu arasındaki gerilime rağmen ‘açılım’ın Milli Birlik Projesi’ne dönüşmesinin tutarsızlığı gösterdiğini vurguladı. “Kürt halkının direncinin kırılamaması ve Türk devletinin ABD’nin öngördüğü bölgesel çıkarları eşliğinde şekillenen yeniden yapılanma demokrasi anlamına gelmiyor” diyen Kaya TEKEL işçilerinin ‘açılım’ı direniş çadırlarında gösterdiğini ve onların açtığı yoldan ilerlemek gerektiğini söyledi.
SORUMLULUK DEVLETİN
D.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun ise şiddeti sona erdirecek ortamı sağlama sorumluluğunun devlette olduğunu belirtti. Coşkun, Kürt sorununda çözüm için yeni bir anayasa, PKK’nin silahsızlanması için demokratikleşme temelinde adımların atılması, kültürel hakların tanınması gerektiğini söyledi. Sempozyumun birinci günü ‘Kürt sorunu denilince ne anlıyoruz? ve ‘Militarizm ve Milliyetçilik hayatımızı nasıl etkiliyor’ konulu çalıştaylarla devam etti.
(Diyarbakır/EVRENSEL)


Nilgün Yelpaze
www.evrensel.net