Sinemacılar hakları için birleşti

Sinemacılar hakları için birleşti

Telif haklarından çalışma sisteminin düzenlenmesine, film endüstrisinin çeşitli sorunlarının çözümü için 30 sinema birliği, önceki gün Tarık Zafer Tunaya Kültür...


Telif haklarından çalışma sisteminin düzenlenmesine, film endüstrisinin çeşitli sorunlarının çözümü için 30 sinema birliği, önceki gün Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde yapılan basın toplantısıyla iki aylık bir kampanya başlattı. “Türkiye Sinema Konseyi” adlı yapılanma, sinema sanatında ve film endüstrisinde kaydedilen başarıların gerekli yasa ve kurumlarla desteklenmesini amaçlıyor.
“Endüstrinin hiçbir kesiminin kısmi çözümler elde edemediğini; sınırlı da olsa, bütün kazanımların ancak birlikte sağlanabildiğini son altı yıl içinde iyice anladık” diyor sinemacılardan Oyuncu Janset. “Bugün bizim bayram günümüz” diye ekliyor. “Yıllardır emek veriyoruz, bugün uzun zamandır beklediğimiz bir gün, çok mutluyum, çünkü ilk defa 30 tane birlik bir araya gelip tek bir cümle kurabiliyor. Bundan sonra her şey hızlı gelişecek, omuz omuza herkesin hakkının korunması için birlikteyiz” diye açıklıyor. Sine-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Ayden, “Setlerdeki vahşi çalışma koşullarında acil çözüm bekleyen sorunlar var; sigortasız çalıştırılma, 17-18 saati aşan, insani olmayan çalışma süreleri, zaten düşük olan ve ödenmeyen ücretler gibi” diyor. “Bir kısım sorunlarımız da bürokratik düzeylerde, konseyin birlikte çözebileceği, daha uzun vadelere yayılabilecek olanlar. Bunlar, Sinema Kurumu Yasası, Telif Hakları, Sinema İş Yasası, RTÜK’le görüşmeler gibi” diye anlatıyor. Meslek birliklerinin birleşmesini “Ayağa kalkıyoruz” diye yorumlayan Oyuncu Sinan Tuzcu, gelişigüzel devam eden iş koşullarının bir sisteme oturacağına inanıyor ve örgütlü bir çalışma yaşamına başlayacaklarını söylüyor.
BIÇAK KEMİĞE DAYANDI
Türkiye Film Endüstrisi’nin ‘90’ların ikinci yarısında başlayan “ikinci yükseliş dönemi” çok önemli bir noktaya ulaştı. Yılda ortalama 70 sinema filmi ve TV dizisi üretiliyor. Yerli filmlerin iç pazarda yüzde 50-60 arasında pay sahibi olduğu üçüncü ülkeyiz. Sinema filmlerimiz bütün uluslararası festivallere davet ediliyor, dünyanın en önemli ödüllerini topluyor. TV filmlerimiz (diziler) 40 kadar Ortadoğu ve Doğu Avrupa ve Balkan ülkesinde izlenme rekorları kırıyor. Bu başarının arkasında; çalışanlar, yaratıcılar; drama, belgesel, animasyon alanlarında yönetmen, senarist, yapımcı, görüntü yönetmeni, sanat yönetmeni, yapım sorumlusu, stüdyo ve plato çalışanı; yaklaşık 10 bin, ileri teknoloji kullanan emekçiler var. Türkiye’de, 30 film ve dizi yayınlayan TV kanalı, 1679 sinema salonu, 4 plato, 15 tedarikçi, 18 dağıtımcı, 30 fakülte, yüzlerce eğitimci, 34 uzun metraj ve 134 belgesel ve kısa film festivali bulunuyor. Sinemacılar, emekçileri kuşatan yasalar ve üretim modellerinin ilkel ve utanç verici olduğunu söylüyor. “Yıllar önce atılması gereken adımı bugün atıyor olmamız umut verici” diyen Oyuncu İclal Aydın, önemli bir sürecin yaşanmakta olduğunu düşünüyor. “Her birimizin kişisel mağduriyetleri var, olmasa dahi gücümüz yettiğince bir şey yapmanın vaktidir, oyalanmak için gerekçe yok, umarım ki şahane bir sinema yasasının çıkmasına vesile olacağız” diyor.
“24 yıldır devam eden bir süreç bu” diyen Oyuncu Hatice Aslan, “Bakanımıza sesleniyoruz; hadi artık, hep beraber tarihsel bir imza atalım, diyoruz. Neden biz de yararlanmayalım? Bu kadar zengin bir sektöre sahibiz; oyuncu kadrosu, yönetmeni ile bunu da artık yurtdışında kanıtlıyoruz. Neden olmasın? Neden o pastadan payımızı hep beraber almayalım” diye soruyor.
BİRLİKTE DEĞİŞTİRELİM
“Türk sinemasının geldiği nokta bir yol ayrımıdır” diyen TÜRSAV (Türk Sinema Vakfı) Temsilcisi ve Yönetmen Aydın Sayman, hükümetten destek ve ilgi beklediklerini söylüyor. “Hükümetler şimdiye kadar sinemayı ciddiye almadı, sadece sansür etti. Şimdi bir değişim aşamasındayız, sorunlarımızla ilgilenmeleri gerek. Aksi takdirde aysbergin su altında kalan kısmı umut verici değil” yorumunda bulunuyor. Gelişmeleri olumlu karşılayan “BİROY” (Birleşmiş Oyuncular) Yönetim Kurulu Üyesi Oyuncu Güven Kıraç, konseyi bir köprü olarak yorumluyor. “Sömürülen emekçilerin sorunları ceplerinde duruyor, seslerini duyuramıyorlar. Vahşi çalışma koşullarından makyözünden senaristine herkes rahatsız. Bütün sorunların dile getirildiği, toplu bir hareketin içinde olmak beni mutlu ediyor; desteğimiz sonsuz, elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz” diyor. Yıllarca hükümetin bahaneler ürettiğini, topu muhalefetle birbirlerine attıklarını belirten Oyuncu Zafer Algöz, artık bahanelerin bittiğini, tek partinin iktidarda olduğunu, kültür bakanının çabalarını olumlu karşıladığını ve Başbakan’ın sinemacılara destek vermesi gerektiğini söylüyor.
DEMOKRASİ DE AÇILIR, KARDEŞLİK DE…
“Engelleri kaldırın, birlikte kazanalım” diyen Sinema Konseyi İcra Kurulu Üyesi ve “SENDER” (Senaryo Yazarları Derneği) Genel Sekreteri Haluk Ünal, film endüstrisinin, hiçbir kamu desteği, hiçbir teşvik sistemi olmaksızın, dizi ve sinema filmleriyle yarattığı olağanüstü başarılar olduğunu; engellere rağmen bu başarıların yaratıldığını anlatarak ekliyor: “Bizi kuşatan bu üretim modeli, insan kaynaklarımızı bozuyor; ürünlerimiz iç pazara dönük mallar oluyor, uluslararası alanda kalıcı işler olamıyor. Arap ülkelerinde itibar görüyor olmamız gelip geçici. Bir dönem Brezilya dizileri ülkemizde rağbet gördü, sonra onları kendimiz öğrendik ve yapmaya başladık. Beş yıl sonra Araplar da kendileri yapmaya başlarlar. Asıl kalıcı olan sinema filmleridir.” Ünal, “Sinema açılırsa demokrasi ve kardeşlik de açılır” diye ekliyor.
(İstanbul/EVRENSEL)
Cihan Bilgen
www.evrensel.net