18 Mart 2010 00:00

Büyük Oyun: Pardesü altında Gecenin Kanatları

Ankara Film Festivali’nde iddialı bir filmin Türkiye prömiyeri yapıldı

Paylaş

Ankara Film Festivali’nde iddialı bir filmin Türkiye prömiyeri yapıldı. Büyük Oyun’ ilk kez Montreal Film Festivali’nde gösterilmişti; film, Ankara’da pazartesi günü ilk kez Türkiyeli izleyiciyle de buluştu. Büyük Oyun, Ankara Film Festivali’nde yarışıyor; ayrıca, İstanbul Film Festivali’nin de yarışma bölümünde.
Böyle bakınca, insan ister istemez bir beklentiyle giriyor; Ankara Batı Sineması’nın çok kalabalık olmayan seyircileri gibi. Karşılarına Gecenin Kanatları’nın türban giyip pardesü takmış halinin çıkacağını nereden bilsinler?..
PUSULAYA DİKKAT!
Filmde anlatılan, Cennet adında Iraklı Türkmen bir genç kadının hikayesi. Amerikalılar evini basıp bütün ailesini öldürdüğü anda başlayan yolculuğunun çok hüzünlü bir öyküsü var. Ama aynı yolculuğa birçok boşluk da eşlik ediyor tabii. Daha en başta Amerikalıların, bir Türkmen köyünü neden basıp evdeki çoluk çocuk herkesi öldürdüğünü öğrenmememiz gibi. Cennet, hayatta kalan tek yakını; Kerkük’te berberlik yapan abisini bulmak istiyor, fakat onun da bir bomba patlamasında yaralanıp Türkiye’ye gönderildiğini öğreniyor. Kim tarafından, neden Türkiye, bilmiyoruz; belki de Cennet bu maceraya atılsın diyedir. Sonunda, pusulalarını komik bir şekilde kaybeden bir ekibe katılan genç kadın, sınırdan Türkiye’ye geçip İstanbul’a kadar geliyor. Orada kendisine abisinin öldüğü söylenince, birlikte yolculuk yaptığı diğer kadın gibi o da intihar bombacısı olmaya karar veriyor.
Pusula sahnesi çok acayip olduğu için bu örneğin üstünde durmalı. Bir önceki sahnede, kaçak yolculuk yapan ekipten biri diğerine pusula kullanmayı öğretiyor. O “Bu bende kalabilir mi?” deyip izin istiyor. Sonra, arada pusula kaybolmuş olmalı ki, sabah olduğunda, “Pusulayı kaybetmesek iyiydi” diyaloğunu duyuyoruz!
Gecenin Kanatları benzetmesi boşuna değil yani. Hem, ailesi öldürülmüş bir genç kadının intihar eylemini bir çare olarak görmesi bu filmde de var, hem de film bunu karikatürleştirerek vererek hiç onaylamadığını belli ediyor. Sinema becerisi ise geçen yıl en fena film seçilerek Altın Kestane ödülünü alan Gecenin Kanatları’ndan hallice.
EMPERYALİZMİ KASTEDİYOR OLSA GEREK
Büyük Oyun, politik mesajını öne çıkararak, onunla tartışılmak isteyen bir film gibi görünüyor. Gösterildiği ve yarıştığı festivaller tarafından da bu ölçütle ele alınmış olmalı. Şöyle ki, Amerikalılar filmde kötü adamlar, aynı derecede kötü adamlar da direnişçiler, çünkü sürekli bomba patlatıp sivilleri öldürüyorlar. Üstelik filmin sonunda ikisi arasında da bir bağlantı kuruluyor ve anlıyoruz ki, intihar eylemleri de birtakım karanlık adamların manipülasyonundan başka bir şey değil. “Büyük Oyun”, bölgeye dair emperyalist politikaları kastediyor, herhalde en çok da bu bağlantıyı.
Atıl İnaç, Kolpaçino adlı komedinin yanında, senaryosunu gazeteci Avni Özgürel’in yazdığı Zincirbozan’ı yönetmişti. Büyük Oyun’un senaryosunda da Özgürel’le İnaç’ın ortak imzası var.
İşin sinemasal yanı, açık ki daha çok emek verilmesini ve kafa yorulmasını istiyor. Bu bölgede birtakım “büyük oyunların döndüğü” şeklindeki genel politik fikrin de biraz ayrıntılandırılmaya ihtiyacı olması gibi.
(Ankara/EVRENSEL)
Çağdaş Günerbüyük
ÖNCEKİ HABER

Bademdede 1. bahar şenliği yapıldı

SONRAKİ HABER

Beyoğlu'da nostaljik tramvayın elektrik kablosu koptu, seferler durdu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa