19 Mart 2010 00:00

Kaderinize razı mı olacaksınız?

Bize ‘Kaderinize razı olun’ dediler. Biz kaderimize razı değiliz.

Paylaş

Bize ‘Kaderinize razı olun’ dediler. Biz kaderimize razı değiliz. Bundan sonra özelleştirilecek işyerlerindekilerin, aynı duruma düşmemesi için bize destek vermesi gerekiyor. Ha diyebilirler ‘Bize bir şey olmaz’, valla biz de öyle diyorduk önceden. Biz devletin işçisiyiz, bize ne olur, sırtımız sağlam, diyorduk. Ama 10 bin TEKEL işçisini bir günde kapının önüne koydular” diyor, 78 günlük direnişin ardından TEKEL işçisi Songül Aydın.
12 Eylül’ün yarattığı kültürün kendilerini etkilediğini, yıllarca özelleştirme saldırısı ile boğuşan işçileri sadece seyretmekle yetindiklerini, özel sektörden atılan işçileri görmezden geldiklerini, en fazla “Yazık ya, özel sektör işte işten atıyor” dediklerini söyleyen Aydın, saldırı kendilerine gelince uyandıklarını ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu anladıklarını ifade ediyor.
Ankara’da özlük haklarını alabilmek için 78 gün sürdürdükleri direniş, TEKEL işçilerini çok değiştirdi. Artık kendilerine dokunmayan yılanın “bin yıl” yaşamasını istemeyecekler, yılana karşı mücadele edenin yanında olacaklar.
TAM OLARAK BAŞARAMADIK
78 günün ardından “tam olarak kazanamadıklarını” söyleyen Aydın, özlük haklarını almadan dönmemek üzere Ankara’ya gittiklerini; Danıştay’ın istediklerinin yarısını verdiğini, sadece rahat bir nefes alabildiklerini ifade etti.
“Ben yine de dönmekten yana değildim. Çadırların kaldırıp, birkaç tane temsili çadırın kalmasını istiyordum. Bu bir grevdi, direnişti. Sırayla beklemeliydik. Sonuca ulaşana kadar orayı boşaltmamak gerektiğini düşünüyordum. Ama örgütün aldığı karar doğrultusunda istemeyerek de olsa geldik” diyen Aydın, 1 Nisan’da geri gideceklerini, bunun da kendileri için bir teselli olduğunu söylüyor.
1 Nisan’a kadar sessiz kalmayacaklarını, eylemlerinin devam edeceğini belirten Aydın, bakanların gittiği her yerde karşılarına çıkacaklarını, özlük haklarını almadan mücadeleden vazgeçmeyeceklerini kaydetti.
Aydın, 1 Nisan’dan sonra Ankara’dan geri dönmeyeceklerini belirterek, “Birçok insan ‘Eylemler bitti, artık yapamazsınız’ diyor. Bakalım göreceğiz, yapabiliyor muyuz yapamıyor muyuz” dedi.
TÜRK-İŞ KONUSUNDA HEP SUSTUK
78 günlük direniş boyunca Türk-İş’in tavrı konusunda genel başkanlarının hatırına hep sustuklarını belirten Aydın, “Şahsım adına konuşuyorum, Türk-İş’e söyleyecek çok sözüm var. Direnişin özlük hakkımızı alana kadar devam etmesi gerekiyor.
Ama bu süreçte o kahraman sendikaların yanımızda olması gerekiyor. KESK ve DİSK’teki sendikaların çoğunun Türk-İş’e bağlı sendikalardan daha çok destek verdiğini biliyoruz. Toplantılarda Türk-İş’e bağlı sendikaların destek vermediğinin bilgisi kulağımıza geliyordu. ‘Sadece TEKEL’ciler mi haksızlığa uğradı, niye buradan gitmiyorlar?’ diyen sendikacılar varmış. Biz hep Mustafa Kumlu’yu suçluyorduk. Kumlu’nun suçu yok mu, var tabii ki. Sen bir konfederasyonun başkanıysan aldığı kararları uygulatacaksın. Uygulatmıyorsan, bu işi yapmıyorsa bu insanlar, orada durmayacaksınız.
Direniş, TEKEL işçilerinin olduğu kadar diğer işçilerin, memurların da direnişiydi. Bence bu fırsatı iyi kullanamadılar. Umarız bu sendikalar şapkalarını önlerine koyup düşünmüşlerdir. Bu mücadele herkesin mücadelesi. Buna sahip çıkmaları gerekiyor” diye konuştu.
SENDİKAL HAREKET SINIFTA KALDI
Tek Gıda-İş Cevizli Şube Başkanı Yunus Durdu da direniş sürecinde ve öncesinde çok sıkıntılar yaşadıklarını kaydetti.
Diğer sendikaların desteğinden önce TEKEL işçilerinin kendi mücadelesine yeteri kadar sahip çıkıp çıkmadığına bakmak gerektiğini belirten Durdu, TEKEL işçilerinin mücadeleyi bazen sahiplendiklerini bazen de sahiplenmediğini söyledi.
TEKEL’de çalışan memurların ve yöneticilerin işçileri ikiye böldüğünü, bir kısım işçinin 6. aya kadar çalışacak olmasının bölme aracı olarak kullanıldığını belirten Durdu, “Biz zaman zaman işçilere ‘Bu süreç hepimizin yok olma süreci, 3 gün daha çalışacak olmak sizin için kurtuluş değil. Sonuç olarak 11 bin 500 işçi atılacak’ dedik. Üyelerimiz anlamamakta direndi, memurlar olayı farklı noktalara çektiler. Burada bir sıkıntı yaşadık. Ama arkadaşlar sonunda gerçeği gördüler. Ama böyle zamanlarda keşkelerin bir anlamı yok” diye konuştu.
Hükümetin işçileri 4-c’ye geçirmek için çok iyi çalıştığını, hatta bazı yerlerde imamları bile kullandığını dile getiren Durdu, 4-c’nin düzeleceğinin, sendikanın söylediklerine bakmamaları gerektiğinin söylendiğini ifade etti.
Durdu, “Tek Gıda-İş’in özel sektördeki üyeleri, hiç kuşkusuz ellerinden gelen desteği sağladı ama şu bir gerçektir ki; Türkiye’de sendikal hareket, TEKEL mücadelesinde sınıfta kalmıştır.
Bu TEKEL işçilerinin özlük haklarını alma mücadelesi olsa da, bir süre sonra Türkiye’de emeğin var olma-yok olma mücadelesine girdi. Başbakan konfederasyonları tehdit etmesine, ‘Avucunuzu yalayın’ dercesine açıklamalar yaptı. Ama bunlara yeteri kadar tepki gösterilmedi. Bu da sendikal hareketin nerede olduğunun göstergesidir” diye konuştu.
78 günlük mücadelede “hayırlı olsuna” gelmeyen 12 Türk-İş üyesi sendikanın olduğunu belirten Durdu, bu sendikaların içindeki birçok işçinin eylemlere katılmak istediğini, ancak sendika hiyerarşisini geçemediklerini söyledi.
SENDİKALARIN ETKİSİ KALMAMIŞ
TEKEL işçilerinin mücadelesinin Türkiye’de bir gerçeği daha ortaya çıkarttığını belirten Durdu, işyerlerinde kadrolu işçilerden daha fazla farklı statülerde çalışanlar olduğunu söyledi. Durdu, “4 Şubat’ın neden yapılamadığı da burada yatıyor zaten. Eğer demiryollarında bir tren durmuyorsa, o sendikanın dönüp örgütlülüğünü değerlendirmesi gerekiyor. Biri sözleşmeli, biri memur, biri kadrolu çalışıyor. Yani sendikanın aslında varlığı kalmamış o işyerinde. Eğer havayollarında bir uçak durmuyorsa, kamuoyunda güzel konuşmanın bir anlamı yok. Bu, işkollarında sendikaların etkisinin kalmadığını gösteriyor. İşyerlerinde sendikalar hakimiyetlerini kaybetmişler. Düşünün, 2 bin kadrolunun olduğu bir hastanede 3 bin taşeron varsa, sendikaların oturup düşünmesi gerekiyor. Taşeron işçilerin örgütlenmesi için sendikaların harekete geçmesi gerekiyor” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)



EĞİTİM TOPLANTISI YAPILDI

TEK GIDA-İŞ, 19 Mayıs ilçesinde kurulu olan BAT Sigara Fabrikası işçilerine eğitim semineri düzenledi. Yaklaşık 250 işçinin katıldığı toplantı da konuşan Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sayım Yorgun “Günümüz Şartlarında İşyerinde Endüstriyel İlişkiler” başlığı altında yaptığı sunumda, gerçek sendikacılık ve sınıf bilinci konusunda açıklamalarda bulundu. Daha sonra söz alan Tek Gıda-İş Genel Eğitim Sekreteri Mustafa Akyürek, 78 günlük TEKEL direnişinin işçilere mücadele şevki verdiğini, birleşerek hak elde edilebileceğini gösterdiğini söyledi., Toplantıya, Tek Gıda-İş üyesi işçiler dışında aynı fabrikada çalışıp üye olmayan taşeron işçilerden de katılanlar oldu. Aynı saatte BAT şirketinin taşeron işçilere yemek daveti verdi. (Samsun/EVRENSEL)


TEKEL İŞÇİSİ DIŞINDA HERKES KAZANDI
Yunus Durdu: TEKEL işçisi dışında herkes kazandı aslında. TEKEL işçisi elinden alınanı geri kazanamadı. TEKEL direnişi, Türkiye’de emek hareketi doğru bir şekilde yönlendirildiği zaman toplumun nasıl birleştiğini gösterdi. Haklı olduğu zaman arkasında kimlerin duracağını gösterdi. TEKEL işçisi, Anayasa’nın kendisine verdiği hakkı kaybetti. Bu konuda 10 yıldır 4-c’de çalışan işçiler isyan ediyordu, en azından bu mücadelenin ardından bir statüleri oldu, iyileştirmeler oldu. Ama TEKEL işçisi, ilk günden beri kendi özlük haklarını almak için yolda ve hâlâ o yolda mücadelesi sürüyor. Önünde 7 aylık bir zaman var. TEKEL işçisi, kendi anayasal hakkı olan özlük haklarını almadan bu davadan vazgeçmeyecek. TEKEL işçisi hâlâ hedeflediği noktayı ulaşamadığı için, kazandı diyemiyoruz.

AKP’NİN 3 YILLIK SENARYOSU
Yunus Durdu: Hükümetin 2007’den beri bir senaryosu vardı. Önce üretimi durdurdular. TEKEL’in yüzde 60’lık pazar payı varken zorunlu emeklilik çıkardılar. Bir tarafta insanları yatırdılar, bir tarafta da eleman yokluğundan üretim yapmadılar. İstanbul’da 90 ton üretim yapan fabrika, AKP’den sonra 40’lara düştü. Pazar yapısı düşünce bir özelleştirme gerçekleştirdi. TEKEL işçilerinin bu süreçteki tavrından ve onlara yapılan vahşice saldırıdan sonra kamuoyunda oluşan tepkinin neticesinde işçileri Yaprak Tütünlere naklettiler. Süreç istedikleri gibi gitmedi, o zaman Hak-İş’i devreye sokup 53 yıllık sendikal örgütlülüğe itiraz yapıldı. Kafalarındaki şuydu; itiraz edilecek, Tek Gıda-İş bu işçilerden aidat almayacak, yetkisi olmadığı içinde topluca bunları 4-c’ye göndeririz. Ama yanıldılar; Tek Gıda-İş Sendikası, 15 aydır aidat almadığı TEKEL işçilerinin önüne düşerek, kendi imkanları dahilinde mücadeleye başladı. Bu süreçte maddi sıkıntı yaşamasına bakmadan, yıllardır bu teşkilata aidat ödeyen işçilerin hakkını hukukunu korumak için mücadeleye öncülük etti. Bundan sonra da 1 yıl bile sürse; bu sendika, malvarlığının yok olma pahasına, bu işçilerin mücadelesini sürdürecek ve hakkını koruyacaktır.
Bu binalar TEKEL işçileri sayesinde kurulduysa, bugün de bu işçilerin mücadelesinin başarılması için satmak gerekiyorsa, satarız; yeter ki, bu insanlar gittikleri yere huzurlu gitsinler.
Gökhan Durmuş
ÖNCEKİ HABER

Tüzel’den birleşik mücadele çağrısı

SONRAKİ HABER

Salihli’de domates hasadı başladı: Üretici de tüccar da memnun değil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa