19 Mart 2010 00:00

Köprüdekiler izleyici karşısına çıkıyor

Aslı Özge’nin yazıp yönettiği ödüllü film ‘Köprüdekiler’in galası yapıldı.

Paylaş

Aslı Özge’nin yazıp yönettiği ödüllü film ‘Köprüdekiler’in galası yapıldı. Belgeselden yola çıkan filmin ilk tohumları, Yönetmen Özge’nin Boğaz Köprüsü trafiğinde beklerken bir anda aklında filizleniyor. Köprüde ellerinde çiçek, şarj aleti, sakız satan seyyar satıcıların fotoğraflarını çekmeye başlıyor, ardından Türkiye’nin belirsiz geleceğinin gençleri nasıl şekillendirdiği üstüne bir şeyler üretme fikri şekilleniyor. “Bir tarafta Avrupa Kıtası’na hoş geldiniz, diğer tarafta Asya Kıtası’na hoş geldiniz, yazıyor ama orada bile trafik var; ilerlenemiyor” diyen Aslı Özge, “Ben dahil hepimiz bekliyoruz” diyor. Köprüde çalışanlarla tanışan; onların mahallerine, evlerine giden Özge, isimleri değiştirmeden senaryoyu kahramanların gerçek hikayelerine dayanarak yazıyor, sadece izin verilmediği için polis memurunu profesyonel anlamda bir oyuncu canlandırıyor. Filmin, Kültür Bakanlığı’ndan çok az destek almasına rağmen 30’a yakın ülkede gösterildiğini söyleyen Özge, Türkiye’den sonra da İngiltere, İrlanda, Avusturya, Hollanda gibi ülkelerde yolculuğuna devam edeceğini belirtiyor.
Film, Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde ve Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ ödülünü aldı, 15. Londra Türk Film Festivali’nden de ödülle döndü.
Filmin oyuncularından, varoş genci Fikret (18), çekimleri çok sevdiğini söylüyor ve heyecanından daha fazla konuşamıyor.
SIKIŞMIŞ ÇARESİZ BİREYLER
Bu şehirden gitsem?.. Şu güzel evi kiralayabilseydim?.. Bu işsizlikte ne yapacağım?.. Ne güzel ayakkabılar; içeriye girmeyeyim, nasıl olsa alamayacağım, şuradaki kadınlara bak, ne çok alışveriş yapmışlar... Çok yalnızım, internette birini bulabilir miyim acaba?.. Nasıl başka bir iş bulacağım?.. Polis köprüde çiçek satmaya izin vermiyor; gezmek için bir yere girsem, hırsızlık yaptığımı sanıyorlar... İntihar mı etsem?.. Başka bir yaşam var mıdır acaba?.. Filmdeki karakterlerin aklından geçen sorular aşağı yukarı bunlar.
Metropolde geçen filmin hikayesi üç erkek karakter üzerine kurulmuş. Her biri kalabalık yalnızlıkların arasında sıkışmış, çaresiz bireyler. Yırtmaya çalışan ama beceremeyen, imkansızlıklar içinde kalmış, okumamış, memur olmuş, yalnız kalmış, evlenmek istemiş, bencillikler şehrinde kalbine uygununu bulamamış. Bir diğeri ise sürekli iş arıyor, buluyor, bulamıyor, bulduğu garsonluktan atılıyor, bir türlü tutunamıyor.
Umut, evli bir minibüs şoförü; Murat, trafik polisi; Fikret ise çiçek satıyor. Her biri Boğaziçi Köprüsü’nde kesişen hayatlar... İstanbul’u fonuna alan filmde, bol miktarda bayrak, terör, namaz ve ötekileştirilen insanları, dayatılan fakirliği görüyoruz. Göremediğimiz tek şey ise bütün erkek karakterler çalışırken, bebek bakıcısı Cemile’nin nedense hiç çalışmadığı. Üretmeyen, kocasının kazancından memnun olmayan, kocasına ev işi ve kadınlık anlamında hizmet etmeyen özentili bir kadın karakter, ağlayıp sızlıyor. Belki de sadece o, şükretmeyip isyan ettiği halde, aile içinde sorun çıkaran sanki tek sorun oymuş gibi görünüyor.
Mesleği çocuk bakıcılığı olan Cemile İlker (27) gülümseyerek, oyunculuğu çok sevdiğini, filmin beklentilerinin çok üstünde çıktığını, değişiklik olsun diye kabul ettiğini ama sonradan çok keyif aldığını söyleyerek, “Recep İvedik gibi değil, gerçek hayatları oynadık” diyor.
Cemile’nin eşi minibüs şoförü Umut İlker (32), gerçek hayatında da şoförlük yapıyor ve bu film sayesinde hayatları boyunca göremeyecekleri şeyleri gördüklerini, gerçek hayatı yansıtan bu filmi insanların görmesi gerektiğini söylüyor.
YENİ SİNEMACILAR’DAN FİLME DESTEK
“Yeni Sinemacılar”dan Önder Çakar, “Köprüdekiler”in 6. filmleri olduğunu, filmin gerçeği kurgulamak konusunda yeni arayışların iyi örneklerinden biri olduğunu anlatıyor. “Bu çalışma sinemasal bir deney, güzel bir başarı. Anlattığı fikri çok seviyorum” diye bitiriyor sözlerini. Oyuncu Erkan Can ise “Gelir düzeyleri belli, çoğunluk olan en alttaki bireylerin; yani bizlerin derinlerine inmiş, sıcak, güzel bir film. Seyrettirir mi düşündürür. Es geçtiğimiz sıradan insanlara dönüp dikkat ederek baksak, içimizi acıtacak bir durum, karmakarışık bir şey görürüz; iç dünyaları gibi... Çok ince mesajları olan; atmosfer yaratışı, renkleri ve fotoğrafları açısından dikkat edilmesi gereken bir film” diye yorumluyor. Settar Tanrıöğer, oyuncu olmayan bireylerin kendi yaşam öykülerini yarı belgesel bir dramatik kurgu ile oynamalarından, bu tanıklık durumundan çok fazla hoşlandığını belirtiyor. “Son yıllarda seyrettiğim gerçeklik üzerinden, sinemadaki duruş anlamında bambaşka bir yöntem belirlemişler” diyen Oyuncu Yeşim Ceren Bozoğlu, “Çok sürprizli; oyuculuklar, reji ve kurgu, alıştığımız sinema dilinin çok ötesinde, günlük hayatın anti kahraman hikayelerine başka bir yerden bakıyor” diyerek, filmin realiteyle derdi olduğunu söylüyor.
(İstanbul/EVRENSEL)
Cihan Bilgen
ÖNCEKİ HABER

Uçan Süpürge Ödülleri’nin sahipleri belli oldu

SONRAKİ HABER

Edirne'de okul servisi ile yurt dışına çıkmaya çalışan 30 mülteci durduruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa