20 Mart 2010 00:00

HAYAT YAZILARI

Yargıda ciddi sorun var. SES Yöneticisi Seher Tümer’le ilgili karar duruşması herkesi şaşırttı.

Paylaş

Yargıda ciddi sorun var. SES Yöneticisi Seher Tümer’le ilgili karar duruşması herkesi şaşırttı. Hem örgüt üyeliği hem de propagandadan verilen ceza, yedi yıl civarında. Yargıtay sürecinde bu vahim tablo düzelse bile, en az altı ay daha tutukluluğu devam edecek.
Bu tablonun sebebi nedir? Mahkeme heyeti, gerçekten bağımsız bir karar verdiklerine inanıyor mu? Bir müdahale söz konusu ise kimden kaynaklı? Yargı reformu böylesi hukuk facialarını giderebilecek mi? Ne yazık ki, evet cevabı verebileceğimiz bir umut ışığı yok. Yani adil yargılanma açısından değişen çok şey olmayacak. Bir başka tablo, Ergenekon ve bağlantılı davalarda yaşanıyor. Erzincan davasında adı geçen Orgeneral Berk’le ilgili Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un açıklamaları yargıya müdahale değilse, nedir? Eski kuvvet komutanlarının sağlık nedeniyle dışarıda olmalarına rağmen bütün törenlerde boy göstermesi, “yargı önünde eşitlik” ilkesi açısından ne anlam ifade etmektedir? Yargı reformu paketi, bu görüntülerin değişmesi açısından bir değişiklik doğuracak mı? Muhtemelen hayır.
Uzun lafın kısası; paket, yargıyla ilgili en can yakıcı sorunlara teğet geçiyor. Bu tablo, değişiklik önerilerin içeriğine karşı olmayı gerektirmiyor ama girişimin önceliklerini sorgulamak da hem hakkımız hem de görevimiz. Neden bugünkü mevcut hukuk açısından bile “adil yargılanma ilkesine” açıkça aykırı uygulamalara müdahale edilmiyor, ya da edilemiyor?..
Yeni bir hukuk inşasına yeltendiğinizde, bunun en temel sorunlara çözüm üretmesi beklenir. Bu amaca hizmet etmeyecek adımlar için ödenmesi muhtemel bedel, yeniden hesap yapmayı gerektirir. Görünen o ki, böyle bir sinyal söz konusu olmadığı gibi, yine “ben yaparım olur” mantığı oldukça belirleyici. Daha önce defalarca yaşanan değişiklik girişimlerinin ortaya çıkarttığı hayal kırıklığından hiçbir ders alınmamışa benziyor. Ya da çok iyi ders çıkarılmış ve bu yöntem bile bile tercih ediliyor, diye düşüneceğiz ki, bu çok daha vahim bir durum.
“Atılan taşın ürkütülen kurbağaya değmemesi” tam da böyle bir durum olsa gerek. 2007 sonrasında başlatılan yeni anayasa çalışmalarından neden vazgeçildiğine dair hiçbir ciddi açıklama yapılmadı. Kamuoyuna açıklama tenezzülünde bulunulmayan gerekçe hâlâ geçerliliğini koruyorsa, bugün gündeme gelen paketin kabulü daha mı kolay olacak sanılıyor? Daha geniş bir demokratikleşmeye sıcak bakmayan, ama sadece yargı ve asker karşısında siyaset kurumunu güçlendireceği sanılan bir pakete olumlu yaklaşan çevre, adalet ve hukuk algısı itibariyle nerede durmaktadır?
İktidar partisinin arkasındaki uluslararası desteğin gittikçe riske gireceği gündemler bizi bekliyor. Bunların başında, BM gündemine alınması muhtemel İran konusu geliyor. Hükümet, Ermeni konusunda sergilediği performansı sergilerse, işlerin tümüyle sarpa sarması büyük bir ihtimal olarak gözüküyor. Küresel gelişmelere endeksli ekonomik iyileşme ihtimali kısa dönem için artık neredeyse imkansız.
Bu fotoğrafı görüyorsanız, son hamlenizi çok iyi planlamayı düşünürsünüz. Umarım korkularımızda yanılan biz oluruz.

Ayhan Bilgen
ÖNCEKİ HABER

Newroz ateşi ısıtıyor

SONRAKİ HABER

Meclise, 5 CHP ve HDP'li milletvekili için fezleke gönderildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa