20 Mart 2010 00:00

KUŞATILAN ÇEVREMİZ

Öğrenci gençliğini kimimiz çok küçümseriz, kimimiz de gözümüzde çok büyütürüz.

Paylaş

Öğrenci gençliğini kimimiz çok küçümseriz, kimimiz de gözümüzde çok büyütürüz. Küçümseyenler için öğrenci hareketi gelir geçer bir dalgadır, okul yıllarında gelir, okulu bitirip işe güce bulaşınca, çocuk çoluğa karışınca o dalga geçer. Büyütenler için ise, halkın önderleri genellikle öğrenci gençlik kökenlidir ve toplumsal muhalefetin belirleyici unsurları hep o kesimden çıkmalıdır.
Bizim aklımız bu derin konularda değil; çünkü her gün liselerden ve üniversitelerden sıcak, ama bir o kadar da tuhaf haberler duyuyoruz; bu çarpık ve yağmacı düzen öğrencilerin üzerine iyice çökmüş durumdadır.
İstanbul’da TEKEL işçilerine destek veren lise öğrencilerini okuldan attıklarını gazetemiz duyurdu. İçlerinde, direnişe katılan ailelerin çocukları olsun ya da olmasın, duyarlılık gösteren bu gençlerimizin eğitim hakları ve gelecekleri gaspedilmiştir. Çocuklarımıza şunu diyorlar; siz anne ve babanızın, kimsenin hakkının hukukunun peşinde koşmayın, yanarsınız.
Üniversitelerimizde ise öğrenciler müşteri sıfatıyla anıldıkları için attıkları her adımdan para alıyor bu devlet. Kapitalizm için paraya tahvil edilemeyen hiçbir şeyin değeri yoktur, değer parayla ölçülüp tartılır. Öğrenciler zorla banka müşterisi yapılıyor, onlara manyetik kartlar dağıtılıyor. O kartları kullanarak öğrenciler ders alabiliyor, kitap alabiliyor ve yemek yiyebiliyor. Öğrencilerin yemek parası, eğer o kartı yoksa tam iki katına çıkıyor. Bunu protesto eden öğrenciler ücretsiz yemek haklarını kullandıkları zaman da kamu malını yağmalamaktan haklarında bir sürü dava açılıyor. Bunun en son örneği Kocaeli Üniversitesi’nde yaşandı, soruşturma açılan öğrenciler oturma eylemine başladı.
Bilim merkezi olması gereken üniversitelerin yönetimleri böyle abuk sabuk soruşturmalara kafa yoracaklarına, en azından öğrencilere okuttukları derslerin uygulamasını doğru yapmalıdır. Öğrencilere kapitalist ekonomi öğreten üniversiteler, kapitalizmin kendi iç kurallarından dahi habersizdir; kapitalizmde kimse bir ürünün ya da hizmetin fiyatını kafasına göre iki katına çıkartıp zorla satamaz, kimse zorla bir bankanın müşterisi yapılamaz, yoksa Rekabet Kurulu denen kurul adamın canına okur.
Soyguncu bankalar, gerek kamu kurumlarını, gerekse üniversiteleri kendi aralarında paylaşarak çalışanlara ve öğrencilere zorla hizmet satıyor, bunun önüne geçilmelidir. Bu paylaşımda kamu bankaları ön sırada yer alıyor, ciro ve kâr hedeflerini emekçilerin ücretleri ve öğrencilerin harçlıkları üzerinden kurguluyor. Paylaşıma ortak olan kamu ve üniversite yöneticilerine verilen rüşvetler ise artık resmiyet kazanmıştır, paylaşım resmi sözleşmelerle yapılıyor, yani artık rüşvetin belgesi vardır.
Öğrenciler yıllardan beri polis ve idare baskısıyla, faşist terörle uğraşır dururlardı, o cephede değişen bir şey yok ve aynı baskılar devam ediyor. Şimdi ise bankalar tarafından öğrencilere yeni bir cephe açıldığını görüyoruz; bizim öğrenciliğimizde böyle bir cephe yoktu, yani bizim işimizin daha kolay olduğu ortadadır.
Eskiden bankalar soyulurdu, şimdi ise bankalar soyuyor, bu da çağ atlamanın çarpıcı bir göstergesi olsa gerek..

ERTUĞRUL ÜNLÜTÜRK
ÖNCEKİ HABER

TEKEL işçileri de öğrencilerin yanında

SONRAKİ HABER

Ceylanpınar'da patlama: 5 kişi yaralandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa