İnsan, emek ve yıkım

İnsan, emek ve yıkım

Avrupa’nın ikinci büyük gösteri merkezi Ankara’da bulunuyor.


Avrupa’nın ikinci büyük gösteri merkezi Ankara’da bulunuyor. Türkiye’nin de en büyük sahnesine sahip olma unvanını koruyan Anadolu (ya da Anatolia) Gösteri ve Kongre Merkezi, son günlerde Melih Gökçek belediyesinin tehdidi altında.
Bir çadır şeklinde inşa edilen merkezi Gökçek beğenmiyor ve “Elimde yıkım kararı var” diyor. Çadırı yıkması istenen Çankaya Belediyesi ise “Valla bizde öyle bir karar yok. Ama bazı üst geçitlere dair yıkım karar var, bunlardan biri de Tekel işçisinin canına kıyan üst geçit. Gökçek gelsin onları yıksın” kabilinden cevap veriyor. Fasl-ı Şahane isimli büyük bir “Klasik Türk Müziği” konseriyle bu merkezde dün gece sahne alan Bülent Ersoy, Muazzez Abacı, Seçil Heper, Mustafa Sağyaşar, Samime Sanay, Yaşar Özel, Zekai Tunca, Nalan Altınörs ve Yıldırım Bekçi gibi ünlü isimlerse, “Siz yıkmayın, biz şarkılarımızla yıkacağız zaten” diyerek, sağırlar diyaloguna dahil olmuşlardı. Tüm bunlar olup biterken, arada bir şey kaynıyor: Anadolu Gösteri Merkezi’nin duvarlarını boydan boya süsleyen resimler...
‘KEDERİNDEN ASILMIŞ RESİM’
Mehmet Ali Doğan, 1970 Elazığ doğumlu. Hacettepe Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1996’da açtığı ilk kişisel sergisinden bu yana birçok kişisel ve karma sergiye katıldı; Şefik Bursalı dahil olmak üzere birçok yarışmada ödüller aldı, Kültür Bakanlığı’nın ‘İl İl Türkiye Resimleniyor’ gibi projelerine resimleriyle katkıda bulundu, resmi ve özel koleksiyonlarda birçok resmi bulunuyor.
Doğan, 2004 yılında Anadolu Gösteri Merkezi’nin duvarlarını boydan boya “boyadı”. Toplam 984 metrekarelik dış cephe duvarlarının tamamına ‘Yer Gök Deniz’ konseptiyle yaptığı resimleri ayrıca bir sergiyle de destekledi. “Her ressamın hayalinde böyle büyük bir yüzeye resim yapmak vardır” diyor Doğan; “teknik olarak da bu boyutlarda çalışma yapmak, kompozisyon kurmak, bütünlük sağlamak çok zordur...” Doğan bu teknik zorluğu, çadır konseptindeki gösteri merkezine Anadolu çadır geleneğini uygulayarak ve uzun araştırmalara dayanarak derlediği Anadolu motiflerini modernize ederek aşmış.
Gelenekselin çağdaş yorumuna dayanan bu resimler, şimdi “yıkım” tehdidi altında. Gerçi basın bunlardan ziyade dünkü konseri tartıştı. Ruhi Su, on yıllar önce yazdığı ‘İnsan ve Emek’ şiirinde emeğin değerlendirilmesini güzel bulurken, yine de bir çelişkiye işaret ediyordu: “Benim memleketimde bugün/Kırk elli bin liradır/Resmin metrekaresi/…/Bir gece kulübünde bugün/Kırk bin elli bin liradır/Bir Zeki Müren dinletisi.”
Yıllara dayanan emeğiyle olayların tam ortasında fakat tartışmaların dışında kalan Mehmet Ali Doğan, “Şu an çok üzüntülüyüm” diyor; “düşünün, Türkiye’nin en büyük gösteri merkezinin duvarları özel bir sanat eseriyle donatılmış ve yıkılıyor, yok oluyor...”
Ruhi Su, “Ama benim memleketimde bugün/İnsan kanı sudan ucuz/…/Belki bu nedenle yazık/Asılmış gibi durur/Asılmış gibi kederinden/Duvarlarımda resim/Çalgılarımda müzik” diye bitirmişti ‘İnsan ve Emek’ şiirini. Görünen o ki, “en güzel emek insan”ın değerini yeniden kazanması için tarihsel mücadelesine daha uzun süre devam etmesi, daha çok kan ve can dökmesi gerekiyor. Ama bu arada bütün “kederiyle” de olsa sanatın yaşaması gerek. Yüzünü başka “ucuz” fakat çok değerli değerlere daha fazla dönerek...

Barış Yıldırım
www.evrensel.net