22 Mart 2010 00:00

BAYKUŞ

Bir mektubu paylaşalım bugün…

Paylaş

Bir mektubu paylaşalım bugün… “Ben Günay ÖZARSLAN… Ben şu anda Ankara Sincan Kadın Hapishanesi’nde bulunan bir tutukluyum. Yedi arkadaşımla birlikte 12 Mayıs 2009 günü sabah saatlerinde gözaltına alındım. Gözaltına alınmamı ve hele de tutuklanmamı hukuk kuralları içinde hiçbir yere oturtabilmiş değilim. Bu nedenle tam bir kara mizah örneği olan bu süreci sizlerle paylaşmak istedim. 12 Mayıs sabahı, üyesi olduğum Karadeniz Özgürlükler Derneği’nden gözaltına alındım. Bulunduğum yer yasal bir dernekti. Ancak ülkemizdeki hukuka göre yasadışı olan, soygun ve sömürü düzenine karşı çıkmak; insanları, yapılan haksızlıklara ve zulme karşı mücadeleye çağırmaktı. Bizler ise tam da böyle bir çağrının sahibi olduğumuz için derneğimiz, maskeli, uzun namlulu silahlar taşıyan polisler tarafından basıldı. Yasadışı bir yer gibi arandı. Ve ilginçtir, Samsun’da 24 Mayıs günü düzenlenecek olan Grup Yorum konserinin çalışmaları sırasında tamamen bir hukuksuzluk örneği olarak tutuklandım. Konseri, üyesi olduğum Karadeniz Özgürlükler Derneği düzenleyecekti. Ben de bu konser çalışmalarının içerisinde yer alıyordum. Hukuki anlamda hiçbir sorun çıkarılmayan konserimizi engellemek isteyenler, konserin çalışmasını yapan 5 kişiyi bir komplo ile tutukladılar.”
“…25 Şubat’ta bir mahkemeyi daha geride bıraktık. Bu defa çıkarız diye umutluyduk, bu kadar da olmaz, diyorduk. Ama oldu işte, kaldık yine burada ve bu durumu çok da garipsemedik aslında. Onuncu ayımızı doldurduk burada. Hangi suçun(!) bedeli bu, diye geçiyor aklımdan…”
“…Burası zor bir yer, bu zorluk dört duvar arasına hapsedilmek değil aslında. Burada zor olan, aynı davadan yargılandığım arkadaşımı sadece mahkemeden mahkemeye görmem. Burada kaldığım bütün zamanı sadece iki kişi ile paylaşmam. Size buradan kendi ellerimle yaptığım kolyelerden yollamak isterdim, ama burada el işi yapabileceğimiz hiçbir şey verilmiyor. (İplik, boncuk, boya…) Buraya ilk geldiğim andan itibaren, yani yaklaşık yedi aydır açık görüş yapamadık ve daha haziranın sonuna kadar da yapamayacağız. İlk gün başka bir hapishaneden gelmeme rağmen çırılçıplak soyunmamı istediler, kabul etmeyince her zaman yaşananlar tekrar edildi, disiplin cezaları verildi. Tabii ki bu cezaların devamı da geldi. Burada disiplin cezası almak o kadar kolay ki. Hani 22 Ocak 2007, 122 ölümün ardından ‘sohbet genelgesi’ yayımlanmıştı ya, hani haftada bir tutsakların kendi belirlediği 10 kişi 10 saat sohbet edecekti. Burada bu durum şu şekilde uygulanıyor. Ayda bir 7.5 saat ve idarenin belirlediği 8 kişiyle sohbet edilebilir. (Kapalı Kadın Hapishanesi G-2 Sincan/ANKARA)”
Günay Özarslan’ın dostları ve ailesi ile paylaştığı, kısa bölümlerini bu yazıya aldığım 2 mektubun, uzun yıllardır tartışıp gündeme getirdiğimiz ne çok sorunu içerdiğini görünce, sizlerle paylaşmak istedim.
Ancak söz konusu rütbeliler olunca gündemde yer bulan tutuklu yargılanma beraatla dahi sonuçlansa, yatılan ayların, yılların hesabının sorulamaması; tutukluluk durumunun, aslında bir cezalandırma yöntemi olduğunu düşündürüyor ister istemez. Yüzlerce insanın uğruna öldüğü görüşme ve iletişim koşullarının hâlâ sağlanamamış olması, özgürlüğünden yoksun bırakılmaya yalıtılmışlık durumunun da eklenerek insanlarımızın tekrar tekrar cezalandırılması, disiplin cezalarının peş peşe yağması, cezaevi değil ezaevi duygusunu pekiştiriyor.
Üstelik biz o ezaevlerine, anasının kucağından çekip aldığımız çocuklarımızı; düşünen, düşündüğünü söyleyen, konserlerde hep bir ağızdan türkü söyleyen gençlerimizi, insanlarımızı koyuyoruz. TEKEL işçilerine destek verdikleri için 24 çocuğu okullarından atan, 28 arkadaşına bir küçücük çocuğu tokatlatan, yumrukla burnunu kıran zihniyetin boy verdiği topraklarda, cezaevi ezaevi olmaz mı, olur elbette. Bütün çabamız, ezaevleri olmasın diyedir. Bu yazıyı yeni bir günde yazıyorum. Yeni bir gün, günler olsun dileğim.
Günay’lar için; gençlerimiz, çocuklarımız, insanlarımız için yeni bir güne uyanmak gerek. Yeni gününüz umut dolsun. Newroz pîroz be!..
ŞEBNEM KORUR FİNCANCI
ÖNCEKİ HABER

Esenyurt’ta bir dayı bastı Kızılay’ı

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa