22 Mart 2010 00:00

MEDYATİK

Ne yazsam okuyanlar mutlu olur, kendilerini iyi hisseder diye düşündüm geçen hafta.

Paylaş

Ne yazsam okuyanlar mutlu olur, kendilerini iyi hisseder diye düşündüm geçen hafta. Zor iş, farkındayım… Herkesin çeşit çeşit derdi var neticede. Ama yine de istiyorum ki, değmeyecek şeyler için de kimse sıkmasın canını...
Sabahları işe giden ya da akşamüzerleri işten dönen insanların doldurduğu otobüslerde, metrolarda, trenlerde herkesin suratı asık. Konuşan, gülen yok. Sert bakışlar, neşeli olana, biraz sesli gülene hemen dönüveriyor. Belki bu yüzden gençler de ortalama mutsuzluğa dahil. Enerji saçmamız, gülmemiz, eğlenmemiz, yaratıcılığımızın zirvesinde olmamız gerekirken, içi geçmişler gibiyiz.
Bence hayatı nasıl algıladığımız ve yaşadığımızla ilgili bir sorun var.
Belki tekrar olacak ama Gündüz Vassaf’ın bu konudaki yaklaşımını bir kez daha nakletmek istiyorum: İnsanlar artık ölüm üzerine düşünmüyor, ölmeyecekmiş gibi yaşanan hayatlar pompalanıyor. Halbuki ölüm de doğum gibi hayatın bir gerçeği. Ölümü yadsımak, aslında yaşamı yadsımak demek. Çünkü ölüm mutlak. Bildiğimiz tek şey, herkesin öleceği ve her saniye ölüme yaklaştığımız. Dolayısıyla her anımız biricik ve her anı bilerek, anın güzelliğini duyumsayarak yaşamak gerek…
* * *
İzmir’de, 87 yaşındaki dedeme bakarken bunlar geçiyor aklımdan. Hiç pişmanlığı olmamış sanki hayatında. Bugün yine mutlu, huzurlu, dingin… ‘Güzel bir hayat yaşadım’ der gibi oturuyor koltuğunda…
Onun kızı, Annem… Kanser denen illet buldu onu. Şu an 56 yaşında…
Öylesine hayat dolu, öylesine moralli, öylesine dirençli ki, görenler inanamıyor böyle bir hastalığı olduğuna. ‘Daha yapacak çok şeyim var’ diyor. Doğru. Çok istemesine rağmen yurtdışına çıkamadı mesela henüz. Bizi okutmak için harcandı emekli öğretmen maaşları. Yeşil pasaportlar bekledi bir kenarda… Sonra, torun sevemedi daha… Var yani daha yapılacak işler. Pabuç bırakacak değiliz bu illete. Yeneceğiz mutlaka ‘sevimsizleri’. Hayat güzel…
* * *
Evet, hepimiz biliyoruz belki ama bazen unutuyoruz her anın biricik ve değerli olduğunu. Olmayacak şeyler için sıkıyoruz canımızı. Şimdi böyle bir şey gelince başımıza yine aklıma geldi, paylaşayım dedim bunları.
Bir arkadaşım ‘Komünistler gelecekten gelmiş insanlardır’ diyor hep. Belki de böyle bakmalıyız hayata. Buna göre yaşamalıyız. Başka bir bilinç düzeyinde, başka bir kavrayışla, başka türlü bir bakışla…
Mutsuz olmak, umutsuz olmak, bedenimize ve ruhumuza kötü davranmak gibi bir lüksümüz olabilir mi ki?
twitter.com/mkuleli
MUSTAFA KULELİ
ÖNCEKİ HABER

Mersin’de tiyatrocu olmak zor!

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa