BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • 17 Mart’ta Yüksekova’da başlatılan Newroz gösterileri önceki gün Diyarbakır ve İstanbul başta olmak üzere başlıca kentlerde yapılan görkemli gösterilerle tamamlandı.


    17 Mart’ta Yüksekova’da başlatılan Newroz gösterileri önceki gün Diyarbakır ve İstanbul başta olmak üzere başlıca kentlerde yapılan görkemli gösterilerle tamamlandı.
    Basında gösteriler; “Görkemli Newroz”, “En barışçıl Newroz”, “Yüz binlerin sesi”, “Newroz alanlarından barış çağrısı” gibi olumlanan bir içerikle yer buldu.
    Kuşkusuz bu ve benzeri nitelemelerin her biri doğrudur. Çünkü yüz binlerin katılımıyla yapılan eylemlerde hiç bir ölüm, yaralanma, hatta sözü edilen bir vukuat olmamıştır. Ama kalabalıklar; çözüm için kritik bir talep olarak; “muhatap sorununun” nasıl olması gerektiğini dile getirmişlerdir. BDP’nin bir muhatap olduğu hem BDP’li yetkililer tarafından açıkça söylenip hem de alanlardan haykırılırken, Öcalan ve PKK’nin “muhatap alınması” talebi de dile getirilmiştir.
    Bu görüşler, geçmiş yıllarla kıyaslandığında hem çok daha kitlesel hem de çok daha barışçıl biçimde ifade edilmiştir.
    Bunca kitleselliğe ve yaygınlığa karşın bir “vukuat”ın olmamasının iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi; Newroz’a katılan yığınların hem barış isteğini hem de Kürt sorununa barışçıl ve demokratik çözüm beklentisini tüm öteki kaygıların önüne geçirmiş olmasıdır. İkincisi ise polisin ortamı provoke edecek müdahaleler yapmaktan kaçınan bir tutum izlemesidir.
    2010 Newroz’unda dikkat çekici özelliklerden birisi de, sadece bölge illerinde değil, başlıca illerde (İstanbul, İzmir, Adana, Antep, Kocaeli, …) Newroz’a katılımların yoğunluğudur. Bu da, Kürt sorununun bölge sorunu olmaktan da öte tüm Türkiye’nin sorunu olduğunun, çözümünün de bu nedenle sadece Kürtleri ilgilendirmeyi çoktan aşarak Türklerin de bir sorunu olduğu gerçeğinin kimsenin inkar edemeyeceği biçimde ortaya çıkması demektir. Başka bir söyleyişle; “Sorun Kürt sorunudur. Öyleyse Kürtleri ilgilendirir. Çözümün nasıl olmasına dair kaygılar da onların kaygısı olmalı” tezi geçersizdir. Tersine sorunun çözümünde, “Nasıl bir Türkiye de yaşamak istiyoruz?” sorusuna yanıt kaygısı taşıyan her kesimin ve herkesin tutum takınması ertelenemez bir görev olmuştur.
    Burada, bu tablodan görev çıkarması gerekenlerin en başında ise sendikal camia vardır. Çünkü Newroz alanlarından yapılan “Barışçıl demokratik çözüm” çağrısında özellikle de batı illerinde sendikalar, emek örgütlerinin katkısı olmadan oluşturulacak bir çözümün demokratik bir muhteva kazanması, AKP’nin yedeklediği bir saflaşmayı aşması olanaksızdır. Bu yüzden de sendikalar ve emek örgütü yöneticilerinin sorunda taraf olarak kendilerini ortaya koymamış olmaları, sorunun çözümünün en önemli handikabı olarak da ortaya çıkmaktadır.
    Kimi illerde TEKEL işçilerinin kendi pankartlarıyla Newroz’a katılması, bazı illerde de TEKEL işçilerinin konuşmacı olarak yer alması elbette önemlidir ve TEKEL mücadelesinin Newroz alanına yansımasıdır. Ancak, tanınmış sendikacıların, emek örgütlerinin önde gelen temsilcilerinin Newroz kürsülerinde olmamaları, üyelerini kendi pankartlarıyla Newroz etkinliklerine katmaktan geri durmalarının artık anlaşılır bir yanı da kalmamıştır.
    Çözümün böyle dayatmasının yanında Kürt halkının barış ısrarının bu ölçüde ortaya çıktığı bir durumda emek cephesinden, emek cephesinin en önemli kurumları olan sendika ve öteki meslek örgütlerinden bir destek görülmemesi elbette ki anlaşılır değildir.
    Dün, AKP Hükümeti; Anayasa’nın 26 maddesini değiştirmek amaçlı bir paketi kamuoyuna açıkladı. Sendikalar ve emek örgütleri şimdi ne yapacak; burada da “tarafsız” mı kalacaklar; “Bu siyasi partilerin işidir, bizi ilgilendirmez” mi diyecekler?
    Sendikaların ve emek örgütlerinin, Kürt sorununda bu; “siyaset dışı”nda kalma tutumları sürerken, Anayasa konusunda ciddi olarak “muhatap” olarak ortaya çıkabilirler mi; çıksalar bile kamuoyunda bu tutum ciddiye alınır mı?
    Sorular çoğaltılabilir. Ama asıl olan sorulara verilecek yanıttır. Ve sendikalar ülkenin başlıca sorunlarında siyasi tutumlar alma cesareti ve inisiyatifi gösteremezlerse sendikal alanda da ayakları üstüne kalkmaları olanaklı olmayacaktır.
    Newroz alanları, AKP Hükümetine talepleri ulaştırmıştır. Ama aynı zamanda alanlardan sendikalar ve emek örgütlerine de “Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için birlikte davranma” çağrısı yapılmıştır.
    Newroz alanlarındaki barış vurgusunun, kitlesellik ve yaygınlığın anlamı budur.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net