23 Mart 2010 00:00

KOZAK KAN AĞLIYOR!

Dünyanın en kaliteli çam fıstıklarının üretildiği, bilim insanları tarafından “ekolojik hassas bölge” olarak tanımlanan Kozak Yaylası, kan ağlıyor.

Paylaş

Dünyanın en kaliteli çam fıstıklarının üretildiği, bilim insanları tarafından “ekolojik hassas bölge” olarak tanımlanan Kozak Yaylası, kan ağlıyor. Koza Altın Şirketi tarafından bölgede yapılmak istenen altın madenciliği için binlerce ağacın kesimine başlandı. Hem de 21 Mart Ağaç Bayramı ve Dünya Ormancılık Günü ve Haftası’nda!.. Kozak Yaylası’nın Kaplan köyü yakınlarındaki Çukuralan’da, resmi rakamlara göre 7 bin 743 ağaç kesildi ve ağaç kesimine devam ediliyor. Çevre örgütleri, katliamı durdurun çağrısı yaptı.
4 GRAM ALTIN İÇİN!
Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel ve Kozak Çevre Derneği Başkanı Mehmet Akın tarafından yapılan ortak açıklamada, altın madenciliği için Kozak Yaylası’ndaki ağaç katliamının başladığı dile getirildi. Kozak Aşağıbey köyü sınırında yer alan Yelli mevkiinde yoğunlaşan ağaç kesimlerinin, devletin izni ve eliyle yapıldığının belirtildiği açıklamada, katliama göz göre göre izin verildiği dile getirildi. Açıklamada, “Koskocaman bir orman yok edildi; bir ton kayaçtaki 4 gram altın için. Yüzlerce yılda oluşan bu ormanı 4 gram altın için feda eden zihniyeti lanetliyoruz” denildi.
HANGİ DİNE İMANA SIĞAR?
Kozak Yaylası’nda başlayan katliamın, yaylanın diğer kesimlerine de yayılması endişesinin dile getirildiği açıklamada, Kozak’ın her yıl 50 milyon dolar civarında çam fıstığı ihracatı yapılan bir bölge olduğu aktarıldı. Kozak köylüsünün, ormanları bugüne kadar canı gibi koruduğunun, bu yüzden orman yangınlarının hemen hemen hiç yaşanmadığının altının çizildiği açıklamada, şöyle denildi: “Kozak köylüsü soruyor, bunca yıl gözbebeğimiz gibi koruduğumuz Kozak Yaylası’nı altıncı şirketlere peşkeş çekilsin diye mi koruduk? Nedir bu rezalet?! Yeryüzünün cenneti olan Kozak Yaylası’na nasıl kıyarsınız; bu hangi vicdana, hangi dine ve imana sığar? Kozaklıların feryadını duyacak vicdan sahipleri yok mu Ankara’da? Milli park ilan edilip koruma altına alınması gereken yaylamızı, altıncı şirketin talanına nasıl açarsınız? İki elimiz iki yakanızda...”
(İzmir/EVRENSEL)

VAY HALİNE TÜRKİYE’NİN!


Çevre hukuku avukatlarından Arif Ali Cangı, altıncı şirketin cesaretini TBMM’ye sunulan yeni Maden Yasası tasarısından aldığını kaydetti. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay 8. Dairesi’nin Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin yürütmesini durdurması ile madencilik faaliyetlerinin hukuki dayanağını yitirdiğini belirten Cangı, “Bu kararlar sonunda orman alanlarının madenciliğe tahsisi işlemlerinin hukuksal dayanağı kalmamıştır” dedi. Madenci lobinin girişimi sonucu, Bakanlar Kurulu’nun Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’ne koyduğu ek madde ile hukukun arkasından dolanılarak madencilerin önünün açılmak istendiğini aktaran Cangı, Danıştay’ın “yapılan değişikliğin yargı kararlarını bertaraf etmeye yönelik olduğu” gerekçesiyle bunu da durdurduğunu söyledi. Cangı, “Danıştay’ın bu kararıyla oyun bozuldu. Şimdi nereden cesaret alıyorlar? Meclis’e sunulan yeni maden yasası tasarısından. Bu bir başlangıç. Tasarı yasalaşırsa vay haline Kozak’ın, Kazdağları’nın, Bakırçay’ın, Efemçukuru’nun, Kışladağ’ın ve altında altın olan diğer yerlerin” dedi.

Yılda 13 milyon hektar yok oluyor

AŞIRI kâr hırsının ormanlara verdiği tahribat her geçen yıl artıyor. Tüm dünyada her yıl 13 milyon hektarlık alan orman vasfını yitiriyor. Bu rakam, Türkiye’de İç Anadolu’nun yüzölçümüne eş değer oranda.
Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı (TEMA) Kayseri Şube Başkanı İsmail Gökşen, ev yapmak, fabrika inşa etmek, yol yapmak, tarla açmak, maden çıkarmak gibi kişisel çıkarlar uğruna acımasızca ormanların kesilip yakıldığına dikkat çekti.
Dünyada her yıl ortalama 13 milyon hektar, yaklaşık İç Anadolu Bölgesi’nin yüzölçümü kadar ormanın yok olduğuna değinen Gökşen, “Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde dünya genelinde kaybedilen ormanları geri kazanmak için 130 milyon hektar, Türkiye’nin yaklaşık 1.5 katı büyüklüğünde bir alana ağaç dikilmesi gerekiyor. 130 milyon hektarlık bu alana 10 sene boyunca aralıksız olarak yaklaşık 14 milyar ağaç dikilmesi gerekiyor. Bir başka deyişle, dünyadaki tüm insanlar, 10 yıl boyunca senede 2 ağaç dikmelidir ve bu ağaçlara bakarak yaşamalarını sağlamalıdır” diye konuştu.
‘YAPAY, DOĞALIN YERİNİ TUTMAZ’
Avrupa Birliği’nin (AB) ormanlarının yüzde 1’i doğal orman iken, Türkiye’de bulunan ormanların yüzde 93’ünün doğal yapıda olduğunu hatırlatan Gökşen, konuşmasına şöyle devam etti:
“Doğal ormanlarda yüzlerce tür ağaç, bitki, hayvan bir arada uyum içinde yaşayan bir ekosistemi oluşturur ve insan eliyle oluşturulan hiçbir ağaçlandırma, asla doğal olanın yerini tutamaz. Bu nedenle doğal ormanların korunmasına önem gösterilmelidir. Bu konuda herkes üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya gayret göstermelidir.” (KAYSERİ)

Özer Akdemir
ÖNCEKİ HABER

Köylüler HES inşaatını durdurdu

SONRAKİ HABER

CHP'li Sezgin Tanrıkulu: Şehir hastanelerinde öncelik kamu yararı değil kâr

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa