24 Mart 2010 00:00

28 Mayıs’ı unutmadık

Haydi, unutmadığımızı dosta düşmana gösterelim. Bize sorulsa 26 Mayıs size ne anımsatıyor dendiğinde 77 gündür direnen Ankara’nın soğuğunda direnen TEKEL işçileri geliyor

Paylaş

Haydi, unutmadığımızı dosta düşmana gösterelim. Bize sorulsa 26 Mayıs size ne anımsatıyor dendiğinde 77 gündür direnen Ankara’nın soğuğunda direnen TEKEL işçileri geliyor. TEKEL direnişi ezilen ve sömürülen tüm güçlerin hareket etme eğilim ve yönelimlerini de güçlendiriyor. TEKEL direnişi adeta bir kırılma noktası olmuş, direnç ve kararlılık bir yandan yalanları ortaya çıkarırken öte yandan çıkış ve çözüm yollarını da göstermiştir.
Hükümetin işçi ve emekçiler için kuralsız çalışma ve kölelik dayatması karşısında TEKEL işçileri birleşik kendi gücüne güvenen kararlı bir dirençle adeta emekçi sınıfın sendikaların işçi tabanın gözünü açan bir etki yaratmıştır. Bu etki hükümeti sermaye çevrelerini korkutan, tehdit eden saldırgan yapan da budur. TEKEL işçileri artık bu mücadele onlardan çıkmış Türkiye işçi sınıfının omuzlarına yüklenmiştir. Artık onlarla dayanışmak sahiplenmek değil bütün ülkenin emekçileri işçileri olarak yanıt vermek; sermayenin saldırganlığına karşı direnen emekçilerin işçilerin birleşik cephesini yaratmaktır.
Ülkenin her yerinde verilen dayanışma mücadelesi aynı zamanda işsizliğe, zamlara, baskı ve zulme karşı direniştir, dayanışmadır. Kardeşliğin, barışın, insanca yaşanacak yeni bir dünyanın kimler tarafından kurulabileceğini, dayanışma, birleşme ile neler yapılabileceğini gösterdi. Türkiye işçi sınıfı tarihinde TEKEL işçilerinin mücadelesi sadece tarihe mal olmakla kalacak bir mücadele değil önümüzdeki döneme önemli kazanımlar kazandırdı. Bir araya gelmeyen sendikaları bir araya getirmiştir.
Eğer sendikalar, konfederasyonlar aldıkları kararın arkasında dururlarsa bu süreç TEKEL işçilerinin mücadelesinden genişleyip sınıf mücadelelerine dönüştüğü bir süreç olacaktır. 22 Şubat’ta dört konfederasyonun 12 madde halinde alınan kararlara ilişkin emekçileri ve kamuoyunu bilgilendirmek için, sempozyum, konferans kapalı salon toplantıları gibi faaliyetler, kitlesel basın açıklamaları, yürüyüşler, mitingler benzeri ortak eylemler gerçekleştirilmesi bu etkinliklerin hükümet nezdinde sonuç vermemesi halinde 26 Mayıs’ta dört konfederasyon üretimden gelen güçlerini kullanacaklar ve genel eylem gerçekleştirecekler. Alınan kararları hayata geçirmek zorundalar. Alınan eylem takvimi de tarihleri de oldukça anlamlıdır. TEKEL işçileri ve sınıfın diğer kesimlerinden gelen mücadele istemi ile zorlana zorlana bu kararlar alınabilmiştir. TEKEL işçileri yeni bir döneme imza attıkları gibi sendika şebekelerine de karşı mücadelede bir çığır açmışlar işçi sınıfı geneline mesajlar vermişlerdir. Bu mücadele keskinleştikçe ihanet şebekelerinin yüzleri açığa çıkacak Aynı zamanda mücadele içinde bunlar, asalaklar, parazitler tasfiye edilecektir. Asıl direniş ve kazanımlar, hak mücadelesi şimdi başlıyor. Tüm gücü ile sınıfın bu mücadele bayrağını yere düşürmeden TEKEL işçilerinin yaktığı ateşi yakmanın tam zamanıdır. Konfederasyonlar aldıkları maddeler halindeki talepler etrafında örgütlenerek 1 Nisan, 1 Mayıs, 26 Mayıs eylemlerini örmeliyiz. Zira sendikalar TEKEL direnişi ile aldıkları eylem planlarını direnişe destek olarak görüyorlardı. Açıklamalar da belirgin şekilde destek amaçlıydı. PTT; Şeker Fabrikaları, enerji, karayolları benzer kamu işyerleri sorunu genel bir sorun olduğunu da söyleseler de eylemleri TEKEL işçilerine destek amaçlı olduğu çadırlar sökülüp TEKEL işçileri kendi bölgelerine dönünce daha netleşti. Özelleştirme sonrasında 4-c’ye geçirilecek işçilerin çok büyük bölümü Türk-İş’tedir. 2010 yılı içinde 4-c kadrosunda çalıştırmayı planladığı işçi sayısı 36 bindir. TEKEL işçisinin 1 Nisan’da tekrar başlayacağı direnişe kendi ön cephesini güçlendirmeye, genişletmeye ihtiyacı var. Öyle ya da böyle, bu beklenmeyen bir durum değildir. Asıl şimdi görev sınıfa, tabana, öncü ileri işçiye, mücadeleci sendikalara düşmektedir.
Görev ve sorumluluk başından bellidir, olması gereken yerdedir. Bu direnişi, genel eylemi başarıya ulaştırmak için kendisini ücretli köleler haline getirecek ağır çalışma, düşük ücrete, işsizliğe, açlığa, yoksulluğa mahkum eden sermaye düzenine karşı sınıf mücadelesi yürütmek zorundayız. Bizler alınan kararları hayata geçirmek için zaman geçirmeden harekete geçmeliyiz. Bin imza metnine imza koyan sendikacılar, işyeri temsilcileri, yerel platformlar, iş yerlerinde, mahallerde, sanayi havzalarında, örgütsüz işyerlerinde komiteler kurarak sınıfın aydınlatma araçları olan Hayat Televizyonu ve Evrensel gazetesi ile tüm sınıfa sesimizi duyurabiliriz. Yanı başımızda bizle beraber olan dostlarımızla 1 Nisan, 1 Mayıs, 26 Mayıs’ı genel greve dönüştürmek için haydi göreve. 2010 1 Mayıs’ını, birlik, dayanışma, mücadele gününü, düşmana korku salan birliğinden, birleşik cephesini ören aşağıdan, temsilciliklerden, sendikalara, genel merkezlere, doğru eylemleri örmeye, mücadeleye. Görev başına….
Hamdi Gökdeniz
(Karayolları İşçisi, Yol-İş
1 No’lu Şb./İstanbul)
ÖNCEKİ HABER

Ekmek ve Gül

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa