25 Mart 2010 00:00

ÖZGÜRLÜKLER

Başbakan açısından talihsizliklerle dolu bir haftayı geride bıraktık. 10 Aralık 2009 tarihinde bu köşede ‘Protokol Onayı ve Meclis İradesi’ başlıklı yazımızı yayınlamıştık.

Paylaş

Başbakan açısından talihsizliklerle dolu bir haftayı geride bıraktık. 10 Aralık 2009 tarihinde bu köşede ‘Protokol Onayı ve Meclis İradesi’ başlıklı yazımızı yayınlamıştık. O yazıda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek, 4, 7 ve 12 numaralı protokollerden ve 4 numaralı Protokol’un onay kanununun 1994 yılında kabul edilmiş olmasına karşın Avrupa Konseyi’ne tevdi edilmemesinden söz etmiştik.
Hatırlayalım: 4 nolu Protokol, 1) Borçtan ötürü hapis yasağı, 2) Seyahat özgürlüğü,
3) Vatandaşların sınır dışı edilmesi yasağı ve 4) Yabancıların topluca sınır dışı edilmesi yasağını düzenliyordu.
Türkiye 4 nolu Protokol’ü 3975 sayılı Kanunla onaylamıştır. Onay Kanunu Resmi Gazete’de 26.02.1994 tarihinde yayımlanmıştır. Bunun anlamı 4 nolu Protokol hükümlerinin iç hukuk bakımından bağlayıcı olmasıdır. Artık karşımızda bir kanun var. Sınır dışı etme yasağı, sınır dışı edilmeme hakkı anlamına geliyor. Hem vatandaş bu hakka sahip hem de vatandaş olmayan (lar).
Tam da bu konuda Başbakan medyaya sitem etti. Yaklaşık şöyle dedi. ‘Ben, vatandaşımız olan Ermenileri kastetmedim, “kaçak” Ermenileri kastettim.’
Ama 4 nolu Protokol iki konuyu da kapsıyor. Bir defa bir konuda anlaşalım: İster etnik olarak Türk ya da Kürt, ister Ermeni, hiçbir vatandaş sınır dışı edilemez. Seçilmiş ya da atanmış, hiç kimse; ister ordu kurumu, ister yargı kurumu, ister meclis, ister cumhurbaşkanlığı, ister başbakanlık /başbakan, hiçbir vatandaş hakkında sınır dışı etme kararı veremez. Böyle bir yetki hiçbir kişiye ya da kuruma, anayasayla da yasayla da verilmemiştir. Dolayısıyla Başbakan ‘vatandaşımız olan Ermenileri kastetmedim’ demekle Başbakan ya da Başbakanlık olarak, -en fazla- “ben yasaya bağlıyım” demiş olabilir.
Burada durmayalım ve devam edelim.
Yabancıların sınır dışı edilmesinde de kural var:
Topluca sınır dışı edilemezlik!
Usuli güvencelerden söz etmiyoruz. Usuli güvenceler yabancıların sınır dışı edilmesi bahsinde önemli ve bu konu Sözleşme’ye ek 7 nolu Protokol’de düzenleniyor. Türkiye 7 nolu Protokol’ü onaylamamıştır. Sadece imzalamış, 14.03.1985 tarihinde.
Yüz bin “kaçak Ermeni” topluca sınır dışı edilemez. Her biri için ayrı işlem gerekli. Bu işlemler de 3975 sayılı yasa hükmünün ruhuna uygun olmalı. Burada sorun, 4 numaralı Protokolün ulusal üstü insan hakları belgelerinden oluşu. Onay belgesi Avrupa Konseyine 16 yıldır tevdi edilmediği için hakları ihlal edilenler açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bakımından sorun var. Devlet hak ihlalinde, kendisi aleyhine yapılan başvurularda pekala ‘usul işlemleri tamamlanmadı, 4 nolu protokolün tarafı değilim’ diyebilir.
Tam da bu noktada Başbakan’ın önünde bir fırsat var. Bu fırsat hem yanlış anlamaları önleyebilir, gölgeleri giderebilir hem de iyi bir jest olur. Ama aynı zaman da içeride de Meclis iradesine herkesin, tüm kurumların saygı göstermesi gerekliliğine dikkat çekebilir. O da şudur: Yasama organı yasa yapar ve bu yasayı hükümetler, bakanlıklar yürütür. Bu bir zorunluluktur.Yasaları uygulayacaksınız. Tam 16 yıldır, Meclis iradesi yerine getirilmemektedir. Bu aykırılık giderilmelidir. Onay belgesi Avrupa Konseyine tevdi edilmeli ve usul işlemi tamamlanmalıdır. Böylelikle Anayasa’nın 90.maddesindeki şart da yerine getirilmiş olmalıdır. Protokol usulüne uygun olarak yürürlüğe girmelidir. Böylece Başbakanlık hem Meclis iradesini daha fazla geciktirmemiş olacak hem de ‘bakın yabancıların topluca sınır dışı edilmeyeceğine dair hükümler taşıyan Protokolün tarafı oluyoruz; bizim Ermenistan vatandaşı Ermenilere sırf Ermeni ve sırf Ermenistan vatandaşı olmalarından kaynaklı bir yaptırım uygulama niyetimiz yok’ falan denilebilir. Böylece içeride ve dışarıda demokrat çevrelerde yaşanan burukluk, kırgınlık, türlü endişeler ve soru işaretleri giderilebilir.
Bazen talihsizlikler eksikliklerin farkına varmamıza yol açabiliyor. Bazen de haklarımızın ve özgürlüklerimizin farkına varmamıza…
Hak savunucuları da bu vesileyle 4 nolu Protokolü hatırlatıyor hükümete.
16 yıllık gecikmeye artık son verin…
HÜSNÜ ÖNDÜL
ÖNCEKİ HABER

Sağlık reformu mahkemelik oldu

SONRAKİ HABER

KPSS Alan Bilgisi 3. oturumu tamamlandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa