Ödenek ve araç sorunu

Ödenek ve araç sorunu

Geçtiğimiz perşembe günü Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan tutuklu çocuklar Y.D. ve A.A, bulundukları Nevşehir ve Kırşehir Cezaevi’nden yargılamanın yapıldığı Adana’ya getirilmedi.


Geçtiğimiz perşembe günü Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan tutuklu çocuklar Y.D. ve A.A, bulundukları Nevşehir ve Kırşehir Cezaevi’nden yargılamanın yapıldığı Adana’ya getirilmedi. Gerekçe oldukça tanıdık ve anlamlı; ödenek ve araç yokluğu.
Aslında bu durum mahkemeler için yeni değil. Geçtiğimiz yıllarda da pek çok defalar, tutuklu çocuklar (kimi zaman da büyükler) aynı gerekçe ile duruşmalara getirilmedi.
Y.D. ve A.A, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tutukevleri Genel Müdürlüğü tarafından Adana Pozantı Çocuk Tutukevi’nden “isyan çıkardıkları” gerekçesiyle başka çocuklarla birlikte Nevşehir ve Kırşehir’e sürgün edilmişlerdi.
Çocukları tutuklayan, sürgün eden devlet, iş mahkemeye getirmeye gelince, ödenek ve araç yokluğu bahanesine sığınıyor. Bu aralar “taş atan çocuklar” için “kozmetik” yasa tasarıları içerisindeki hükümet cezaevindeki tutuklu çocukları hakim karşısına çıkartacak bir düzenlemeyi yapma yükümlülüğünü yerine getirmemektedir.
Memleketimizde copa, kelepçeye, tutuklamaya, gaz bombasına, panzere, silaha ve savaşa para var, ama tutuklu çocukların mahkemeye gelip ne ile suçlandıklarını öğrenmeleri ve kendilerini savunabilmelerine ödenek ve araç yok.
Devletimiz, bir yandan milli futbol takımına dünyanın en aranan ve pahalı teknik direktörlerinden birini getirecek derecede zenginken, diğer yandan çocuk yaştaki tutuklular Y.D. ve A.A’nın mahkemeye çıkartılması için ödenek ve araç bulamıyor.
Bakanlara, milletvekillerine ve bürokratlara yüksek maaşlar ödemekte gelişmiş kapitalist ülkelerle rekabet edebilen devlette, henüz suçluluğu kanıtlanmamış, yargılama sonunda beraat etme ihtimali olan çocukların savunma ve adil yargılanma haklarına gelince, aynı nakarat: ödenek yok, araç yok...
Yoksa haksızlık mı yapıyoruz; bizleri yöneten, karar mekanizmasının başında olanlara?
Kim bilir, belki de ödenek yok diye boşaltılan, yakılan köy sayısı yalnızca 4 binlerde kalmıştır da, biz bilmiyoruzdur.
Ya da, ödenek ve araç sıkıntısından, 25 yıllık çatışma ortamında yalnızca 30 bin kişi yaşamını yitirmiştir.
Örtülü ödenekler, yeni bütçe kaynaklarıyla desteklenemediği ve cinayet çeteleri beslenemediğinden, yani bir ödenek ve araç sıkıntısından, faili meçhul cinayetler durmuştur.
Belki de, işçi ve kamu emekçilerinin eylemlerinde daha çok gaz bombası atılacaktır da, ödenek ve araçlar bu kadarına yetiyordur.
Ya da, bütçe sıkıntıları nedeniyle yeni cezaevleri yapılamadığı için cezaevlerindeki çocuk tutuklu sayısı bu düzeyde kalmıştır...
Evet, sorun ödenek ve araç sorunudur.
Sorun, halkın yarattığı bütçe olanaklarının nasıl değerlendirildiği, kamu olanak ve araçlarının emekçi halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve demokratik hukuk devletinin gerekleri için kullanılıp kullanılmadığıdır.
Y.D. ve A.A’nın mahkemeye çıkartılamaması sorununun altında, ülkemizin yoksulluğu değil yaratılan zenginliklerin nerelerde kullanıldığı, iktidar olanın öncelikleri ve tercihleri gerçeği yatmaktadır. Y.D. ve A.A’yı mahkeme getirmeyen jandarmanın, sorunu ifade ederken kullandığı “ödenek ve araç yokluğu”, hepimiz için çözümü de işaret etmektedir.
Tugay Bek
(Avukat-Adana)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.