Kadınlara dair

Kadınlara dair

Kimi zaman bir tek mahkeme kararı, tüm kötümserliğinizi alıp götürür. İmam nikahının doğal karşılandığı, imam nikahlı çocuk yaşta kızların bir iki yıl sonra kapı önüne konmasının hiçbir yasal kararla engellenemediği düşünüldüğünde bu olay ayrı bir önem kazanıyor:

Kimi zaman bir tek mahkeme kararı, tüm kötümserliğinizi alıp götürür. İmam nikahının doğal karşılandığı, imam nikahlı çocuk yaşta kızların bir iki yıl sonra kapı önüne konmasının hiçbir yasal kararla engellenemediği düşünüldüğünde bu olay ayrı bir önem kazanıyor: Kütahyalı 17 yaşındaki Hatice K., Hüseyin Y. ile görücü usulü tanıştırılmış, köyde yapılan düğünle evlendirilmiş. Hatice K.’nin resmi nikah istemi “Düğünden sonra yaparız” diyerek, geçiştirilmiş. Hatice K., resmi nikah için gerekli tüm evrakları kocasına vermiş. Evrakları alan koca Hüseyin Y., bunları babası Veysel Y.’ye vermiş. Baba oğul, iddialarına göre köy muhtarına gitmişler. Muhtar, belgelerin yeterli olmadığını resmi nikah için çiftin bir de sağlık raporu alması gerektiğini, bunun 100 Lira tutacağını anlatmış. Hüseyin Y., eşine 100 lirası olmadığı için resmi nikahı daha sonra kıyacaklarını söylemiş. Ancak kısa bir süre sonra askere gitmiş. Genç kadın, köyde 18 ay boyunca eşinin ailesi ile birlikte yaşamış. Hüseyin K., askerden geldikten sonra resmi nikah konusu yeniden açılmış. Hatice K., iddiasına göre resmi nikah istediği için eşi ve eşinin babası tarafından evden kovulmuş. Genç kadının açtığı davanın gerekçeleri ve tazminatla ilgili yanları feodal değerleri savunduğu iddiasıyla beğenilmeyebilir, bu yüzden bunları yazıda anmayacağım. Ne var ki, mahkemenin davanın reddi talebini “Kocanın üç yıl boyunca nikahı kıymaması ne evrakların eksik olması ne de askere gidip gelmesi ile açıklanabilir” diyerek geri çevirmesi de, “Kadın, eşi ve kayınpederi ile birlikte aynı çatı altında üç yıl süre ile birlikte yaşamıştır. Ataerkil bir aile düzeni içerisinde yaşayan davalılar babadan başlayarak oğula kadar kadının kişilik haklarının zedelenmesinde birlikte hareket etmiştir” değerlendirmesi de önemli bence. Mahkemenin genç kadının evliliği boyunca çiftlik işlerinde çalıştırıldığına dikkat çekilmesi de bence kadının emeğinin yargıda gündeme gelişinin bir ilk adımı. Çünkü bilirkişi tayin edilerek üç yıllık tarım işçisinin ücreti hesaplattırılmış “Baba-oğul 16 yaşından büyük bir tarım işçisini çalıştırmalarına rağmen para vermeyerek, bu oranda sebepsiz zenginleşmişlerdir” diyerek, kadına 3 yıllık emeğinin karşılığı 3 bin liranın ödenmesine karar verilmiş. Önemli bir başka karar da Konya 2. İdare Mahkemesi’nden. Pek çok kadın memuru ilgilendiren davanın özeti de şu: Bir ilköğretim okulunun öğretmeni, doğum yapması nedeniyle süt izni kullanmak üzere okul yönetimine başvurdu. Okul müdürlüğü de memurların süt izinlerini sadece 1 buçuk saatlik öğle tatilinde kullanabilecekleri yönünde görüş bildirdi. Öğretmen süt izninde kendisinin saat seçme hakkı olduğunu ifade ederek, okul yönetiminin izin vermemesi nedeniyle yaşadığı mağduriyetinin giderilmesi ve söz konusu işlemin iptali istemiyle Konya 2. İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Davayı görüşen yerel mahkeme kararında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda, “1 yaşından küçük çocukları olan memurların günde toplam 1 buçuk saat süt izni hakkı olduğu, verilen süt izninin kullanımında da annenin seçim hakkı olduğunun” hükme bağlandığı anımsatıldı. Ayrıca, idarenin izni öğle saatinde kullanılması yönündeki görüşünün davacıyı mağdur edeceği ifade edilen mahkeme kararında, idarenin söz konusu işleminde hukuka uyarlılık bulunmadığı, dava konusu işlemin uygulanmasının telafisi güç zararlar doğurabileceği vurgulanarak işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildi.Bu kararlarda olağan üstü bir yan yok diyorsunuz değil mi? Ne yapalım ki, biz eşeğimizi kaybedip bulunca sevinenlerdeniz.
Sennur Sezer
www.evrensel.net