Film Festivali’nden: Etek Günü

Film Festivali’nden: Etek Günü

İDEALİST öğretmenin tayini, varoştaki liseye çıkar. Öğretmen, öğrencilerle bir türlü anlaşamaz, çünkü çocuklar tamamen kontrolden çıkmıştır.


İDEALİST öğretmenin tayini, varoştaki liseye çıkar. Öğretmen, öğrencilerle bir türlü anlaşamaz, çünkü çocuklar tamamen kontrolden çıkmıştır. Başta otoritesini kuramaz ve farklı eğitim teknikleri uygulamak zorunda kalır. Bu farklı teknikler sayesinde öğrencilerin müfredata ilgisini sağlar. Sonunda onları okula bağlar.
Buna benzer onlarca filmin çekilmiş olması, böyle başlayan filmlerin hep benzer finallere gideceği izlenimini yaratıyor. Bu finale varınca da ne oluyor? Eğitimin şart olduğu, müfredatın aslında doğru olduğu, sadece yöntemde biraz yaratıcı olmakla sorunun çözüleceği, hatta öğrencilerin okul sayesinde dışarıda “serserilik” yapmayı bile bırakacağı...
Etek Günü, okullu filmlerin bu ezberinin dışına çıkan bir hikaye anlatıyor. Isabelle Adjani’nin canlandırdığı karakter, yine öğrenciler üzerinde otorite kuramayan bir öğretmen. Öğrenciler de hakikaten gemi azıya almışlar, bir şeyler öğrenmek hiç umurlarında değil. Fransa yapımı bir okul filmi olduğu için varoş, tabii daha çok göçmenlerin yaşadığı yer anlamına geliyor. Çoğu Afrika kökenli göçmen çocuklarının toplandığı sınıfta, hikaye birden bir sürprizle ilerlemeye başlıyor.
Ders sırasında çocuklardan ikisi bir silah alışverişi yapıyorlar. Öğretmen de buna müdahale etmek isterken, başta şaşırıyor, ne yapacağını bilemiyor ama bir anda elinde silahı zaptetmeye çalıştığı öğrencilere tutarken buluyor. Denge bir anda değişiyor; kadın öğretmen, öğrencilerine silah çekmiş oluyor! Okula polisler geliyor; gazeteciler, görüşmeciler, kadının ailesi, öğrencilerin aileleri, derken bakan falan, işler iyice ciddiye biniyor.
ÖTEKİ OKUL FİLMLERİNDEN DEĞİL
Filmdeki tartışma, eğitim sisteminden, müfredattan çok okulların durumuna ve göçmenlik meselesi üzerinden gençlerin gelecek kaygılarına odaklanıyor. Silahlı sınıfta tıkılı kalanların neredeyse hepsi, Afrika’nın başka bir bölgesinden gelmiş. Kendilerini yabancı hissettikleri bu ülkenin okulunu, derslerini ciddiye almak da onlara çok çekici gelmiyor. Öğretmene göre ise aileleri çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak üzere bu ülkeye geldiğinden, çocukların iyi bir eğitim almaktan başka şansı yok. Film, biraz bu fikrin sınanması üzerine.
Eğitim şart fikrinin doğru olduğu yerler mutlaka var. Ama göçmen çocuklarının büyük çoğunluğunun toplumdan dışlanan, “başarısız” olan, alt sınıflarda olmak bir yana hor görülen, aşağılanan bir kesim olarak kalmalarını “eğitim” sorununa bağlamak, bu sorunun faturasını öğrencilere kesmek anlamına geliyor aslında. Körüklenen yabancı düşmanlığı, işsizlik, yoksulluk gibi sorunlar var ve bunların nedeni “eğitimsizlik” olmadığı için eğitimle de çözüme ulaşılmıyor.
İnceden inceye okullu filmlerin vermeye çalıştığı mesaj bu ama. Bu nedenle Etek Günü’nün farklı yaklaşımı dikkate değer.
YÜZLERİ AÇIĞA ÇIKIYOR
Elbette öğretmenlerin ellerine silah alarak sınıflarındaki öğrencileri rehin almaları da bir şeyi çözmüyor. Film, bu ezber bozan hareket üzerine o çok steril Fransız eğitimcilerinin gerçek yüzlerini açığa çıkaran bir tartışma yürütüyor. “Beyaz Fransız” hocaların, ya ağır polisiye önlemleri savunmaları ya da öğrencilerle arkadaş olduğunu sanarak onların elinde oyuncak olmaları, bu manzarayı tamamlıyor. Müdür, zaten kaçıyor. Medya parsa toplamak peşinde. Polisin tabii ki kimseyi anlamaya niyeti yok. Bakan da işi mümkün olduğunca kolay atlatmaya, üstünü örtmeye çalışıyor. Aslında çocukları düşünen, onlara silahı doğrultan öğretmenlerinden başkası değil, ne acı ki!
Filme adını veren Etek Günü ise öğretmenin taleplerinden biri. Kadın öğretmen, rehin aldığı öğrencileri bırakmak için bunu istiyor: Yılda bir gün etek giyilebilsin, kimse karışmasın. Çünkü etek giydiği için sürekli eleştiri almış, ama Müslüman öğrencilerden değil onlardan korkan müdür ve diğer erkek öğretmenlerden... Bu da Fransız burjuvazisinin ikiyüzlülüğü üzerine ilginç bir örnek.
Film, şimdilik İstanbul Film Festivali’nde izlenebilir. Bugün 21.30’da Kadıköy, yarın 13.30’da Yeni Rüya sinemalarında.
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net