Dokuz Eylül’de sendika karşıtlığı sürüyor

Dokuz Eylül’de sendika karşıtlığı sürüyor

DOKUZ Eylül Üniversitesi Hastanesinde taşeron işçiler 8 yılda üçüncü kez Anayasal hakları olduğuna inandıkları sendikal örgütlülük için başlattıkları...


DOKUZ Eylül Üniversitesi Hastanesinde taşeron işçiler 8 yılda üçüncü kez Anayasal hakları olduğuna inandıkları sendikal örgütlülük için başlattıkları çalışmada yine işten atılma tehdidi ve sendika üyeliğinden istifa baskıları ile karşılaştı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ndeki Vira Temizlik AŞ. şirketi sahipleri ve şirketin görevlendirdiği şefler, Genel-İş sendikasına üye olan işçileri yaptıkları toplantı ve birebir görüşmelerde istifaya zorluyor. Bu baskılar önceki gün hastanedeki şirketin idare binasına taşeron şirket tarafından noter getirilmesi ile devam etti.
Şefler aracılığı ile idareye getirilen işçiler sendikadan istifaya zorlandı. Tüm baskılara rağmen sendikadan istifalar yalnızca bir bölümdeki 20-30 dolayında işçi ile sınırlı kaldı. Bu sırada gergin görünen şirket yöneticileri koruma oldukları sanılan kişilerle birlikte, o sırada Hastane’de bulunan Genel-İş 4 No’lu Şube Başkanı Erkan Karaca ve sendikacılara sataşarak tehdit ve hakaretlerle provakasyon girişiminde bulundu. Olay, sağlık sektörüne çöreklenen taşeron patronların hastanelerde egemenlik kurmak için izledikleri yöntemin bir kez daha görünmesi bakımından dikkat çekti.
Genel-iş sendikası 4 Nolu Şube Başkanı Erkan Karaca, ile Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi işçilerinin sendikalaşma mücadelesini görüştük.

Sendikalaşma sürecini anlatır mısınız?
Yaklaşık 20 ay önce üniversite ve Hastane yönetimi değiştiğinde göreve gelen yeni yönetim 2006 yılında hastanedeki taşeron işçilerinin sendikalaştıkları için işten atılmasının üniversiteye yakışmadığını açıklamıştı.
Eski rektörü ve Hastane Başhekimini eleştiren yeni yönetim sendikalaşma nedeniyle 2006 yılında işten atılan 213 işçinin işe alınacağı sözünü verdi. Bu açıklamanın ardından sendikamızla iletişime geçilerek işten atılan işçilerden bir kısmı işe geri alındı. Bu tutumdan ve Başhekimin bizzat kendisinin makamına davet ettiği bazı işçilere Vira şirketinin temsilci ve yöneticilerinin önünde, ‘Bu hastanede kimse işçilere sendikaya üye oldukları için baskı yapamaz. Yaptırmam. Sendikalaşmak işçinin Anayasal hakkıdır benim onayım olmadan Vira işçi atamaz’ demesinden de cesaret alan işçi arkadaşlarımız sendikalı olmak için yeniden çalışma başlattı. Çalışan 460 dolayında işçiden sendika üyeliği için kimlik fotokopisi toplayarak şubemize başvurdu.
Üyeliklerin başlaması ile birlikte taşeron şirket yöneticileri ve şeflerin işçiler üzerindeki baskıları, üyeliklere engel olma, işten atma ile tehdit etme ile sürdü. İşçileri açıktan işten atmayla tehdit ettiler. Toplantılarda ve birebir görüşmelerde işçilere yapılan baskıları belgeleyen tutanak, ses ve görüntü kayıtları elimizde mevcut, bu konuda Anayasal suç işleyen şefler ve şirket yöneticileri ile ilgili yasal işlem başlatacağız.
İşverinin tumumu ne yönde?
İşyerinde gittikçe yoğunlaşan tehditlerde şirket temsilcilerince Başhekimliğin isminin kullanılması işçiler üzerinde tedirginlik ve gerginliğin artmasına neden oldu. Bunun üzerine işçilerle de görüşerek üye yapmaya ara verdik. Başhekimlik ve Rektörlükten görüşme talebinde bulunduk.
Genel Merkez Yöneticimiz İsmail Özhamarat ve üyemiz işçilerle Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İ. Hakkı Bahar’la yaptığımız görüşmede sorunları paylaştığımız Rektör yardımcımız en başında dedikleri gibi işçilerin sendikalaşmasından yana tutumlarının devam ettiğini bu konuda sonuna kadar işçilerin yanında olacağını belirterek sorunların çözümüne katkı sunulması için Başhekimlikle görüşeceğini söyledi.

Başhekim, ‘Bu işçiler ne istiyor?’
Başhekimlikten daha önce randevu istemiş olmamıza rağmen 15 gün sonrası için randevu verildi ve randevunun verildiği gün taşeron şirket işçiler üzerindeki baskılarının doruk noktasına çıkardı. Aynı gün işçileri zorla istifa ettirmek için noter getirdi. Biz bu sorunlara kendi ifadelerinde de belirtikleri gibi asıl işverenimiz olan Hastane Başhekimliğinde çözüm bulacağımızı düşünürken Başhekim İbrahim Astarcıoğlu bize verdiği randevuya 1 saat 15 dakika geç geldi. Geldiğinde ise görüşmeye benimle birlikte gelen sendika yöneticisi ve işçi arkadaşları kabul etmeyerek bana hitaben ‘Erkan sen gel 2 dakika ayaküstü görüşelim’ dedi. Kısa süren görüşmede daha önce işçi arkadaşlarımızla kendilerinin yaptığı toplantıdaki ifadeleriniden farklı olarak, sendikalaştıkları için işçileri suçlar bir tonda, “Ne istiyor bu işçiler? Kıdem tazminatlarını aldılar izinlerini kullanabiliyorlar gibi ifadelerle daha önce işçilere şirket temsilcileri önünde, “VİRA kim oluyor burada biz ne dersek o olur’ demiş olmasına rağmen, ‘Ben karışmıyorum gidin şirket orda diyerek görüşmeyi sonlandırmasına işçi arkadaşlarımızla bir anlam veremedik.
Geldiğimiz noktada Dokuz Eylül Hastanesinde taşeron şirket Güzel İzmir gitti, VİRA geldi, eski Rektörlük ve Başhekimlik değişti yeni yönetim göreve geldi ama işçilerin sendikalaşma talebi karşısındaki, tehdit ve baskıyla engelleyici sendikayı tanımama sorumluluğu taşeron şirkete atma tutumu değişmedi. (İzmir/EVRENSEL)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.