GENÇLİĞİN SESİ

GENÇLİĞİN SESİ

  • Dünya halklarının birlik mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor. 1 Mayıs’ın bu yıl daha coşkulu ve daha bir kalabalık geçeceği bugünden görülüyor.


    Dünya halklarının birlik mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor. 1 Mayıs’ın bu yıl daha coşkulu ve daha bir kalabalık geçeceği bugünden görülüyor. Bunun bir sebebi bu yıl konfederasyonların bu 1 Mayıs’ı birlikte kutlama kararı alması kadar, konfederasyonların bu kararı alma olgunluğuna ulaşmasını sağlayan TEKEL işçilerinin 78 gün süren mücadelesidir. TEKEL işçileri bu yıl verdiği mücadeleyle üretimden gelen gücünün farkına varmış ve büyük bir kesimin bu gücün etrafında birleşmesini, birlikte mücadele vermesini sağlamışlardır. TEKEL işçilerinin üretimden gelen gücü elinden alındığı halde bu meşru mücadele Türkiye’deki işçilerle, emekçilerle, gençlerle buluşmuş ve kazanımların tamamı olmasa bile büyük bir kısmı elde edilmiştir. Bu da Türkiye’nin dört bir yanında mücadele örneklerinin çoğalmasına vesile olmuş, en son Diyarbakır’da tuğla işçilerinin başlattığı 5 günlük grev kazanımla sonuçlanmıştır. Ve üstelik ‘Yüzde 7.5’ten fazla vermeyiz’ diyen patronlara yüzde 25’lik zammı kabul ettirerek yaptılar bunu. Yani TEKEL işçileri öğrenmiş ve öğretmiştir bu 78 gün içinde.
    Her ne kadar konfederasyonlar Marmara bölgesini Taksim’e çağırarak yerellerde daha güçlü
    1 Mayıs’ın kutlanmasını sekteye uğratmış olsalar da bu birliktelik çok önemli bir kazanım olarak Türkiye işçi sınıfının hanesine artı olarak yazılmış oldu. Gençliğe düşen; tüm bu kazanımları gençliğin iş, eğitim, barış talepleriyle birleştirip daha somut ayağı yere basan kazanımlara dönüştürmektir. Eğitimin günbegün ticarileştiği, bilginin satıldığı, bilimin gerici hurafe müfredatlara boğulduğu, gençliğin en meşru talepleri olan barınma, yemek, ulaşım taleplerinin ötelendiği, üniversitelerin işsiz yetiştirdiği bir dönemde tüm alanlarda güçlü bir 1 Mayıs kutlanmasının koşulları var, yeter ki gençlik dinamik gücünü emeğin gücüyle birleştirsin.
    Bir iki hafta önce Muğla’da oğlunun dershane parasını ödeyemeyen anne hapse girmiş, oğlu Semih bu duruma dayanamayıp intihar etmişti. Yeni Semih’lerin ölmemesi için, Türkiye’nin tüm alanlarında -bunun aciliyetini de gözeterek- gençliğin parasız eğitim sınavsız üniversite talebi etrafında birleşmesi gerekir. Bu aciliyeti gösterecek sayısız örnek var elbet. Bunlardan biri de geçenlerde Bologna sürecine dönük Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde hayat televizyonu’na bir program çekildi. Buraya katılan Bologna uzmanı olarak da bilinen Üniversitemiz Hocalarından Ahmet Selamoğlu Bologna sürecinin avantajlarını sıralarken şunları söylüyor “Benim için Bologna sürecinin en büyük avantajlarından biri Türkiye’deki bir çok üniversiteyi dolaşmak oldu. Bu üniversitelerin hiçbirinin yemek, barınma, ulaşım gibi öğrencinin en acil talepleri önceliği değil.” Evet hocamızın da itiraf ettiği üzere Kocaeli Üniversitesi’nde öğrenciler, daha ucuza daha kaliteli yemek yiyebilmek için binlerce imza topladığı, büyük bir boykot örgütlediği halde üniversite yönetimi öğrencilerin bu taleplerini görmezden gelerek hocamızı doğrulamıştır. Ve biz taleplerimizi ortaklaştırmadığımız sürece de tüm bu uygulamalar devam edecektir.
    Sömürenler, her dönem olduğu gibi bu dönem de düşmanı olan bizleri bölmek için gençliğin arasına nifak tohumu ekmiş, bizim bir araya gelmemize engel olmuşlardır. Çünkü onlar düşmanı olan bizleri Tek-el olursak sömürünün ortadan kalkacağını bilmekteler. Saltanatını sürdürmek isteyen bu sömürücüler, bugün de Kürtleri düşman ilan ederek binlerce çocuğu parmaklıklar ardına atmış, onlarcasının küçücük bedenine onlarca kurşun sıkmış, siyasetçilerini dövmüş barışın her bir adımına engel koymuşlardır. Şimdi tüm bu taleplerimiz gençliğin dinamikli gücüyle birleştirip bütün yerellerde 1 Mayıs alanına taşıma günüdür. Şimdi barış türkülerini daha gür bir sesle 1 Mayıs alanlarında haykırma, kol kola girip kardeşlik halayları çekme günüdür.
    (*) Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 2. Sınıf Öğrencisi
    VEDAT YALVAÇ*
    www.evrensel.net