Mülkiyetin Derinliği Derinliğin Mülkiyeti

Mülkiyetin Derinliği Derinliğin Mülkiyeti

Unkapanı İMǒ “5533”de geçtiğimiz günlerde açılan “Mülkiyetin Derinliği- Derinliğin Mülkiyeti” ismini taşıyan sergi, 6 yıldır Berlin’de yaşayan, Ezgi Kılınçaslan’a ait. Sanatçı, 2007 yılından beri fotoğraf ve video çekerek üzerinde çalıştığı Kırkpınar yağlı güreşlerinde, seyircilerin arasında oturan bir güreşçinin tişörtünün arkasında “Property of deepness” yani Derinliğin Mülkiyeti yazdığını görmesiyle serginin adını belirler.


Unkapanı İMǒ “5533”de geçtiğimiz günlerde açılan “Mülkiyetin Derinliği- Derinliğin Mülkiyeti” ismini taşıyan sergi, 6 yıldır Berlin’de yaşayan, Ezgi Kılınçaslan’a ait. Sanatçı, 2007 yılından beri fotoğraf ve video çekerek üzerinde çalıştığı Kırkpınar yağlı güreşlerinde, seyircilerin arasında oturan bir güreşçinin tişörtünün arkasında “Property of deepness” yani Derinliğin Mülkiyeti yazdığını görmesiyle serginin adını belirler. “Yağlı güreşlerle ilgilenmem ilk etapta güreşlerin yapıldığı alanın ‘er meydanı’ olarak anılması nedeniyle oldu, çok erkek egemen bir yer. Yenilen güreşçiler adeta sahaya çakılırcasına paralize oluyordu. Kaybetmenin verdiği ağırlığı görmek, yenilginin ruh hali, ona dokunamayacak kadar uzak olduğunu bilmek... Sergide sadece yenilenlerin fotoğrafları var. O anda onları görmenin ötesinde o yenilgi duygularını hissedip, kendimi yanlarında hissediyordum” diye anlatıyor.
HUDUT NAMUSTUR
Kılınçaslan, Türkiye’de, Ankara’nın doğusunda ve özellikle Suriye sınırında yaptığı seyahatlerde Mardin-Suriye askeriyelerinin önünde sıklıkla “Hudut namustur” sloganıyla karşılaşır. “Alışmak durumunda kaldığımız askeri sloganlardan biri olan bu slogan daha çok kadın namusuna yönelik, ama benim namusumdan askere ne? Namus, namus cinayetlerini çağrıştırıyor. ”
Daha sonra araştırmaları sırasında bu sloganın dağlara, Google Earth’den dahi görülecek şekilde yazıldığını gören Kılınçaslan’ın aklına “Hudut namustur” sloganından yola çıkarak yatak fikri gelir. Yatak örtüsünü de çarşaf kelimesinin sokaktaki anlamı gereği sigara kağıtlarından oluşturur.
“Bunların hepsi 2 senelik bir süreç sonunda ortaya çıktı. Sloganı da yatağın etrafına sembolik bir sınır gibi oluşturdum. Hatta görenler ‘Geçebilir miyiz’ diye soruyorlar. Böyle bir etki yaratıyor, sınır koyuyor, orada mahrem bir şey var.
ÖZGÜRLÜK… ÖZGÜRLÜK
Namus kavramının özellikle kadına yönlendirilmiş bir anlam taşıması, medyada ve özellikle sanat dünyasında tüketilircesine kullanılması, sanatçıyı başka bakış açıları geliştirmenin gerekliliğine inandırmış.
Serginin müziği olarak Barok bir eser kullanmaya karar veren Kılınçaslan, Hendel’in “lascio chio pianga” isimli parçasını dinlerken “Bırak ağlayayım acımasız kaderime, özgürlük, özgürlük” sözleri karşısında gözyaşlarını tutamamış. Farinelli filminden bildiğimiz Hendel yapıtının sergide olmasına karar vermiş. 10 yıl önce gösterilen filmde, bir çocuk bütün hayatı elinden alınarak şarkı söylemesi için hadım ediliyor üstelik bu durum kendisinden saklanıyordu. Sanatçı namus cinayetlerini araştırmanın daha kolay olduğunu ama vakti zamanında çok yaygın hadım edilme olayı ile ilgili Berlin’de yeterince bilgi bulamadığını söylüyor.
Kiliselerde ilk dönemler kadınlar yasak olduğundan erkeğin hadım ettirilerek kadın sesine ulaşma şansının hedeflendiğini öğrenen sanatçı “ Bu bana cihadı çağrıştırdı. Sanki öyle bir misyon veriliyor, cennetin kapıları açılıyor” diye anlatıyor. Filmden kesitleri sergide görsel bir imaj olarak kullanmaya karar veren sanatçı, “Cinsiyete uygulanan şiddet, ne doğunun sorunu, ne de batının, namus cinayetleri bunların sadece bir şekli, evrensel bakılırsa sonuçlarını yakalayıp, çözüm bulabiliriz. Namus cinayetleriyle ilgili binlerce kitap buluruz, peki doğru bildiğimiz şeyler bize nasıl ulaşmış. Bilgi kimin hakimiyetinde ve doğrular yanlışlar nasıl oluşturuluyor zihnimizde? Farkındalıkla bakarsak, namus cinayetlerine İslam’ın sorunu olarak bakmaktan çıkarız. Bu Almanya’da da oluyor. Yabancılaştırılıyor, ötekileştiriliyor ama o insanlar Alman olmuşlar artık, orada yaşıyorlar. Duruma böyle bakılmaya başlanırsa insanlar anlamaya başlayacak ve çözüme yaklaşacaklar” diyor. (İstanbul/EVRENSEL)
Cihan Bilgen
www.evrensel.net