Birlik-Dayanışma-Mücadele=1 Mayıs

Birlik-Dayanışma-Mücadele=1 Mayıs

Merhaba işçi sınıfı, emek cephesi ve değerli Evrensel okuyucuları!


Merhaba işçi sınıfı, emek cephesi ve değerli Evrensel okuyucuları!
Bizlere hep soruluyor: Neler öğretti 78 gün diye?
Düşünürken birden yaşadıklarımızı, halimizi, aklıma Şener Şen ve Kemal Sunal’ın birlikte oynadığı bir filmi geldi. Hani; Şener Şen ağa rolünde köylülere, “Hepiniz benim malım değil misiniz” diye soruyor ya! İşte bu hükümeti yönetenler de bizleri malları gibi görmeye başladıklarını gösterdi. Nasıl mı? Bunca senedir yapılanlara sessiz kalışımızdan, sendikaların bile özelleştirmelerin ülke yararına olduğuna inandırılmışlığından (iyi niyetle devam ediyorum)... TEKEL işçilerinin; sömürüye,ezilmişliğe, güvencesiz işe, düşük maaşla çalışmaya, göçükte ve tersane ölümlerinin onların kaderi olmadığına “Yeter artık biz mal değiliz” dercesine verdiği mücadeleden, hükümetin yıldırmak için hâlâ devam eden tehditleri; geleceğimiz dediğimiz çocuklarımızın bize destek verdikleri için okuldan atılması, yine desteğinden dolayı sınıf kardeşimizin işten atılması ve son olarak 17 bin polisle 1 Nisan’da yapılan karşılama (asıl adı işçiye darbe) töreni kendi sendikamıza bile gidememek, bütün bunlara sessiz kalacağımızı zannedenler, yılacağımızı düşünen yöneticiler çok yanılırlar. Bizlerin öğrendiği şey yalnız mücadele değildi, bu hükümeti de tanıdık. Öğrendiğimiz bunlarla sınırlı değil elbette; sendikalar nasıl ki işçiden örgütlü bir biçimde yürümesini istiyorsa, işçiler de sendikalarından aynı beklenti içindeler.
Yeter artık, birbirinizle çatışmayı bırakın. Hem bizler, EMEK yok oluyor, hem de sizler yok oluyorsunuz. Bizi yok etmeye çalışanlar sizleri de var etmeyecekler. Bugüne kadar bizler sendikalı çalışmayı gördük ama doğmamış çocukların bile vebali var üzerinizde, onlara bu kadar güvencesiz bir gelecek bırakmaya hakkınız yok. Yapılacaklar öncelikle illerde bütün sendika şubelerinin bir araya gelmesi ve sınıf mücadelesi konusunda seminerler, paneller düzenlemesidir. Acil olarak sendikasız çalıştırılmama hususunda çözüm getirilmesidir. Yanlarına emek cephesini ve siyasi partileri alarak gündeme taşımasıdır. Biz işçilerin asıl görevi, çalışma hayatımızda ve sosyal haklarımızın korunmasını sağlamak için var olan sendikalarımızı yalnız bırakmadan, örgütlü bir şekilde bu mücadeleyi vermektir. Bilinmelidir ki biz işçiler birleşirsek, sınıf bilinciyle hareket edersek, sendikalar da birleşir ve güçlenir. İşte o zaman emek kazanır, işte o zaman sınıf kazanır. Bu kavga hepimizin, güçlerimizi birleştirelim ve bizler mal olmadığımızı hükümete duyuralım. Ağaya isyandı o filmde, bizleri yönetenlerin ağa olmadıklarını ve onları bizim seçtiğimizi hatırlatalım. Gelin mücadeleyi birlikte verip zaferi birlikte kutlayalım. Gelin mücadeleden korkmayalım. Çocuklarınızın gözlerine bakıp onlara güvencesiz bir gelecek bırakmaktan korkalım.
Tarlada çalışanın ektiği pamuğun, makinelerle gece gündüz demeden ipliğe dönüştürülmesinde çalışıyorlar. Onların da sorunları ve talepleri bizim sorunumuz ve dile getirildiğinde elbette destekleyeceğiz. Sağlıkçılar eylem yaparken, sosyal güvenlik yasası geçtiğinde, millet sanki bu sorun doktor ve sağlıkçıları ilgilendiriyor sandı. Oysa bu, bütün milleti ilgilendiriyordu ve herkesin canı yandı. Bugün sağlık da, eğitim de ticarete dönüştürülmek isteniyor. YİNE SUSACAK MIYIZ? Paran kadar sağlık, paran yoksa öl, diyorlar kabul mü edeceğiz? Bugünlerde öğretmenlerimiz taleplerimizi dile getiriyor; bugün sadece velilersiniz, yarın sizin çocuklarınız nasıl öğretmen, doktor olacaklar bir düşünün. Bugünü yaşayıp yarını düşünmesek kayıplarımız çok büyük olacak.
Bu sorun yalnız Adıyaman’ın sorunu değil, tüm Türkiye’nin sorunu. Hepimiz olduğumuz yerlerdeki sorunları görürsek çözümü de buluruz. Geçmişte Et Balık, çimento, Sümerbank ve hâlâ eylemleri süren TEKEL’i kaybediyoruz. Önümüzde TPAO ve TEDAŞ var; bunları da sessizce teslim mi edelim? Kamu çalışanları yarınları güvencesizlikten kurtarmak için mücadele ediyor ve taleplerini dile getiriyorken, önümüzde çok güzel fırsatlar var. 1 Mayıs’ta örgütlü bir biçimde ayrı baş çekmeden, tek derdimiz ekmek ve insana hizmet için çalışıp üretmekse; alanlarda buluşmaya, kendi bayramımızı ÇEMEN’in, TARİŞ’in zaferi ve TEKEL’in direnişiyle kutlamaya ve türküsü dilinde slogan olan İş, ekmek, özgürlüğü halkların kardeşliğiyle yaşamaya!..
İşsiz kardeşim, bunun kaderin olmadığını kabul et; bu ayıp senin değil, yaz talebini gel alana. Kendiniz için, kardeşiniz ve çocuklarınız için kahvehaneleri boşaltın. 1 MAYIS’ta alanlarda sesimizi duyuralım. Hep birlikte haykırırsak bastırmak için sesimizi güçleri yetmeyecektir. Biliyoruz ki “HAK VERİLMEZ ALINIR”, zafer sokakta kazanılır. 1 MAYIS’ı kutlamak 26 MAYIS’ta genel greve hazırız demektir.
Aynur Erbaş
Adıyaman TEKEL işçisi
www.evrensel.net