AVRUPA GERÇEĞİ

AVRUPA GERÇEĞİ

  • Yarın, işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs.


    Yarın, işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs.
    Avrupa’dan Afrika’ya, Amerika’dan Asya’ya yeryüzünün bütün kıtalarının bütün ülkelerinde aynı talepler, aynı özlemler dile getirilecek...
    Bugün kıtalar, ülkeler, inançlar, uluslar farklı olsa da aynı sınıfın ferdi, üyesi olmak önemli. İnsan bazen düşünmeden edemiyor... Var mı yeryüzünde bu kadar insanı aynı anda, aynı duygularla harekete geçiren başka bir bayram, mücadele günü?
    Bir ölçüde yeni yıla girişi ifade eden yılbaşı kutlamaları, en geniş paydada yerküre üzerindeki milyonlarca insanın aynı duygu ve temennilerle buluşmasına vesile oluyor. Bir mücadele gününden çok kutlamadan ibaret yılbaşında bile ortak dilekler; daha iyi bir gelecek, barış, adalet, sevgi, huzur...
    Dini cemaatler, kiliseler de kimi zaman dini bayramları insanlığın en geniş paydada birleştiği bayramlar olarak lanse ederler. Halbuki bu gerçeği tam ifade etmiyor. Çünkü; ırkları, ulusları farklı olan ayrı kıtalardaki milyonlarca, milyarlarca insan, aynı dine mensup olduğu için bir bayramı kutlarlarken, geride yine başka bir dine mensup milyonlarca, milyarlarca insan kalıyor. Yani dini bayramların etkisi fazla olsa da, kapsadığı alan ve hitap ettiği insan kitlesi bakımından sınırlı.
    Bu bakımdan rahatlıkla, 1 Mayıs dışında, yerküre üzerinde farklı inanç, ulus ve kültürlerden ama aynı kaderi paylaşan insanları birleştiren, harekete geçiren, ortak bir gelecek özlemini ifade eden başka bir bayramın olmadığını söyleyebiliriz.
    Tam da bu yüzden, gerçekten de 1 Mayıs’ta farklı “ulusların gürleyen sesi, yeri göğü sarsıyor”... (1 Mayıs Marşı)
    Bu “farklı ulusların gürleyen sesi”, en çok da farklı uluslardan emekçilerin bir arada yaşadığı, çalıştığı “göç” ülkelerinde hissediliyor. Örneğin; Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Belçika’da, Hollanda’da, ABD’de... 1 Mayıs gösterileri ve yürüyüşleri tam anlamıyla farklı uluslardan emekçilerin sınıf kardeşliğinin şenliğidir. Her ulustan, her renkten, her inançtan emekçiler, 1 Mayıs yürüyüşlerinde işçi sınıfının fertleri olarak el ele, kol kola, baskıcı, sömürücü zorbaların yok olup gitmesi için taleplerini haykırır.
    Ve yarın bir kez daha haykıracak.
    ***
    1 Mayıs’ın işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü ilan edilmesine kaynaklık eden Şikagolu işçilerin 8 saatlik iş günü talebi, bugün de kendisini acil bir şekilde hissettiriyor. 1 Mayıs’ın resmen işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü ilan edildiği 1890 yılından bu yana çok şey değişti, ama dünyanın bütün işçilerinin birleşip, baskısız ve sömürüsüz bir dünya kurması, ne yazık ki gerçekleştirilemedi.
    Büyük ilerlemeler sağlandı, başarılar elde edildi. Devrimler yapıldı, savaşlar kazanıldı, dünyanın üçte birinde işçi sınıfının taleplerine uygun düzenler kuruldu.
    120 yıl bazen uzun, bazen de kısa sayılabilir.
    Şikagolu işçilerin insanca yaşam ve çalışma koşulları için başlatmış olduğu mücadeleden bu yana işçi sınıfı, tarihin akışında önemli rol oynadı. Ama şimdi kimi noktalarda neredeyse 1800’lerin sonlarında gibiyiz. Burjuvazi, tekeller, onların siyasi temsilcisi partiler, 8 saatlik iş gününü çok görüp vahşi kapitalist kuralları ve koşulları geri getirmek istiyorlar.
    Şikagolu işçiler greve gittiklerinde, günde 12 saat çalıştıkları halde ancak 3 dolar kazanabiliyordu. Ve bu üç dolar ile ancak lokantada ucuz bir akşam yemeği yenilebiliyordu.
    Şimdi de koşullar pek farklı değil.
    Örneğin Almanya’da 300 bin işsiz, saati 1 avro olan işlerde kamu ve özel firmalar tarafından çalıştırılıyor. 8 saat boyunca yapılan iş karşılığında alınan 8 avro ile ancak ucuz bir akşam yemeği yenilebiliyor. Bugün ekonomik, sosyal koşullar emekçiler için gün geçtikçe biraz daha ağırlaşıyor. Zor bir dönemden geçiyoruz. “Ancak bu böyle gitmez...”
    Dünyanın bütün kıtalarında ve ülkelerinde bugün ayağa kalkacak milyonlarca işçi ve emekçinin haykırışı, bu zor dönemin sonunda, “mutlu bir hayatın filizlendiğinin” işaretidir.
    Şimdiden 1 Mayıs kutlu olsun!..
    YÜCEL ÖZDEMİR
    www.evrensel.net