Amerika’dan yüz bulamayan Ergenekoncular sanık oldu

Amerika’dan yüz bulamayan Ergenekoncular sanık oldu

Ertuğrul Mavioğlu ve Ahmet Şık’ın, Ergenekon’u konu alan kitapları, bugün sanık durumunda olan Ergenekoncuların amaçladıkları darbeyi gerçekleştirememelerinde Amerika’dan aradıkları desteği bulamamalarının önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor.


Ertuğrul Mavioğlu ve Ahmet Şık’ın, Ergenekon’u konu alan kitapları, bugün sanık durumunda olan Ergenekoncuların amaçladıkları darbeyi gerçekleştirememelerinde Amerika’dan aradıkları desteği bulamamalarının önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor.
Ergenekon davasında yargılanan ve bir kısmı tutuklanan darbeci generallerin, Genelkurmay’dan umdukları desteği bulamadıklarına da vurgu yapılan kitapta, şu tespite yer verildi: “Ortaya çıkan belgeler, 2002-2004 darbecilerinin emir komuta zincirine pek aldırış etmemiş olduğunu gösteriyor ki, bu, sorumluların yargılanmasına TSK’nın (kuşkusuz belirli sınırlar içinde) cevaz vermesi için yeter şart olarak görülebilir.”
AMERİKA GÖRÜŞMEDİ
Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile Ahmet Şık’ın ‘Kırk Katır Kırk Satır’ başlığını taşıyan ve biri ‘Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Klavuzu’ olarak çıkan, diğeri de ‘Ergenekon’da Kim Kimdir?’ sorusuna yanıt arayan iki ciltlik kitapları, Ergenekon sürecini, belirli bir analizden geçirerek tartışıyor.
Ergenekon sürecinin Türkiye’de kontrgerillayı tasfiyeye değil Ergenekon süreciyle gündeme gelen darbecileri yargılamayı hedef aldığının dile getirildiği kitapta, daha önce ‘başarıya’ ulaşmış askeri darbelerin büyük sermaye ve Amerikan desteğine sahip olduklarının açığa çıktığı hatırlatılıyor.
YÜZ BULAMADILAR
Kitapta bu gerçeğe dikkat çekildikten sonra şöyle devam ediliyor: “Bu gerçekleri kerteriz alırsak, arkasına ne büyük sermayeyi ne de ABD’yi alabilen Sarıkız, Yakamoz, Ayışığı, Eldiven gibi darbe girişimlerinin neden başarısız olduğu da kendiliğinden ortaya çıkar. Aslında, 2002-2004 arasındaki tarihsel kesitte hazırlanan darbe girişimleriyle ilgili ortaya çıkan belgeler, hem ABD hem de büyük sermaye desteği için çaba sarf edildiğini de ortaya koyuyor. Darbe için kolları sıvayan komutanların, ABD’ye temsilci gönderdikleri, fakat yüz bulamadıkları bilgisi sonradan el altından sızdırıldı. 2003-2005 yılları arasında Ankara Büyükelçisi olan Eric Edelman ile görüşen Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’ın 30 Kasım 2009 tarihli Milliyet’te çıkan yazısındaki şu cümleler, bu açıdan anlamlı: ‘İlginçtir ki, Ankara’da Amerikan Büyükelçiliği’nin kapısını çalmayan bazı kuvvet komutanları, ısrarla Amerikalılarla temas kurma girişiminde bulunmuş. Bu bilgiyi Ankara’da o dönem görev yapan bir başka üst düzey Avrupalı diplomat doğruluyor.’”
TSK TÖRPÜLENİYOR
Diğer yandan, generallerin bazı büyük patronlarla görüştükleri, fakat bekledikleri yeşil ışığın kendilerine bir türlü yakılmadığının Özden Örnek’e ait günlüklerde yazıldığı hatırlatılırken, Ergenekoncuların ‘ayak bağı’ olmaktan çıkarılmak istenmesinin arkasında bir başka önemli neden olarak da, ABD’nin yeni dönem bölge politikalarına dikkat çekiliyor: “ABD’nin Irak’tan çekilme sürecinde, Türkiye’yi de içerecek olan planların önündeki engellerin temizlenmesi ve bu çerçevede TSK içindeki bazı direnme noktalarının törpülendiği gibi nedenler oluşturmakta.”
(İstanbul/EVRENSEL)

BİR SANIK İCAT EDEN RÖPORTAJ
Ergenekon sürecini konu alan kitabın birinci cildinin en önemli bölümlerinden birini oluşturan, ‘Medya ve Ergenekon’ başlıklı bölümde, tekzip edilen bir röportajın yol açtığı sonuçlar örnekleniyor. Ergenekon sanıklarından Durmuş Ali Özoğlu ile yapılan ve 25 Mayıs 2006’da Tempo dergisinin yer verdiği röportajda, “2007 yılı içerisinde metropolleri kuşatan başta Kürt mafyası olmak üzere, tüm şehir terörüne karşı bir girişim başlatacaklarını; tam 2000 motorize ekipten oluşan telsizli istihbarat ekipleri hazırladıklarını, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta Kürt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacağını” söylüyordu. Bu ifadeler, birinci iddianamede önemli bir delil olarak sunulurken, Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde Özoğlu, bu ifadelerin kendisine ait olmadığını ve söz konusu röportajı tekzip etmiş olduğunu dile getiriyor. Özoğlu, Tempo’da çıkan haberlerin, Fikri Karadağ, Erkut Ersoy ve Hüseyin Görüm tarafından yalanlanmayıp sevinçle karşılanması üzerine, dernekten istifa ettiğini belirtiyor. Savcı, Özoğlu’nun bu anlatımlarıyla ilgili olarak röportajı yapan Tutkun Akbaş’ın da tanık olarak ifadesine başvuruyor. Akbaş ifadesinde, iddianameye konulan söz konusu bilgileri, kendisine Erkut Ersoy’un verdiğini; röportajda bu bilgileri Özoğlu’na sorduğunu ve Özoğlu’nun doğrulamadığını anlatıyor. Ancak buna rağmen Tutkun Akbaş’ın ‘acar gazeteciliği’, bir sanık icat edilmesinde etkili olmuş gibi görünüyor.
Fatih Polat
www.evrensel.net