BAKAN iSTiFA EDECEK Mi?

BAKAN iSTiFA EDECEK Mi?

Mısır ve soya ithalatı kat kat arttı. Artışın GDO yönetmeliğinin ardından gerçekleşmesi, Bakan Mehdi Eker’in, bir gram bile GDO’lu ürün girmeyeceği sözünü yeniden gündeme getirdi.


GDO’lu Ürünlerin İthalatı ve Denetimine Dair Yönetmeliğin geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe girmesiyle birlikte düşen mısır ve soya ithalatı, yönetmeliğin değiştirilmesinin ardından 100 gün içinde patladı. Değişikliklerin ardından mısır ithalatının 4 kat, soya ithalatının ise 18 kat arttığına dikkat çeken GDO’ya Hayır Platformu, ticaret ve rant için tüketicilerin ve çiftçilerin riske atıldığını vurguladı.
İTHALAT PATLAMASI YAŞANDI
GDO’ya Hayır Platformu, dün Ziraat Mühendisleri Odası’nda (ZMO) düzenlediği basın toplantısıyla GDO’lu Ürünler Yönetmeliği’ndeki değişikliklerin ardından GDO’lu ürün ithalatındaki artışa dikkat çekti. Platform adına konuşan ZMO Başkanı Gökhan Günaydın, 26 Ekim 2009 tarihinde çıkan yönetmelikle birlikte getirilen kurallar nedeniyle düşen GDO’lu ürün ithalatında 20 Kasım ve 20 Ocak’ta yapılan değişikliklerin ardından patlama yaşandığını söyledi. Günaydın, gıda ve yemlik mısır ithalatının 18 bin tondan 80 bin tona, yemlik soya ithalatının ise 10 bin tondan 294 bin tona çıktığını aktardı.
YÜZDE 8.3’Ü GDO’LU
Yönetmeliğin çıkmasının ardından bakanlık tarafından 11 Aralık 2009 tarihine kadar yapılan incelemelerde 1478 ithal ürünün 124’ünün GDO’lu olduğunun tespit edildiğini hatırlatan Günaydın, kasım ve ocak ayında yapılan yönetmelik değişiklikleri sonrası analiz zorunluluğunun ortadan kalkmasıyla, ürünlerin GDO’lu olup olmadıklarının belirlenemediğine dikkat çekti. İthal edilen ürünlerin ABD, Arjantin, Hindistan, Kanada ve Çin gibi GDO’lu üretim yapan ülkelerden getirildiğini belirten Günaydın, ithal ürünlerin analiz edilmemesinin vahim sonuçlara yol açacağı uyarısında bulundu.
‘GDO’LU ÜRÜN İTHALATI YASAKLANSIN’
Türkiye’ye yıllarca GDO’lu ürünlerin girişine seyirci kalan bakanlığa, risk yönetiminin devredilmesinin, kamu yararına sonuçlar doğuramayacağını belirten Günaydın, GDO’lu ürünlerin ithalatı ve transit geçişinin derhal yasaklanmasını istedi.
Türkiye’nin üretim kapasitesinin onarılması ve ihtiyaç duyulan tarımsal hammaddelerin yurtiçinde üretilmesi gerektiğini kaydeden Günaydın, “Halkın ve ülkenin yarar ve çıkarları, şirketlerin kâr hırsının üzerindedir. Tarım sektörünün üretim gücünün korunarak geliştirilmesi, halk sağlığının her türlü ticari kaygının üzerinde tutulması ve dünyanın en önemli gen merkezlerinden birisi olan ülkemizin genetik yıkıma sürüklenmemesi için ‘GDO’ya hayır’ diyoruz” dedi.
Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar da, Türkiye’nin GDO’lu üretim yapan şirketlerin kobayı haline getirilmesine izin vermeyeceklerini söyledi. (Ankara/
EVRENSEL)


HALK SAĞLIĞI TEHLİKEYE ATILDI

Gökhan Günaydın, “Ne yazık ki, GDO’lu ürünler konusunda ticaret ve rant için üretici ve tüketici konumundaki milyonlarca yurttaşımızın sağlığı riske atılmıştır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, yönetmelik değişiklikleriyle muafiyetin sağlandığı dönemlerde hangi firmaların ithalat yaptığını açıklamak zorundadır” dedi.
Bilimsel çalışmaların GDO’lu ürünlerin alerjik reaksiyonlara yol açtığı ve antibiyotiğe karşı diren yarattığının kanıtlandığını, uzun vadede çeşitli genetik bozukluklar ve organ hasarlara yol açtığını ortaya koyduğunu ifade eden Günaydın, bütün bunlar ortadayken ithalat serbestisi getiren Biyogüvenlik Kanunu ile hem çevre, hem halk sağlığının tehlikeye atıldığını söyledi. Günaydın, Biyogüvenlik Kurulu’nun kamu ağırlıklı olmasının ve kurula ticari tarafların eklenmesinin, kurulun tarafsızlığı ve bilimselliği konusunda kuşku doğurduğunu vurguladı.

BAKAN NE YAPACAK?

ZMO Genel Başkanı Gökhan Günaydın, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, yönetmelikte yapılan değişikliklerle ilgili “Türkiye’ye bir gram GDO’lu ürün girerse istifa ederim” sözlerini hatırlatarak, “Rakamlar ortada. Bakanlığın gözünün içine bakarak 100 binlerce ton GDO’lu ürün elini kolunu sallayarak Türkiye’ye giriyor” dedi.
Yaptıkları çalışmalar nedeniyle tehditler aldıklarını anlatan Günaydın, baskı ve tehditlerin kendilerini sindiremeyeceğini söyledi.

BAKANA BİR TEPKİ DE BESİCİDEN

TÜRKİYE’nin beşinci büyük besi bölgesi olan Amasya’nın Suluova ilçesinde besiciler, et ithalinden şikayetçi. Besiciler, yetkililerle görüşmek için salı günü Ankara’ya gidecek.
Besiciler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, et fiyatlarının yükselmeye başladığında ‘Kesinlikle ithal et söz konusu olamaz, bu hayvancılığımızın altına dinamit koymak gibi bir şey olur’ sözleri üzerine ahırlarına hayvan bağladıklarına dikkat çekerek, “Biz de etin bu kadar pahalı olmasını istemiyoruz. Bu olay bu seviyeye gelmeden tedbir alınmalıydı. Şimdi besicilerimizin zararını kim karşılayacak?” dedi.
Yüze yakın besicinin katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasında, Suluova Besiciler Kooperatifi Başkanı İdris Yavuz, Tarım Bakanı Mehdi Eker’i, et fiyatlarının yükselmeye başladığı ilk zamanlarda tedbir almamakla suçlayarak, “Fiyatların çıkmaya başladığı ve zarar ettiğimiz dönemlerde tarım bakanımızla ve diğer yetkililerle görüştük, kimse bu olaya müdahale etmedi. Üretici nasıl üretim yapıyor, maliyetleri ne diye sorgulamıyor. Herkes birkaç vurguncu için çaba sarf ediyor. Arada küçük üretici eziliyor. Tarım bakanı ‘Yeterince hayvanımız var’ diyerek defalarca ithal söz konusu olamaz diye açıklama yaptı. İki ay sonrasını görmeyen bakana ve 30-35 TL’ye et satan marketlere, kasaplara hesap sorulmuyor da niçin biz üreticilere hesap soruluyor?” diye konuştu.
Yavuz ayrıca, salı günü Suluova, Kars, Şanlıurfa, Elbistan, Balıkesir, Afyon gibi 15 il ve ilçe ile birlikte otobüslerle Ankara’ya giderek tepkilerini dile getireceklerini kaydetti. (AMASYA)
www.evrensel.net