UFUK

UFUK

  • Taksim’de yapılan 1 Mayıs kutlamaları çerçevesinde , Feriköy’de 5’i çocuk 17 kişinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında ...


    Taksim’de yapılan 1 Mayıs kutlamaları çerçevesinde , Feriköy’de 5’i çocuk 17 kişinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında Doğan Haber Ajansı’nın Muhabiri Uğur Can Emzikli gözaltına alındı.
    Gözaltına alınanlar, Uğur Can Emzikli’nin 5’i çocuk 17 kişiye para verip kutlamalara katılarak olay çıkarmalarını ve çıkacak olayı da haber yapmak istediğini öne sürüyor. 17 kişilik zanlı grubunun üzerinde yapılan aramada 1 döner bıçağı, 6 adet demir sopa ve 6 da tahta sopa çıkmış.
    Türkiye’de gazetecilik mesleğinin içinde bulunduğu durum açısından mutlaka üzerinde tartışmaya gerektiren bir durum ile karşı karşıyayız. Gazete yönetimlerinin, 28 Şubat sürecinde nasıl kullanıldıkları ve düzmece andıçların nasıl manşetlere taşındığı biliniyor. Bu konu çokça tartışıldı. Ancak bir de, istihbarat örgütlerinin, derin güçlerin yönlendirdiği, kendileri aracılığıyla haber sızdırdığı, istihbarat savaşlarına alet edilen gazeteciler var.
    İstihbarat örgütlerinin, seçtiği gazeteciler aracılığıyla bu türden ilişkiler geliştirdiği sır değil. Uğur Can Emzikli vakası da insana ister istemez bu gerçeği düşündürtüyor. Bu 1 Mayıs’ı, AKP’nin ‘açılım’ politikalarının bir parçası olarak gördüğü açıktı. Vali Muammer Güler’in açıklamalarında da, İstanbul’da AKP’nın ilçe örgütlerinin bile ‘Bir arada ve Barış İçinde 1 Mayıs Kutlu Olsun’ pankartları asmış olduğu gerçeğini de hatırlarsak, Hükümetin denetimindeki istihbarat örgütlerinin Uğur Can Emzikli’yi maniple etmiş olma ihtimali daha uzak bir ihtimal olarak duruyor. Ergenekon sürecinin işlediği ve birilerinin canını yakmaya devam ettiği şu günlerde, böylesi önemli bir eylemde hem ortalığı karıştırarak kendisini hatırlatmak, hem de hükümetin ‘açılım’ havasını dağıtmak adına, Ergenekon ve onunla ilişkili istihbarat örgütlerine kadar uzanabilecek ilişkiler ağı ise daha ciddi bir soru işareti olarak beliriyor. Elbette gerçek açığa çıkıncaya kadar, söz konusu muhabiri bir yönlendiren varsa, bunun hangi güçler olduğunun adını koyabilmek mümkün değil.
    Biraz daha olgular ve arşiv bilgisiyle ilerlemeye çalışalım. Bu olayı duyanlar daha önce Dolapdere’de gerçekleşmiş benzer bir olayı da hatırlayacaklardır. Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılması üzerine Beyoğlu’nda çıkan olaylarda göstericilere silah çektikleri iddia edilen 4 şüpheliden biri olan S.Z., şu ifadeleri kullanmıştı: “Bir muhabir, bana 500 TL verdi. Ben de silah çektim. Siz de 500 TL verin içeriye gireyim savcıyı rehin alayım.”
    Şimdi sıkı durun. Bu olayın haberini bulmak için yaptığımız İnternet aramasında 18.12.2009 tarihinde Radikal gazetesinde yayınlanmış olan habere rastladık. Haberin üzerinde de Taner Yener ile Uğur Can isimli iki muhabirin imzası var. Radikal’in Doğan Haber Ajansı’nın haberlerini kullandığı hatırlandığında bu Uğur Can ile son olayda adı geçen Uğur Can Emzikli aynı kişi olabilir mi, diye düşünmeden edemedik. Sorduk soruşturduk ve Doğan Haber ajansında başka bir Uğur Can olmadığını öğrendik.
    Şimdi şeytanın sor dediği soruya gelelim. Eğer iki Uğur Can da aynı kişi ise, ve Dolapdere’deki olayın şüphelilerinin, “Bir muhabir, bana 500 TL verdi. Ben de silah çektim” diye andıkları muhabir Uğur Can olabilir mi? Son olayda, yani 1 Mayıs’ta provokasyon yapmaları için kendilerine bir muhabirin para verdiğini söyleyen şüpheliler de, kendilerine para veren muhabirin daha sonra da olayın haberini yapacağını söylediğini anlatmıştı.
    Bu sorular yanıt bekliyor. Elbette gerçekler açığa çıkıncaya kadar yukarıda yazdıklarımız bir iddia durumundadır.
    Ama ciddi iddialardır ve bu ciddi iddiaların ciddi yanıtlara ihtiyacı var.
    Ve eğer bu 17 kişiyi iddia edildiği gibi bu muhabir bir araya getirmedi ise, o zaman kim getirdi? Neden bu kişiler 1 Mayıs’a katılanlara saldırtılmak istendi? Kim bunlar ve hangi saiklerle bir araya geldiler?
    FATİH POLAT
    www.evrensel.net