‘Mazlum devrimci’ filmleri bitsin

‘Mazlum devrimci’ filmleri bitsin

Yönetmen Metin Yeğin, ilk uzun metrajlı kurmaca filmi D izleyici ile buluşuyor. Metris firarını konu alan film...


Yönetmen Metin Yeğin, ilk uzun metrajlı kurmaca filmi D izleyici ile buluşuyor. Metris firarını konu alan film, İşçi Filmleri Festivali kapsamında, bugün İstanbul’da yarın da İzmir’de izleyici ile bulaşacak. Yeğin, diğer birçok 12 Eylül filmi gibi devrimcileri mazlum insanlar olarak göstermek yerine, “12 Eylül’e gol atmayı” seçmiş.
Belgesel filmleri, kitapları ve Dünyanın Sokakları programıyla tanınan Metin Yeğin’in son filminin konusu, 1988 yılında Metris Cezaevinde siyasi tutuklulukların yaptığı firar. Metin Yeğin, filme D isminin verilmesinin nedeninin D’nin devrimcilerin D’si olduğunu belirtiyor. Anlattığı öyküde abartı olmadığını söyleyen Yeğin, yaşanan olayın tamanının filme yansımadığını da dile getiriyor.
12 Eylül faşist darbesiyle birlikte devrimciler üzerindeki baskı ve işkencelere karşı direnen devrimcilerin, ardından tutsak edildikleri yerden kaçışlarını yansıtan yönetmen, izleyicinin bunun farkında olması gerektiğini düşünüyor.
12 EYLÜL’E GOL ATAN FİLM
Yönetmen Yeğin, yaptığı şeyi, “Yaşanan bu gerçekliği güneşin altına itmek” olarak niteliyor. Yönetmenin benzer filmlerle ilgili bir tespiti var; şimdiye kadar 12 Eylülle ilgili yapılan filmlerde solcuların ve devrimcilerin, hep dayak yiyen, ‘mazlum’ gibi gösterildiğini düşünüyor. Yeğin, bunu kabullenmemiş, belgesellerinde bu anlayışın dışında çıkmış: “Devrimciler sürekli sopa yiyen tarafı değildi, bütün olanaksızlıklar içerisinde direnişi örgütleyen insanlardılar ve inanılmaz şeyler örgütlediler... Geniş bir cephe olarak direndi insanlar. Örneğin en olanaksız görünen durumda bu firari örgütlediler.”
Filmdeki öykü, ’80’lerin sonlarına doğru, eski politikacılar Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan’ın tekrar dönüş yapıp Kenan Evren’le masaya oturdukları döneme denk geliyor. Yeğin, “Demirel’in meşhur bir lafı da vardı. ‘Devri sabık istemem’ diyerek, Kenan Evren’le masaya oturdular. Esas olarak burada gençler unutuldu. Gençler yokmuş gibi davranıldı. Devrimciler de kendi özgürlüklerini örgütlediler. D filmi de bunun öyküsü işte” diyor.
Yeğin, filmde genç nesillere, devrimcileri, ‘mazlum’, ‘güçsüz’ olarak değil, bütün baskılara karşın yaratıcılığı içeresinde yeni bir dünya bulmaya çalışan insanlar olarak göstermeye çalışıyor. Filmin bir umut filmi olduğunu yineleyen Yeğin, “Bu film 12 Eylül’e gol attığımız bir filmdir” diyor.
FONSUZ FİLM ÇEKİLEBİLİR
Yaşanan firarda 29 kişi yer almış, kaçanlar arasında Partizan, Devrimci Yol, Halkın Kurtuluşu, Partizan Yolu davasından yargılanan devrimciler bulunuyor. Filmin politik bir film olmadığını vurguluyor yönetmen, esasen cezaevi firarını anlatıyor. Son yıllarda bu tarzlarda filmlerin yapılmasının da önemli bir gelişme olduğunu düşünüyor.
D filminin bir özelliği de, Kültür Bakanlığı ve büyük fonlar olmadan yapılmış olması. Yeğin, böylece bağımsız ve kendi istedikleri gibi bir film yapıbileceğini gösterdiklerini anlatıyor. D, bir buçuk yılda çekilmiş. Filme daha önce bir televizyon kanalı için çektiği ve kitaplaştırdığı bir belgeselden kazandığı para ile başlamış. “Dedim ben bu parayla bir banka soygunu filmi yapacağım. D filmi aynı zamanda bir banka soygunu filmidir.”
Devrimcilerin egemenler gözünde hep suçlu olduklarını hatırlatan Yeğin, bu filmde bu ‘suçu’ işlemeye devam etmek istiyor. “Bu filmde de dünyayı değiştirmeye devam etmek istiyoruz. Çünkü bu dünyada her dakikada üç kişinin açlıktan öldüğü dünyanın değişmesini istiyoruz” diyor.
ESAS BÜTÇE DAYANIŞMA
Büyük bir dayanışmaya dayanan filmin çekiminin de ayrı bir öyküsü var. “Son dönemlerde filmlerin bütçesinin söylemek moda, biz de filmi 70 bin liralık bir bütçe ile tamamladık” diyor ama ona göre esas bütçe, filmde emeği geçen herkesin dayanışma göstermesi. “120 kişinin katkısı var. Belki unuttuuğum arkadaşlar da olabilir. Hayat Televizyonu’nun katkısı da var. Çekimlerin bir kısmını burada yaptık. Montaj yaptık. Oradaki arkadaşların emeği oldu.”
Film İşçi Filmleri Festivali kapsamında Ankara’daki galasının ardından, İstanbul ve İzmir’de, daha sonra da Diyarbakır ve Bolu’da da gösterime hazırlanıyor, ayrıca bunun dışında da izleyiciyle buluşacak. İstanbul’da bu akşamki gala, 19.30’da Fransız Kültür Merkezi’nde. Yönetmenin de katılacağı İzmir’deki gala ise, 19.30’da İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde. Bunun dışında İstanbul’daki gösterimler şöyle: 8 Mayıs cumartesi günü Tuzla YC İşçi Birliği Sosyal Merkez’de saat 15.00’te, Kartal Halkevi’nde saat 19.00’da, Kolektif Kültür Merkezi’nde ise saat 19.15’te gösterim var. 9 Mayıs Pazar günü ise Gaziosmanpaşa’daki Eğitim Sen 4 Nolu Şube’de 19.30’da D filmi gösterilecek. İşçi Filmleri Festivali kapsamında yapılacak bu gösterimler, ücretsiz.
(İstanbul/EVRENSEL)

‘METRİS FİRARI’ BEYAZPERDEDE

İlknur Yılmaz
Derya Kaya

Metin Yeğin’in “D” filmi Ankara’da izleyiciyle buluştu.
D filminde Turgay Tanülkü, Nebil Sayın, Selim Akgül, Murat Çıdamlı, Mustafa Diyar Demirsoy gibi oyuncular rol alıyor. “D” Filmi “imkansız” denilen ve Amerikan filmlerine taş çıkartacak şekilde gerçekleşen Metris firarın öyküsünü biraz da güldürerek anlatıyor seyirciye.
Galaya katılan filmin yönetmeni Metin Yeğin bugüne kadar birçok dizi ve filmin devrimcileri “mağdur” ve “mazlum” gibi gösterdiğini söyleyerek “Bu film tam tersine devrimcilerin ne kadar yaratıcı olduğunu ve en kötü zamanda bile bir çıkış yolu bulmaya çalışan yönlerini anlatmaya çalışıyor” dedi. Yeğin, filmin “gerçek olmayacak şekilde gerçek bir firar öyküsü” anlattığını belirterek “En zor denilen koşullarda bile bir şeyler yapabildiğimizi anlatmak ve gol atmak istedik” dedi.
ÖZVERİ VE EMEKLE ÇEKİLDİ
Filmde o dönemde siyasi görüşlerinden dolayı cezaevinde olan bir yazarı canlandıran Turgay Tanülkü de, kadroda kimsenin artistik bir oyunculuk sergilemediğini, oyuncuların birçoğunun cezaevi koşullarını bilen tecrübeli bir kadro olduğunu söyledi. Filmde bütün ekibin bir aile gibi çalıştığını söyleyen Tanülkü,” herkes parasal bir kaygısı olmadan emeğini ortaya koydu” dedi.
Görüntü Yönetmeni Seçkin Savaş ise, “Biz ne olduğumuzu, nereden geldiğimizi, bütçemizin ne olduğunu biliyoruz” diyerek bağımsız sinemanın bu şekilde yapılması gerektiğini ifade etti. Savaş, “Bizim ‘üç-beş milyon kişi filmimizi seyretsin, biz de bundan para kazanalım’ diye bir derdimiz yok” dedi.
Filmi 1700’lerde Fransızlardan kalan bir kibrit fabrikasını cezaevi haline getirerek çektiklerini söyleyen Savaş, filmin bütün ekibin özveriyle çalışması sonucu ortaya çıktığını belirtti.
(Ankara/EVRENSEL)
www.evrensel.net